Bir Yazar, Bir Hafıza, Bir Hançepek Çocuğu:

Mıgırdiç Margosyan

Migirdic

“Diyarbakır’dan ayrıldım ama Diyarbakır’la olan bağım hiç kopmadı.

Diyarbakır benim bir parçam,

ben de onun bir parçasıyım.”

Bu sözler Mıgırdiç Margosyan’a ait.

Belki de bütün hayatını ve eserlerini anlatan en kısa cümlelerdi.

23 Aralık 1938’de Diyarbakır’ın Hançepek Mahallesi’nde, halk arasında bilinen adıyla Gâvur Mahallesi’nde dünyaya geldi.

Çocukluğu o mahallenin taş sokaklarında,

komşulukların ve dostlukların iç içe geçtiği günlerde geçti.

Süleyman Nazif İlkokulu’nda başlayan eğitim hayatı, İstanbul’da devam etti.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nden mezun oldu.

Öğretmenlik yaptı.

Okul yöneticiliği yaptı.

Ticaretle uğraştı.

Ama hangi işi yaparsa yapsın, çocukluğunun geçtiği Hançepek hiçbir zaman ondan uzaklaşmadı.

Yıllar sonra kalemine sarıldığında yalnızca hikâyeler yazmadı.

Mahallesini yazdı.

Çocukluğunu yazdı.

Diyarbakır’ı yazdı.

“Gâvur Mahallesi”, “Söyle Margos Nerelisen?”, “Biletimiz İstanbul’a Kesildi” ve “Tespih Taneleri” gibi eserleriyle yalnızca bir dönemi değil, kaybolmaya yüz tutan bir hayatı da kayıt altına aldı.

Onun kitaplarında Diyarbakır yalnızca bir şehir değildir.

Bir çocukluk hatırasıdır.

Bir özlemdir.

Bir sestir.

Bir hafızadır.

1993 yılında dostlarıyla birlikte Aras Yayıncılık’ın kuruluşunda yer aldı.

Türkçe ve Ermenice yazdığı eserlerle farklı kültürler arasında köprüler kurdu.

Eserleri çeşitli dillere çevrildi.

Ama onu okuyanların hafızasında en çok Hançepek’in insanları ve Diyarbakır’ın unutulmayan hikâyeleri kaldı.

2 Nisan 2022’de aramızdan ayrıldı.

Fakat geride yalnızca kitaplar bırakmadı.

Bir mahallenin sesini,

bir şehrin hafızasını,

ve insanların birbirine kirve diye seslendiği günleri de bıraktı.

Bugün Hançepek diye bir mahalle yok.

O evlerin kapıları açılmamak üzere kapandı.

Ama Mıgırdiç Margosyan’ın satırlarında Hançepek hâlâ yaşamaya devam ediyor.