Siyasette makamlar gelip geçicidir. Asıl kalıcı olan ise insanların gönlünde bıraktığınız iz, kapısını çaldığınız vatandaş, dinlediğiniz dert, elini sıktığınız esnaf, gittiğiniz köy ve kurduğunuz gönül köprüleridir.
Bazen bir siyasi yöneticiyi değerlendirmek için makam odasına, kürsüsüne ya da yaptığı açıklamalara bakmak yeterli değildir.
Asıl bakılması gereken yer sokaktır. Vatandaşın arasına karışıyor mu? Köy köy geziyor mu? Esnafın, çiftçinin, gençlerin, kadınların, yaşlıların sesini dinliyor mu? Teşkilatını sahada tutabiliyor mu?
Ve en önemlisi, görevinin sorumluluğunu gerçekten omuzlarında hissediyor mu?
İşte AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Hamit Sümer, 4 Temmuz’da başladığı görevinden bu yana yaklaşık iki buçuk aylık kısa bir süre içerisinde ortaya koyduğu çalışma temposuyla, bu soruların önemli bölümüne sahada cevap vermeye başladı.
Ben Hamit Sümer’i bugün tanımıyorum. Kendisini yaklaşık 21 yıldır yakından tanıyorum. Ailesini, geçmişini, siyasi çevresini ve yetiştiği ortamı biliyorum. Sümer ailesi Diyarbakır siyasetinde yabancı bir aile değildir.
Merhum babası Salih Sümer, Milletvekilliği ve Devlet Bakanlığı yapmış, Diyarbakır siyasetine önemli izler bırakmış bir isimdi. Aile içerisinden Milletvekilliği yapmış isimler de oldu.
Dolayısıyla Hamit Sümer, siyasetin dışından gelip bir anda siyaset sahnesine çıkan bir isim değil.
Siyasetin atmosferini çocukluğundan itibaren bilen, halkla temasın, insan ilişkilerinin ve özellikle Diyarbakır’ın kırsal yapısının ne anlama geldiğini bilen bir aileden geliyor.
Ancak burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor. Bir ailenin siyasi geçmişi, tek başına başarı garantisi değildir.
Geçmişten gelen bir soyadı size kapıları açabilir, fakat o kapılardan içeri girdiğinizde halkın gönlünde yer edinmek tamamen sizin performansınıza bağlıdır.
Hamit Sümer’in bugün yaptığı da tam olarak budur. İlk iş olarak kendi kapısının önünden başladı.
Göreve geldiği ilk günlerde parti binasında yaptığı düzenleme ve yenileme çalışmaları belki dışarıdan bakıldığında basit bir detay gibi görülebilir.
Bence değildir. Çünkü bir siyasi partinin il binası yalnızca yöneticilerin toplantı yaptığı bir bina değildir. Orası teşkilatın evidir.
Vatandaşın kendisini rahat hissedeceği, teşkilat mensubunun aidiyet duyacağı, milletvekillerinin, belediye başkanlarının, ilçe başkanlarının ve parti yöneticilerinin ortak bir çalışma zemini bulacağı bir merkezdir.
Hamit Sümer işe önce buradan başladı. Fakat asıl dikkat çekici olan, binadaki düzenlemelerden sonra sokağa çıkmasıydı. Çünkü siyasetin gerçek merkezi parti binası değil, millettir.
Kapısını halka açtı, ardından sokağa çıktı. Hamit Sümer’in göreve başlamasından bu yana ortaya koyduğu en önemli görüntülerden biri, il başkanlığının kapılarını halka açması oldu.
Ancak bununla da yetinmedi. Köy köy dolaştı. Mezra mezra vatandaşın ayağına gitti. Sokak sokak esnafla, vatandaşla bir araya geldi. Diyarbakır’ın merkezinden kırsalına kadar uzanan geniş bir coğrafyada insanlarla temas kurmaya başladı.
Bu, Diyarbakır gibi sosyal dokusu güçlü, vatandaşın siyasetçiden öncelikle samimiyet ve ulaşılabilirlik beklediği bir şehir açısından son derece önemli.
Çünkü Diyarbakır’da insanlara yalnızca kürsüden seslenerek siyaset yapamazsınız. İnsanların evine, iş yerine, köyüne, mahallesine gitmeniz gerekir. Onu dinlemeniz gerekir.
Bazen bir vatandaşın saatlerce anlattığı sorunu sabırla dinlemek, kürsüde yapılan uzun bir konuşmadan çok daha değerlidir.
Hamit Sümer’in çalışma temposunda dikkat çeken bir başka nokta ise zaman kavramını adeta ortadan kaldırması. Göreve başladığı günden bu yana çalışmalarının çoğu zaman gece geç saatlere kadar sürdüğünü görüyoruz.
Öyle ki, gece saat 03’ten önce evine gidebildiği günlerin dahi oldukça az olduğunu söylemek mümkün. Elbette siyaset sadece çok çalışmak değildir.
Çalışmanın yanında doğru planlama, doğru kadro, doğru iletişim ve doğru siyasi dil de gerekir. Ancak bugün Diyarbakır’da Hamit Sümer açısından gördüğüm en önemli şeylerden biri, görevinin sorumluluğunu bir makam olarak değil, bir emanet olarak görmesi.
Hamit Sümer’in en önemli avantajlarından birinin de insan ilişkileri olduğunu düşünüyorum. Kendisini uzun yıllardır tanıyan biri olarak bunu rahatlıkla ifade edebilirim.
Özellikle kırsal kesimle kurduğu iletişim, vatandaşla diyalog kurma biçimi ve farklı kesimleri bir araya getirebilme özelliği dikkat çekiyor.
Diyarbakır’ın siyasetinde toparlayıcı bir profile ihtiyaç var. Çünkü bu şehir yalnızca merkez ilçelerden ibaret değil.
Diyarbakır, köyleriyle, ilçeleriyle, mahalleleriyle, esnafıyla, çiftçisiyle, gençleriyle, kadınlarıyla ve farklı toplumsal kesimleriyle bir bütündür.
Şehrin bütününe dokunmak istiyorsanız bütün bu kesimlere ulaşmanız gerekir. Hamit Sümer’in son iki buçuk aylık performansında gördüğümüz temel yaklaşım da bu.
Dinlemek.
Not almak.
Vatandaşın ayağına gitmek.
Teşkilatı hareketlendirmek. Ve bütün bunları yaparken insanları ayrıştırmak yerine bir araya getirmeye çalışmak. Diyarbakır siyaseti için umut veren bir tablodur bu.
Bugün geldiğimiz noktada Hamit Sümer’in önünde daha uzun bir yol var. İki buçuk ay, bir siyasi yöneticinin başarısı hakkında kesin hüküm vermek için elbette yeterli değildir.
Asıl sınav bundan sonra başlayacak. Ancak kısa süre içerisinde ortaya koyduğu performans, Diyarbakır siyaseti açısından önemli bir umut vermekte. Çünkü vatandaş artık yalnızca konuşan siyasetçi istemiyor.
Dinleyen, sahaya inen, ulaşılabilir olan ve sorunların peşinden giden siyasetçi istiyor. Hamit Sümer’in şu ana kadar verdiği görüntü de tam olarak bu yönde.
Burada bir gazeteci olarak benim için önemli olan başka bir konu daha var.
Ben yaklaşık 21 yıldır Hamit Sümer’i tanıyorum. Ailesini biliyorum. Merhum babası Salih Sümer’i, onun Diyarbakır siyaseti içerisindeki yerini ve bıraktığı izleri de biliyorum.
Dolayısıyla bugün Hamit Sümer hakkında yazarken yalnızca son iki buçuk aylık görüntüsüne bakmıyorum. Onu yıllardır tanıyan biri olarak, kişiliğini, insan ilişkilerini ve siyasetle kurduğu bağı da değerlendiriyorum.
Ve bugün sahada gördüğüm Hamit Sümer’in, geçmişten aldığı tecrübeyi kendi çalışma anlayışıyla birleştirmeye çalıştığını görüyorum.
Siyasette bazen çok konuşulur. Bazen çok söz verilir. Bazen büyük cümleler kurulur. Ama halkın hafızasında kalan çoğu zaman bunlar değildir.
Bir köy ziyareti kalır. Bir esnafın derdini dinlemek kalır. Bir vatandaşın kapısını çalmak kalır. Bir taziyede acıyı paylaşmak kalır. Bir düğünde mutluluğa ortak olmak kalır. Bir gencin elini sıkmak kalır. Bir teşkilat mensubunun yanında olmak kalır. İşte siyaset biraz da budur.
Hamit Sümer’in bugün ortaya koyduğu çalışma anlayışının değerini de burada görmek gerekiyor. Makamdan sokağa, sokaktan vatandaşa uzanan bir siyaset anlayışı. Diyarbakır’ın buna gerçekten ihtiyacı var. AK Parti teşkilatının buna ihtiyacı var. Diyarbakır siyasetinin bütün olarak buna ihtiyacı var.
Şimdi asıl mesele devamlılık. Hamit Sümer’in ortaya koyduğu bu enerjiyi koruması ve bunu kalıcı bir teşkilat çalışmasına dönüştürmesi bundan sonraki süreçte en önemli mesele olacaktır.
Çünkü siyaset kısa süreli bir heyecan değil, uzun soluklu bir maratondur. Bugün köy köy dolaşmak önemlidir. Ama yarın da dolaşabilmek daha önemlidir.
Bugün vatandaşın kapısını çalmak önemlidir. Ama yarın vatandaşın sizi yine yanında bulabilmesi daha önemlidir.
Bugün teşkilatı hareketlendirmek önemlidir. Ama bunu sürekli hale getirmek asıl başarıdır. Bu nedenle Hamit Sümer’in önünde önemli bir fırsat var.
Diyarbakır’ın bütün renklerini kucaklayan, merkez ile kırsal arasındaki bağı güçlendiren, teşkilatı sahada tutan ve vatandaşın kendisine rahatlıkla ulaşabildiği bir il başkanlığı anlayışını kalıcı hale getirebilmesidir.
Şimdilik gördüğümüz tablo son derece umut verici. Çünkü karşımızda makam odasında oturup telefon bekleyen bir il başkanından ziyade, telefonu elinde, ayağı sahada, vatandaşın arasında bir il başkanı görüntüsü var.
Ve Diyarbakır’da siyasetin en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de tam olarak bu. İnsana dokunan siyaset.
Hamit Sümer’in yaklaşık iki buçuk aylık performansını değerlendirirken hakkını teslim etmek gerekiyor.
Henüz yolun başında. Önünde çözmesi gereken çok sayıda mesele, cevap vermesi gereken çok sayıda beklenti var. Fakat şimdiden ortaya koyduğu çalışma azmi, halkla kurduğu iletişim, kırsala verdiği önem ve toparlayıcı siyasi profili, Diyarbakır adına olumlu bir tablo ortaya koyuyor.
Ben şahsen, 21 yıldır tanıdığım Hamit Sümer’in bu tempoyu ve samimiyeti koruması halinde Diyarbakır siyasetinde önemli bir iz bırakacağına inanıyorum.
Çünkü siyaset sadece makam değildir. Siyaset, milletin gönlüne girebilmektir. Ve bunun yolu da çok basittir.
Sokağa çıkacaksın.
İnsanı dinleyeceksin.
Derdine ortak olacaksın.
Çözüm için mücadele edeceksin.
Hamit Sümer bugün bunu yapmaya çalışıyor. Şimdi Diyarbakır’ın beklentisi, bu enerjinin ve bu saha siyasetinin aynı kararlılıkla devam etmesi.
Çünkü Diyarbakır, kendisine uzanan samimi bir eli görür. Ve samimiyeti de samimiyetsizliği de çok iyi bilir.