Siyaset, yalnızca iktidar mücadelesi değil, aynı zamanda bir ahlak ve güven sınavıdır.

Toplumun iradesini temsil edenlerin her adımı, sadece bugünü değil, siyasetin geleceğine duyulan inancı da şekillendirir.

Bu yüzden kamuoyunu derinden etkileyen iddialar karşısında sergilenen tavır, en az iddiaların kendisi kadar belirleyici hale gelir.

İşte tam da bu noktada alınan kararlar, bir partinin gerçek duruşunu ve samimiyetini ortaya koyar.

Siyaset kurumu, yalnızca projelerle, vaatlerle ya da seçim başarılarıyla ayakta durmaz. Asıl belirleyici olan, toplumun o kuruma duyduğu güvendir.

Güven ise ancak şeffaflıkla, hesap verebilirlikle ve en önemlisi etik duruşla inşa edilir.

CHP’nin, Uşak Belediyesi’ne yönelik rüşvet soruşturması kapsamında tutuklanan Belediye Başkanı Özkan Yalım hakkında verdiği ihraç kararı, tam da bu çerçevede değerlendirilmesi gereken bir gelişmedir.

Sürecin Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla ve oy birliğiyle sonuçlanmış olması, partinin kurumsal refleksini ortaya koyması açısından dikkat çekicidir.

Burada altı çizilmesi gereken önemli bir nokta var. Bir kişi hakkında yürüyen hukuki süreç devam ederken, siyasi partilerin tavrı “yargı dağıtmak” değil, “kurumsal itibarı korumak” olmalıdır.

CHP’nin aldığı bu karar da tam olarak bu çizgide okunmalıdır. Çünkü kamuoyunda ciddi iddialarla anılan bir ismin, görevde kalmaya devam etmesi ya da parti çatısı altında korunması, yalnızca o kişiyi değil, temsil ettiği yapıyı da tartışmalı hale getirir.

Toplum artık eskiye göre çok daha hassas. Siyasette etik dışı davranışlara karşı tolerans giderek azalıyor. Bu nedenle partilerin “bizden olsun” anlayışını bir kenara bırakıp, yanlış yapanla arasına net bir mesafe koyabilmesi büyük önem taşıyor.

CHP’nin bu noktada attığı adım, gecikmiş olsa bile doğru yönde atılmış bir adımdır.

Şunu açıkça ifade etmek gerekir; siyaset, hataları örtme yeri değil, gerektiğinde hatalarla yüzleşme alanıdır. Eğer bir parti, kendi içindeki sorunları görmezden gelirse, toplumun gözünde meşruiyetini de zedeler.

Ancak tam tersine, sorunlu isimlerle yollarını ayırma cesareti gösterirse, bu durum o partinin kurumsal ciddiyetini güçlendirir.

Bu kararın bir başka önemli yönü de emsal oluşturma potansiyelidir. Yalnızca CHP için değil, tüm siyasi partiler için…

Çünkü seçmen artık sadece ne söylendiğine değil, ne yapıldığına bakıyor. Sözde etik vurgular değil, somut adımlar belirleyici oluyor.

Özkan Yalım hakkında verilen ihraç kararı, bireysel bir disiplin sürecinin ötesinde, siyasette temiz kalabilmenin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Bu tür adımların istisna değil, kural haline gelmesi gerekir. Ancak o zaman siyaset, toplum nezdinde hak ettiği güveni yeniden tesis edebilir.

Unutulmamalıdır ki güçlü siyaset; yanlışları savunan değil, yanlışlardan arınabilen siyasettir.