Bir Ev Kadını, Bir Mutfak, Bir Yemek Hikâyesi:
Zeliha Baran

Bazı yolculuklar bir tesadüfle başlar.
Bazıları ise bir hatırayla.
Zeliha Baran’ın hikâyesi de böyle başladı.
1982 yılında Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde dünyaya geldi.
Çocukluğu, babasının memuriyeti nedeniyle farklı şehirlerde geçti.
Yıllar sonra yolu Diyarbakır’a düştü.
Bu şehre gelin geldi.
Ve zamanla Diyarbakır, gönülden bağ kurduğu bir şehre dönüştü.
2016 yılında kayınvalidesi Nezahat Hanım’ı kaybetti.
Ve bir bayram akşamı, Nezahat Hanım’dan öğrendiği bayram çöreğini yeniden yaptı.
Apartmanı mis gibi çörek kokuları sardı.
Komşular kapısını çaldı.
Tarifini sordular.
Belki de her şey o gün başladı.
Zeliha Baran, Diyarbakır mutfağının peşine düştü.
Yemek üzerine eğitimler aldı, kurslara katıldı.
Her yemeğin hikâyesini ve kökenini araştırdı.
Diyarbakır mutfağını incelerken Mezopotamya’nın kadim sofralarını da keşfetti.
Ermeni,
Süryani,
Kürt
ve Türk mutfağına ait birçok yemeği kayıt altına aldı.
Yaptığı yemekleri sosyal medyada paylaşmaya başladı.
Kısa sürede on binlerce kişi onun tariflerini takip etti.
Ancak onu farklı kılan yalnızca yaptığı yemekler değildi.
Lezzetlerin ardındaki kültürü de anlatmasıydı.
Bir başka tutkusu ise bakır tencerelerdi.
Çünkü ona göre bazı yemeklerin gerçek lezzeti eski usul pişirme geleneğinde saklıydı.
Bugün araştırıyor,
öğreniyor
ve paylaşmaya devam ediyor.
Bu yolculuktaki en büyük destekçileri ise eşi Mahmut Bey, kızı Tuana Nehir ve oğlu Cem.
Zeliha Baran için yemek yalnızca bir tarif değildir.
Geçmişten bugüne uzanan bir hikâyedir.
Bir aileyi,
bir şehri
ve bir hatırayı yaşatmanın yoludur.
Çünkü bazı lezzetler unutulmaz.
Tıpkı onları öğreten insanlar gibi.