Bazı insanlar vardır, bulundukları makamla değil, geride bıraktıkları eserlerle, yetiştirdikleri insanlarla ve şehre kattıkları değerlerle anılırlar. Prof. Dr. Kamuran Eronat da benim gözümde böyle bir isim.
Diyarbakır’ın yetiştirdiği önemli akademisyenlerden biri olan Eronat, yıllardır Türk dili ve edebiyatı alanında yaptığı bilimsel çalışmalarla yalnızca akademik dünyaya değil, kültür hayatımıza da önemli katkılar sunuyor.
Bugün Dicle Üniversitesi Rektörü olarak üniversitenin gelişimi için ortaya koyduğu çalışmalarla gündeme gelen Prof. Dr. Eronat’ın bir başka önemli yönü ise edebiyat tutkusu ve kaleme aldığı eserler.
Çünkü onun hikayesi yalnızca bir rektörlük hikayesi değil. Aynı zamanda kitaplarla, edebiyatla, araştırmayla ve Diyarbakır’ın kültürel hafızasını geleceğe taşıma çabasıyla örülmüş bir akademik yolculuk.
Ve bu yolculukta benim özellikle üzerinde durmak istediğim bir eser var.
“Diyarbakır’ın Mahcup Delikanlısı Cahit Sıtkı Tarancı…”
Bir şairin hayatından bir şehrin hafızasına.
Cahit Sıtkı Tarancı denildiğinde akla ilk gelen elbette “Otuz Beş Yaş” şiiridir. Ancak Cahit Sıtkı yalnızca bir şiirin şairi değildir.
Onun dünyasında Diyarbakır vardır.
Suriçi vardır.
Çocukluk vardır.
Yalnızlık vardır.
Memleket özlemi vardır.
Yaşama sevinciyle ölüm düşüncesinin yan yana yürüdüğü derin bir iç dünya vardır.
İşte Prof. Dr. Kamuran Eronat’ın “Diyarbakır’ın Mahcup Delikanlısı Cahit Sıtkı Tarancı” adlı çalışması, bu büyük şairi yalnızca biyografik bilgiler üzerinden değil, onun insani ve edebi dünyası üzerinden anlamaya çalışan önemli bir çalışma olarak öne çıkıyor.
Eser, Cahit Sıtkı’nın hayatını, edebi kişiliğini, iç dünyasını ve Diyarbakır’la olan bağını ele alırken aslında bir şairin hikayesinden çok daha fazlasını anlatıyor.
Bir şehrin yetiştirdiği değerin izini sürüyor. Diyarbakır’ın taş sokaklarından, tarihi evlerinden ve kadim hafızasından çıkan bir şairin Türkiye edebiyatındaki yerini yeniden hatırlatıyor.
Şimdi sıra belgeselde…
Ve işte tam burada bu kitabın hikayesini daha da anlamlı kılan önemli bir gelişme var.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Diyarbakır’da düzenleyeceği Kültür Yolu Festivali kapsamında, “Diyarbakır’ın Mahcup Delikanlısı Cahit Sıtkı Tarancı” eserinin belgesel çalışmasına dönüştürülmesinin planlanması, bana göre yalnızca bir edebiyat çalışmasının görsel alana taşınması değildir.
Bu aynı zamanda Diyarbakır’ın kültürel hafızasının kayıt altına alınmasıdır.
Kitap sayfalarında anlatılan Cahit Sıtkı’nın hayatının; doğduğu evde, büyüdüğü şehirde, Suriçi’nin tarihi dokusunda ve bugün onun adını yaşatan mekanlarda yeniden anlatılması, şairin hikayesini gelecek kuşaklara taşıyacak önemli bir çalışma olacaktır.
Belgeselin, Cahit Sıtkı Tarancı’nın 1910 yılında dünyaya geldiği ve bugün müze olarak hizmet veren tarihi Diyarbakır evini ve Sur bölgesini merkeze alması da bu açıdan son derece anlamlı.
Çünkü bazı hikayeler yalnızca anlatılmaz. Mekanlarıyla birlikte yaşatılır.
Prof. Dr. Kamuran Eronat’ın edebiyat alanındaki çalışmalarını değerlendirirken, onun yıllar içerisinde oluşturduğu akademik birikimi de göz ardı etmemek gerekiyor.
Fırat Üniversitesi’nde başlayan eğitim hayatı, yüksek lisans ve doktora çalışmaları, ardından Dicle Üniversitesi’nde 1994 yılında başlayan akademik görev süreci…
Araştırma görevliliğinden profesörlüğe uzanan yaklaşık otuz yıllık akademik birikim…
Türk romanı ve Türk şiiri üzerine yapılan çalışmalar…
Kitaplar, makaleler ve bilimsel araştırmalar… Bütün bunlar Eronat’ın edebiyat dünyasındaki yerini ortaya koyan önemli çalışmalar.
Bugün Dicle Üniversitesi Rektörü olarak da üniversitenin gelişimi için ortaya koyduğu çalışmalarla dikkat çeken Prof. Dr. Eronat’ın, akademik kimliğini ve edebiyatçı yönünü aynı anda sürdürüyor olması ayrıca kıymetli.
Bir tarafta üniversitenin yönetimi, akademik gelişimi ve kurumsal çalışmaları… Diğer tarafta kitaplar, araştırmalar ve edebiyat…
Bu iki alanı birlikte yürütmek kolay değil. Ancak Eronat’ın ortaya koyduğu çalışmalar, akademik hayatının yanında edebiyata verdiği önemi de gösteriyor.
Cahit Sıtkı’yı yeniden okumak. “Diyarbakır’ın Mahcup Delikanlısı Cahit Sıtkı Tarancı” kitabının bence en önemli taraflarından biri de şu. Bize Cahit Sıtkı’yı yeniden okutuyor.
Belki yıllardır “Otuz Beş Yaş” şiirini biliyoruz. Belki “Memleket İsterim” dizelerini hatırlıyoruz. Belki “Desem Ki” şiirinin mısralarını biliyoruz.
Ama bir şairin eserlerini bilmek başka, o eserlerin arkasındaki insanı tanımak başka.
Cahit Sıtkı’nın yalnızlığını, ölüm düşüncesini, yaşama sevincini, memleket özlemini ve edebi arayışlarını anlamaya çalıştığımızda onun şiir dünyası da başka bir anlam kazanıyor.
Prof. Dr. Kamuran Eronat’ın çalışması bu açıdan önemli. Çünkü Cahit Sıtkı’yı sadece anlatmıyor; onu anlamaya çalışıyor.
Diyarbakır tarih boyunca çok önemli isimler yetiştirmiş bir şehir. Şairleriyle, yazarlarıyla, sanatçılarıyla, bilim insanlarıyla Türkiye’nin kültür hayatında kendisine önemli bir yer edinmiş kadim bir şehir. Cahit Sıtkı Tarancı da bu kültür hazinesinin en kıymetli isimlerinden biridir.
Dolayısıyla onun hayatının ve eserlerinin yeni kuşaklara aktarılması, yalnızca edebiyat dünyası açısından değil, Diyarbakır’ın kültürel tanıtımı açısından da önem taşıyor.
İşte Prof. Dr. Kamuran Eronat’ın kitabının belgesel olarak izleyiciyle buluşacak olması da bu nedenle ayrıca değerli.
Bir akademisyenin kaleme aldığı eser…
Bir şairin hayatı…
Bir şehrin hafızası…
Ve bütün bunları buluşturacak bir belgesel… Bence ortaya çok anlamlı bir kültür köprüsü çıkıyor. Edebiyata emek verenlere teşekkür etmek gerekir
Bugün bir üniversitenin rektörlüğünü yürütmek büyük bir sorumluluk.
Fakat akademik sorumluluğun yanında kültüre ve edebiyata yatırım yapmak, geçmişin değerlerini araştırmak ve bunları gelecek kuşaklara aktarmak da en az bunun kadar önemli.
Prof. Dr. Kamuran Eronat’ın Cahit Sıtkı Tarancı üzerine yaptığı çalışma bu açıdan takdiri hak eden bir emek.
Çünkü bir şairi yeniden gündeme getirmek, aslında bir şehrin hafızasını yeniden hatırlatmaktır.
Diyarbakır’ın “Mahcup Delikanlısı”nı yeniden anlatmak, onun şiirlerini yeniden okutmak ve hayatını belgesel aracılığıyla daha geniş kitlelere ulaştırmak, Diyarbakır’ın kültür dünyasına bırakılacak kıymetli bir mirastır.
Dileğim, bu belgeselin Kültür Yolu Festivali kapsamında geniş kitlelerle buluşması ve Cahit Sıtkı Tarancı’nın hikayesinin yalnızca Diyarbakır’da değil, Türkiye’nin dört bir yanında daha fazla insana ulaşmasıdır.
Ve elbette bu vesileyle, yıllarını Türk edebiyatına veren, kitaplarıyla, araştırmalarıyla ve akademik çalışmalarıyla kültür hayatımıza katkı sunan Prof. Dr. Kamuran Eronat’a da teşekkür etmek gerekir.
Çünkü bazı eserler yalnızca raflarda durmaz. Şehrin hafızasına yerleşir.
“Diyarbakır’ın Mahcup Delikanlısı Cahit Sıtkı Tarancı” da işte böyle bir eser.
Bir kitap olarak başladı. Şimdi belgesel olarak yeni bir yolculuğa hazırlanıyor.
Ve belki de yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda, bu çalışmanın yalnızca Cahit Sıtkı Tarancı’yı değil, Diyarbakır’ın kültürel hafızasını geleceğe taşıyan önemli çalışmalardan biri olduğunu göreceğiz.