Meclis’ten çıkan tarihi irade şimdi sahada karşılığını bekliyor.
Türkiye, yıllardır kanayan en büyük yaralarından birini kapatmak için tarihi bir eşikten geçiyor.
TBMM’de kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, yalnızca bir yasal düzenleme değil, Türkiye’nin terörle mücadelesinde yeni bir dönemin hukuki zeminini oluşturması bakımından son derece önemli bir adım.
Şimdi gözler Meclis’ten sahaya çevrilmiş durumda. Çünkü asıl sınav bundan sonra başlıyor.
Yasanın kabul edilmesiyle birlikte “Terörsüz Türkiye” hedefinde yeni bir aşamaya geçilirken, en kritik başlık PKK’nın silah bırakması ve örgütsel varlığını sona erdirmesi olacak. Bunun güvenlik kurumlarınca tespit ve teyit edilmesi, ardından sürecin Milli Güvenlik Kurulu’nun gündemine taşınması bekleniyor.
Yani Meclis iradesini ortaya koydu. Şimdi sıra silahların tamamen devre dışı bırakılmasında. Bu nokta son derece önemli.
Türkiye artık sözlerden çok somut adımlara bakacak. Silahların teslim edilmesi, örgütsel yapının sona ermesi ve sahadaki faaliyetlerin tamamen bitirilmesi, sürecin geleceği açısından belirleyici olacak.
Güvenlik kurumlarının yapacağı tespit ve değerlendirmelerin ardından MGK’nın vereceği karar ise yeni dönemin en kritik kilometre taşlarından biri olacak.
Kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte yasanın öngördüğü uygulama mekanizmasının devreye girmesi bekleniyor.
Güvenlik bürokrasisinin değerlendirmelerine göre silahların teslimi, alanların boşaltılması ve lojistik unsurların tasfiyesi belirli bir takvim içerisinde yürütülecek.
Sürecin Eylül ayı sonuna kadar tamamlanması ve gerekli teyitlerin yapılmasının ardından Ekim ayında yeni uygulama dönemine geçilmesi bekleniyor.
Bu takvim gerçekleşirse Türkiye açısından son derece önemli bir eşik aşılmış olacak.
Çünkü terörün sona ermesi yalnızca güvenlik açısından değil, Türkiye’nin demokratikleşmesi, toplumsal bütünleşmesi, ekonomik kalkınması ve bölgesel gücünün daha da artması bakımından da yeni bir dönemin kapısını aralayacak.
Düzenlemenin dikkat çeken yönlerinden biri de sürecin tek bir merkezden yürütülmemesi.
Yürütme organı bünyesinde oluşturulacak kurul, sürecin güvenlik ve kamu yönetimi boyutunu takip ederken; TBMM bünyesinde oluşturulacak İzleme ve İrtibat Kurulu da sürecin parlamenter ayağını izleyecek.
Bu mekanizma, siyasi partilerin temsil edildiği Meclis çatısı altında sürecin takip edilmesi açısından önem taşıyor.
Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı olan şey yalnızca terörün sona ermesi değil, aynı zamanda toplumun bütün kesimlerinin kendisini bu yeni dönemin içinde görebilmesi.
Terörsüz Türkiye, sadece bir güvenlik projesi değildir. Aynı zamanda bir toplumsal barış projesidir.
Yasanın öngördüğü hukuki mekanizmaların temelinde de aslında çok net bir mesaj var. Silahın yerine siyaset, çatışmanın yerine hukuk, ayrışmanın yerine toplumsal bütünleşme…
Elbette burada devletin güvenlik hassasiyetleri ve hukuk devleti ilkeleri korunmak zorunda.
Düzenlemenin bir genel af olmadığı, belirlenen şartlara bağlı bir hukuki mekanizma oluşturduğu özellikle vurgulanıyor. Yararlanacak kişiler açısından belirli şartlar ve süreler öngörülüyor.
Yeniden terör suçuna karışılması halinde verilen hakların ortadan kalkması da düzenlemenin temel güvenlik şartlarından biri olarak öne çıkıyor.
Dolayısıyla bundan sonraki süreçte hem devletin hem de silah bırakma iradesi ortaya koyanların sorumluluğu büyük.
Devlet üzerine düşeni yapacak. Meclis üzerine düşeni yapacak. Güvenlik kurumları süreci denetleyecek.
Ama karşı tarafta da artık sözün eyleme dönüşmesi gerekiyor. Kırk yılı aşkın süredir terör nedeniyle ağır bedeller ödeyen Türkiye’nin önünde bugün tarihi bir fırsat bulunuyor.
Binlerce insanımızı kaybettik. Anneler evlatlarını, çocuklar babalarını, eşler hayat arkadaşlarını kaybetti. Ekonomik kaynaklarımız yıllarca terörle mücadeleye aktarıldı. Şimdi bütün bu acıların geride bırakılabileceği bir dönemin kapısı aralanıyor.
Bu nedenle sürece günlük siyasi hesapların ötesinden bakmak gerekiyor. Türkiye’nin geleceğini düşünmek gerekiyor. Çocuklarımızın daha güvenli, daha huzurlu ve daha güçlü bir ülkede yaşamasını düşünmek gerekiyor.
Bugün yapılması gereken, Türkiye’nin önündeki bu tarihi fırsatı sabırla, kararlılıkla ve hukuk çerçevesinde yönetmektir.
Meclis tarihi bir irade ortaya koydu. Şimdi gözler sahada. Silahların gerçekten susması, örgütsel yapının sona ermesi ve güvenlik kurumlarının bunu teyit etmesi gerekiyor.
Ardından MGK kararı, Resmi Gazete ve yasanın uygulama aşaması…
Bütün bu zincirin sağlıklı biçimde tamamlanması halinde Türkiye, uzun yıllardır özlemini duyduğu yeni bir döneme adım atacak.
Artık Türkiye’nin ihtiyacı çatışma değil huzur, terör değil güven, ayrışma değil kardeşliktir. Bu ülkenin çocuklarına bırakacağımız en değerli miras, korkuların değil umutların konuşulduğu bir Türkiye olacaktır.
Ve belki de yıllar sonra ilk kez, hep birlikte aynı cümleyi daha güçlü söyleyebileceğiz.
Silahlar sustuğunda Türkiye konuşacak. Türkiye kazandığında hepimiz kazanacağız.