Bazı şehirler vardır, tarihini yalnızca kitaplarda değil, taşlarında, sokaklarında, türkülerinde ve insanların hafızasında yaşatır. Diyarbakır işte böyle bir şehirdir.

Binlerce yıllık geçmişiyle medeniyetlerin buluşma noktası olmuş, surlarıyla tarihe tanıklık etmiş, Dicle’nin bereketiyle büyümüş bu kadim şehir, sahip olduğu kültürel mirasla yalnızca bölgenin değil, Anadolu ve Mezopotamya’nın en önemli değerlerinden biridir.

Şimdi Diyarbakır’ın bu kadim hikayesi, 19 Eylül Cumartesi günü Zerzevan Kalesi’nde müzikle yeniden hayat bulacak.

Diyarbakır Tanıtma Kültür ve Yardımlaşma Vakfı’nın, yani DİTAV’ın öncülüğünde gerçekleştirilecek “Senfonik Diyarbakır Türküleri” konseri, bana göre bir konserden çok daha fazlasıdır.

Bu etkinlik, Diyarbakır’ın tarihini, kültürünü ve müziğini aynı sahnede buluşturan önemli bir kültür projesidir.

Tarih ve müzik aynı sahnede

Düşünün…

Bir tarafta binlerce yıllık geçmişe sahip Zerzevan Kalesi. Diğer tarafta Diyarbakır’ın hafızasına kazınmış türküler. Ve bu eşsiz atmosferde yükselen senfoninin sesi…

İşte bu tablo bile insanın yüreğinde büyük bir heyecan oluşturuyor.

Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın eşlik edeceği, Şef Eray İnal’ın yöneteceği gecede Pınar Ayhan, Bedri Ayseli, Kadir İpek, Rojin, Emin Taşın, Senem Akdemir ve Emre Sınanmış sahne alacak.

Diyarbakır’ın ezgileri bu kez senfonik düzenlemelerle hayat bulacak. Aslında burada yapılmak istenen çok kıymetli.

Geçmiş ile bugünü, geleneksel müzik ile çağdaş sanat anlayışını ve tarihi miras ile kültürel üretimi aynı noktada buluşturmak…

İşte kültürün gerçek gücü de burada ortaya çıkıyor.

Zerzevan yalnızca bir kale değildir Zerzevan Kalesi’ne baktığımızda yalnızca tarihi bir yapı görmemeliyiz. Orada binlerce yıllık bir medeniyetin izleri var.

Geçmişten bugüne ulaşan taşlar, yapılar ve kalıntılar, bu toprakların ne kadar büyük bir tarihsel mirasa sahip olduğunu anlatıyor.

UNESCO Dünya Mirası geçici listesi’nde yer alan Zerzevan’ın böyle önemli bir kültür sanat etkinliğine ev sahipliği yapması, aynı zamanda bu eşsiz mirasın daha geniş kitlelere tanıtılması açısından da büyük önem taşıyor.

Çünkü tarihi korumak kadar, tarihi anlatmak da önemlidir. Bir şehri dünyaya tanıtmanın en etkili yollarından biri de onun kültürünü ve sanatını anlatmaktır.

DİTAV’ın yaptığı tam olarak budur. Bir hayalin gerçeğe dönüşmesi.

DİTAV Başkanı Aysu Aksu Günay’ın Zerzevan Kalesi’nde konser düzenleme hayalinin yıllar öncesine dayanması, bu etkinliğe ayrı bir anlam katıyor.

Aysu hanımın Diyarbakır sevgisi ve bu kadim şehrin kültürel mirasını daha geniş kitlelere tanıtma arzusu, ortaya konulan projenin temel motivasyonlarından biri.

Bazen bir şehre hizmet etmek büyük cümleler kurmakla değil, büyük işler yapmakla mümkündür.

Bir hayali yıllarca taşımak… O hayali bir projeye dönüştürmek… Ve sonunda binlerce insanın karşısına çıkarmak…

İşte bunun adı kültüre hizmettir. DİTAV’ın bu organizasyonu da bu anlayışın güzel bir örneğidir.

Diyarbakır’ın türküsü başka güzeldir. Diyarbakır’ın türkülerinde bu şehrin hikayesi vardır. Sevinci vardır. Özlemi vardır. Aşkı vardır. Hasreti vardır.

Sokakları, taş evleri, surları, Dicle’si ve insanları vardır. Bir Diyarbakır türküsü dinlediğinizde yalnızca bir ezgi duymazsınız.

Bir şehrin hafızasına dokunursunuz. İşte 19 Eylül akşamı Zerzevan’da yapılacak konserin en önemli taraflarından biri de budur.

Diyarbakır’ın müziği, tarihinin en önemli mekanlarından birinde yankılanacak. Binlerce yıllık taşların arasında yükselen türküler, geçmişle bugün arasında bir köprü kuracak. Kültür, şehrin en güçlü tanıtım aracıdır

Diyarbakır’ın sahip olduğu değerleri anlatmak hepimizin sorumluluğudur. Bu şehir yalnızca haberlerle, gündelik tartışmalarla veya siyasi gelişmelerle anılmamalı.

Diyarbakır denildiğinde akla aynı zamanda tarih gelmeli. Kültür gelmeli. Sanat gelmeli. Müzik gelmeli. Gastronomi gelmeli. Dengbêjlik geleneği gelmeli.

Diyarbakır’ın eşsiz mimarisi ve binlerce yıllık medeniyet birikimi gelmeli. Çünkü Diyarbakır’ın dünyaya anlatacak çok büyük bir hikayesi var. Bu hikayeyi anlatmanın yolu da böylesine değerli kültür projelerinden geçiyor.

19 Eylül akşamı Zerzevan Kalesi’nde yalnızca bir konser izlemeyeceğiz. Bir şehrin hafızasına tanıklık edeceğiz.

Diyarbakır’ın türkülerini dinlerken arkamızda binlerce yıllık bir tarihin durduğunu hissedeceğiz.

Senfoninin notaları Zerzevan’ın taşlarına çarparken, Diyarbakır’ın kadim hikayesi bir kez daha gökyüzüne yükselecek.

Bu nedenle DİTAV’ı ve emeği geçen herkesi kutlamak gerekiyor. Çünkü böyle projeler, yalnızca bugüne değil, geleceğe de bırakılan kültürel miraslardır.

Diyarbakır’ı seven herkesin ortak bir sorumluluğu var. Bu şehrin tarihini korumak, kültürünü yaşatmak ve güzelliklerini dünyaya anlatmak.

19 Eylül’de Zerzevan’da yapılacak “Senfonik Diyarbakır Türküleri” konseri de işte bu sorumluluğun sanatla buluşmuş en güzel örneklerinden biri olacak.

O gece Zerzevan’ın taşları susacak, türküler konuşacak.

Senfoni yükselecek.

Diyarbakır’ın sesi gökyüzüne ulaşacak.

Ve binlerce yıllık tarih, bu kez müziğin evrensel diliyle kendini anlatacak. Çünkü Diyarbakır sadece geçmişiyle değil, kültürüyle yaşayan bir şehirdir.

Ve bu kadim şehrin türküsü, Zerzevan’da çok daha güçlü yankılanacaktır.