Türk siyasetinde ayrılıklar yeni değildir. Ancak bazı ayrılıklar yalnızca bir partiyi değil, bütün siyasi denklemi etkileyebilecek sonuçlar doğurur. Son günlerde CHP’de yaşanan gelişmeler de tam olarak böyle bir sürecin habercisi niteliğinde.

İstifalar peş peşe geliyor. Parti içinde hareketlilik her geçen gün artıyor. Kulislerde konuşulanlar artık yalnızca kulis olmaktan çıkmış durumda. Gözler, Özgür Özel’in öncülüğünde kurulacağı açıklanan yeni siyasi oluşuma çevrilmiş bulunuyor.

Asıl soru ise oldukça net. Bu yeni parti toplumda karşılık bulabilecek mi? Yeni bir siyasi hareket kurmak, bir tabela asmakla sınırlı değildir. Asıl mesele, güçlü bir teşkilat yapısı oluşturabilmek, seçmene güven verebilmek ve ortaya farklı bir siyasi vizyon koyabilmektir.

Türkiye’de bunun başarılı örnekleri olduğu gibi, kısa sürede siyaset sahnesinden çekilen çok sayıda parti de olmuştur.

Özgür Özel’in en önemli avantajı, uzun yıllar muhalefetin en görünür isimlerinden biri olması ve kamuoyunda yüksek bir tanınırlığa sahip bulunmasıdır.

Ancak tanınırlık tek başına başarı anlamına gelmez. Yeni partinin programı, kadroları, teşkilatlanma hızı ve seçmene sunacağı çözüm önerileri belirleyici olacaktır.

Diğer taraftan CHP açısından da kolay bir süreç görünmüyor. Parti içinde yaşanacak her yeni ayrılık, örgüt yapısını ve seçmen psikolojisini doğrudan etkileyecektir.

Bunun kalıcı bir bölünmeye dönüşüp dönüşmeyeceğini ise zaman gösterecek.

Siyasette hiçbir sonuç peşinen yazılmaz. Kimi zaman büyük umutlarla kurulan partiler beklenen desteği bulamazken, kimi zaman da küçük görülen hareketler kısa sürede geniş kitlelere ulaşabiliyor.

Son sözü yine seçmen söylüyor. Önümüzdeki aylarda yalnızca yeni partinin teşkilatlanma sürecini değil, CHP’nin bu gelişmelere nasıl karşılık vereceğini de yakından izleyeceğiz.

Çünkü yaşanacak her gelişme, muhalefetin geleceğini ve Türkiye siyasetindeki güç dengelerini etkileme potansiyeline sahip.

Bugünden kesin hükümler vermek için henüz erken. Ancak görünen o ki siyaset, yeni ve hareketli bir döneme giriyor. Bu dönemin kazananını ise ne kulisler ne de iddialar belirleyecek, sandık ve milletin tercihi belirleyecek.

Bu nedenle en sağlıklı yaklaşım, gelişmeleri soğukkanlılıkla izlemek ve hükmü zamana bırakmaktır.