İnsan hangi topraklarda dünyaya geleceğini seçemez. Fakat ben, bu hayatta bana bahşedilmiş en büyük bahtiyarlıklardan birinin Türk milletinin evladı olarak dünyaya gelmek olduğuna inanıyorum.

İyi ki bu vatanın kızıyım. İyi ki bu bayrağın gölgesinde büyüdüm. İyi ki Mustafa Kemal Atatürk gibi bir ataya sahibim.

Bugün Cumhuriyet’im 103 yaşında!

Dile kolay… Bir asrı aşan bir hürriyetin, nesilden nesile taşınan bir istiklalin, bir milletin haysiyetine sahip çıkışının 103. yılı.

Benim için Cumhuriyet, yalnızca 29 Ekim 1923’te ilan edilmiş bir yönetim biçimi değildir.

Cumhuriyet benim onurumdur. İstiklal benim namusumdur. Türklüğüm gururum, bu topraklara aidiyetim ise en büyük şerefimdir.

Bir düşünün…

Henüz ben doğmadan, henüz adım bile konulmadan, benim hür yaşayabilmem için mücadele etmiş bir neslin mirasçısıyım. Kendi ömrünü milletinin istikbaline adamış bir liderin açtığı yolda yürüyorum.

Bir insan, kendisinden sonra doğacak milyonlarca insanın hayatında nasıl böylesine büyük bir yer edinebilir?

İşte ben Atatürk’e her baktığımda bunu düşünürüm.

Bir Türk kadını olarak bugün başım dik yürüyebiliyorsam, kendi sözümle, emeğimle ve irademle bu ülkenin yarınlarında yer alabiliyorsam, bunun tarihindeki en kıymetli dayanaklarından biri Cumhuriyet’tir.

Atam…

Seni hiç görmedim. Sesini kendi kulaklarımla duymadım. Aynı gökyüzünün altında, aynı zamanda yaşayamadım seninle. Ama insan hiç görmediği birine bu kadar derin bir minnet, bu kadar büyük bir aidiyet duyabilir mi? Duyuyormuş Atam… Ben bunu sana duyduğum sevgide öğrendim.

Sen benim doğduğum günü görmedin ama ben senin kurduğun Cumhuriyet’in sabahına doğdum. Sen benim adımı hiç bilmedin ama ben senin adını kendi kimliğimin, kendi haysiyetimin ayrılmaz bir parçası bildim.

Bir ömür, kendinden sonra gelecek nesillerin başı dik yaşayabilmesi için mücadele ettin. Ben bugün bu topraklarda hür bir Türk kadını olarak yaşayabiliyorsam, bunda senin ve silah arkadaşlarının bıraktığı mirasın payını biliyorum.

Sana olan borcum yalnızca minnet değil Atam. Sana olan borcum, bu Cumhuriyet’e layık bir ömür yaşayabilmek.

Ve bilmeni isterdim…

Aradan 103 yıl geçti. Senin hiç tanımadığın çocuklar büyüdü, senin hiç görmediğin nesiller yetişti. Ama bıraktığın emanet hâlâ milyonlarca insanın yüreğinde.

Ben senin yüzünü gördüğümde yalnızca bir tarihî şahsiyete bakmıyorum. Bu topraklarda başım dik yaşayabilmem için ömrünü milletine adamış bir insanın gözlerine bakıyorum.

İşte bu yüzden sana duyduğum sevgi, birkaç güzel cümleye sığmıyor.

İyi ki bu milletin Atatürk’ü sensin. İyi ki benim Atam’sın. İyi ki bu topraklarda senin kurduğun Cumhuriyet’in evladı olarak dünyaya geldim.

Ve ben bu dünyaya bir kez daha gelecek olsam, yine bu toprakların kızı, yine bu Cumhuriyet’in evladı olmak isterdim.

İyi ki doğdun Cumhuriyet’im. 103 yaşındasın; benim için hâlâ ilk günkü kadar kıymetli, yarınlarım kadar vazgeçilmezsin.

Ne mutlu Türk’üm diyene!