Bazı kurumlar vardır, sadece tabeladan ibaret değildir. Onlar, bir şehrin hafızasını, kültürünü, dayanışmasını ve geleceğe olan umudunu taşır.

Diyarbakır Tanıtma Kültür ve Yardımlaşma Vakfı (DİTAV) işte tam da böyle bir kurumdur.

1990 yılında Ankara’da, memleket sevdasını yüreğinde taşıyan Diyarbakırlı hayırseverler tarafından kurulan DİTAV, yıllar boyunca yalnızca hemşerilerini bir araya getiren bir vakıf olmadı. Aynı zamanda Diyarbakır’ın tarihini, kültürünü, sanatını ve kardeşlik ruhunu Türkiye’nin dört bir yanına taşıyan önemli bir sivil toplum kuruluşu oldu.

Bugün Ankara Genel Merkezi’nin yanı sıra İstanbul, Antalya, Adana, Diyarbakır, Eskişehir ve Mersin’de faaliyet gösteren şubeleriyle binlerce Diyarbakırlının ortak çatısı olmayı sürdürüyor.

Ancak her kurum gibi DİTAV’ın da zaman zaman durgun dönemleri oldu. Önemli olan ise yeniden ayağa kalkabilmekti.

Bugün baktığımızda vakıf, yeni yönetimin vizyonuyla yeniden hareket kazanan, üretmeye başlayan ve geleceğe umutla bakan bir yapıya dönüşüyor.

İlk kadın Genel Başkan Aysu Aksu Günay başkanlığındaki 15 kişilik yönetim kurulunun tamamının Diyarbakırlılardan oluşması ve kurulun yaklaşık yarısının kadın üyelerden meydana gelmesi, sadece temsilde değil, ortak akılda ve kapsayıcılıkta da önemli bir mesaj veriyor.

Kadınların, gençlerin ve farklı meslek gruplarının yönetimde söz sahibi olması, vakfın geleceğine dair umutları artırıyor.

Çünkü güçlü şehirler, güçlü sivil toplum kuruluşlarıyla büyür.

DİTAV’ın bugüne kadar yaptığı hizmetleri küçümsemek mümkün değildir.

Maddi durumu yetersiz yüzlerce öğrenciye karşılıksız burs verilmesi… Bilgisayar ve eğitim desteği sağlanması…

Erdebil Köşkü’nün restore edilerek Diyarbakır’a yeniden kazandırılması… Konferanslar, sempozyumlar, kültür geceleri, sergiler, imza günleri… Bütün bunlar, yıllardır süregelen önemli hizmetlerdir.

Fakat görünen o ki yeni yönetim bununla yetinmek istemiyor.

Artık hedef daha büyük.

Daha kapsayıcı.

Daha kalıcı.

Ve en önemlisi Diyarbakırlılar arasında yeniden güçlü bir dayanışma kültürü oluşturmak. Ankara, on binlerce Diyarbakırlının yaşadığı bir şehir.

Memleketinden kilometrelerce uzakta yaşayan insanlar için bazen bir vakıf binası, sadece bir bina değildir.

Bir memleket kokusudur.

Bir dost kapısıdır.

Bir dayanışma evidir.

İşte bu nedenle vakfın üzerinde çalıştığı Ankara’da Diyarbakırlıların taziyelerini, nişanlarını, kültürel etkinliklerini ve sosyal organizasyonlarını yapabilecekleri kalıcı bir mülk edinme projesi, son derece kıymetli bir adımdır.

Bu yalnızca bir bina projesi değildir. Bu, Diyarbakırlıların Ankara’daki ortak evi olabilecek bir yaşam merkezi oluşturma düşüncesidir.

Böyle bir eser gelecek nesillere bırakılacak en değerli yatırımlardan biri olacaktır.

Ben bu noktada vakfın geleceğine yönelik birkaç öneriyi de paylaşmak istiyorum.

Çünkü DİTAV’ın potansiyeli çok daha büyük. Neden her yıl “Diyarbakır Kültür Festivali” düzenlenmesin?

Neden Diyarbakırlı üniversite öğrencileri için kariyer ve mentorluk ağı kurulmasın?

Neden genç girişimcilere yönelik proje destekleri verilmesin?

Neden Ankara’da bir “Diyarbakır Kültür Evi” oluşturulmasın?

Neden Diyarbakır mutfağı ulusal ve uluslararası gastronomi festivallerinde daha güçlü şekilde temsil edilmesin?

Neden vakıf bünyesinde dijital arşiv oluşturularak Diyarbakır’ın tarihi belgeleri, fotoğrafları ve sözlü tarih çalışmaları gelecek kuşaklara aktarılmasın?

Neden her yıl başarılı bilim insanları, sanatçılar, sporcular ve iş insanları ödüllendirilmesin?

Neden Diyarbakırlı iş insanlarını, gençleri ve öğrencileri buluşturan güçlü bir dayanışma platformu kurulmasın?

Bütün bunlar hayal değil. Doğru planlama ve güçlü bir dayanışmayla gerçekleştirilebilecek hedeflerdir.

Şunu unutmamak gerekir. Bir vakfın gerçek gücü yalnızca yönetim kurulundan değil, üyelerinden, gönüllülerinden ve destekçilerinden gelir.

Bugün DİTAV’ın yeniden canlanması sadece yönetime bırakılmamalıdır. Aynı zamanda Diyarbakırlıların bu kuruma yeniden sahip çıkması ve destek vermesi son derece önemlidir.

Her burs verilen öğrenci, geleceğe yapılan bir yatırımdır. Her kültürel etkinlik, Diyarbakır’ın tanıtımına atılan güçlü bir adımdır.

Her dayanışma faaliyeti ise şehir kültürünü yaşatan önemli bir değerdir.

Diyarbakır, binlerce yıllık medeniyetlerin buluştuğu kadim bir şehirdir.

Surlarıyla…

Hevsel Bahçeleriyle…

Ulu Camii’yle…

On Gözlü Köprü’süyle…

Kültürüyle…

Müziğiyle…

Mutfağıyla…

Ve en önemlisi insanıyla… Bu zenginliği yaşatmak yalnızca kamu kurumlarının değil, sivil toplum kuruluşlarının da sorumluluğudur. İşte DİTAV da bu sorumluluğu üstlenen en önemli kurumlardan biridir.

Yeni yönetimin ortaya koyduğu heyecan, çalışma azmi ve proje odaklı yaklaşım umut vericidir.

Elbette yapılacak daha çok iş, gidilecek daha uzun bir yol vardır. Ancak önemli olan ilk adımı atmaktır.

Bugün o adım atılmış görünüyor. Dileğimiz odur ki bu heyecan kalıcı olsun; Diyarbakırlılar bu çatı altında daha sık bir araya gelsin, vakfa sahip çıksın, gençler bu yapının içinde aktif rol alsın ve DİTAV yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de gurur duyacağı bir kurum haline gelsin.

Çünkü güçlü vakıflar, güçlü şehirler demektir. Ve güçlü şehirler, geleceğe daha güvenle yürüyen toplumlar demektir.

DİTAV’ın yeniden yükselişi, yalnızca bir vakfın değil, Diyarbakır’a gönül vermiş insanların ortak umudunun yeniden yeşermesidir.

Bu umut büyümeli.

Bu dayanışma çoğalmalı. Ve Diyarbakır’ın sesi, Türkiye’nin her köşesinde daha gür duyulmalıdır.