Geçen gün bir kafede oturuyordum. Kahvemi beklerken etrafıma göz gezdirdim.

Yan masamda üç genç oturuyordu. Aslında üç kişi değil... Üç telefon ve ara sıra birbirine bakan üç insan vardı.

Muhtemelen buluşmak için günler öncesinden plan yapmışlardı. Hazırlanıp çıkmışlar, İstanbul trafiğini aşmışlar, aynı masada oturabilmek için zaman yaratmışlardı. Hepimiz biliyoruz ki artık bir araya gelmek eskisi kadar kolay değil.

Ama masada ne uzun bir sohbet vardı ne kahkaha ne de birbirini gerçekten dinleyen insanlar...

Bir ara şunu düşündüm: Acaba gerçekten buluşmak için mi buluşuyoruz? Yoksa artık aynı ortamda oturup telefonumuza bakabilmek için mi bir araya geliyoruz?

Sonra fark ettim ki bu sadece o masaya ait bir görüntü değildi. Belki de hepimiz biraz böyle olduk.

Yüz yüze sosyalleşmeye gidiyoruz ama ilk yaptığımız şey masayı, kahveyi ya da kendimizi fotoğraflamak oluyor. Paylaşım yapıyoruz, bildirimlere bakıyoruz. Kim beğendi, kim yorum yaptı derken aynı masadaki insanı kaçırıyoruz.

Bir anı yaşamaktan çok, o anı paylaşmaya odaklanıyoruz.

Telefon gerçekten bizi mi uzaklaştırdı? Yoksa biz konuşmayı mı unuttuk?

Artık arkadaşlarımızı aramıyoruz. Ses kaydı atıyoruz. Doğum günlerini uzun uzun kutlamıyoruz. Hazır mesajlar gönderiyoruz. Hatta bazen aynı evin içinde bile birbirimize WhatsApp'tan yazıyoruz.

Instagram'da ise herkesin hayatını biliyoruz. Nerede tatilde olduğunu, hangi restorana gittiğini, ne giydiğini ne yediğini ama gerçekten nasıl olduğunu bilmiyoruz. Çünkü artık nasılsın diye sormak yerine "Paylaşımlarını gördüm, keyfin yerinde." demeye başladık.

Belki de gerçekten keyfi yerindeydi. Belki de sadece güzel geçen bir günü paylaşmıştı. Belki paylaşımı yaptıktan bir saat sonra çok kötü hissetmeye başladı, bilmiyoruz çünkü sormuyoruz.

Bir insanın hayatını artık onun anlattıklarından değil, paylaştıklarından okumaya çalışıyoruz. Oysa bir Instagram hikâyesi hiçbir zaman bir insanın hissettiklerini anlatmaya yetmez. Bazen en çok gülen fotoğrafın arkasında en sessiz dönemler olur. Belki de sorun telefonlarda değil, sorun, ekrana ayırdığımız zamanı birbirimize ayıramamamızda.

Teknoloji gelişmeye devam edecek. Yeni uygulamalar çıkacak. Bildirimler hiç bitmeyecek ama umarım, telefonlarımızı masaya bırakıp gerçekten birbirimizin gözünün içine bakarak sohbet etmeyi unutmayız ve sürdürebiliriz. Çünkü bazen bir nasılsın sorusu, yüzlerce beğeniden çok daha kıymetlidir.