Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti)’de il başkanlığı atamalarına yönelik süreç tüm hızıyla devam ederken, gözler Ankara’dan çıkacak kararlara çevrilmiş durumda.
Adana, Diyarbakır ve Siirt gibi önemli kentlere yeni İl başkanları atanacak. Bu çerçevede haftalardır, Genel Merkezde hummalı bir çalışma var.
Ben bugün sadece Diyarbakır ile ilgili tespit ve beklentileri paylaşmak istedim. Önceki gün AK Parti Diyarbakır Milletvekilleri Genel Merkeze çağrıldı. Teşkilat Başkanlığında gerçekleşen toplantıda, İl Başkanlığı konusu masaya yatırıldı. Her Milletvekilinin il başkanlığı için kendi değerlendirmesini ve önerdiği ismi parti yönetimine sundu.
Elbette son kararı Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Genel Merkez yönetimi verecektir. Ancak Diyarbakır gibi siyasi, sosyal ve stratejik açıdan büyük önem taşıyan bir şehirde yapılacak tercihin son derece titiz bir çalışmanın ürünü olması gerektiği de açıktır.
AK Parti’nin geçtiğimiz ay Diyarbakır İl Başkanı Ömer İler ile yollarını ayırmasının ardından başlayan süreç, sadece bir görev değişikliğinden ibaret değildir. Bu süreç aynı zamanda Diyarbakır teşkilatının geleceğini, partinin bölgedeki siyasi vizyonunu ve toplumla kuracağı yeni iletişim modelini de belirleyecektir.
Tam da bu noktada, Diyarbakır’ın beklentilerini ve sahadaki gerçekleri dikkate alarak AK Parti Genel Merkezi’ne açık bir çağrıda bulunmak istiyorum.
AK Parti’de yeni il başkanlarının belirlenmesine yönelik çalışmalar sürerken, Adana, Siirt ve Diyarbakır gibi siyasi açıdan kritik illerde yapılacak atamalar büyük önem taşımaktadır.
Şüphesiz her ilin kendine özgü dinamikleri, beklentileri ve siyasi gerçekleri vardır. Ancak söz konusu Diyarbakır olduğunda, konuya biraz daha farklı yaklaşmak gerekir.
Çünkü Diyarbakır sıradan bir şehir değildir.
Diyarbakır; tarihiyle, kültürüyle, toplumsal yapısıyla ve Türkiye’nin birlik ve beraberliği açısından taşıdığı stratejik önemiyle her zaman özel bir yere sahip olmuştur.
Bu nedenle Diyarbakır’da yapılacak her siyasi tercih, sadece bir teşkilat görevlendirmesi olarak değerlendirilmemelidir. Bu şehirde alınan kararların etkisi bazen bölgeye, bazen de ülke siyasetine kadar uzanabilmektedir.
AK Parti’nin son yirmi dört yıllık siyasi yolculuğuna baktığımızda, Diyarbakır’da çok sayıda il başkanı değişikliği yaşandığını görüyoruz. Elbette her değişimin kendine göre gerekçeleri vardır. Ancak sık sık yaşanan değişimler, teşkilatların istikrarını ve kurumsal hafızasını olumsuz etkileyebilmektedir.
Bugün gelinen noktada, Diyarbakır için yeni bir sayfa açılma fırsatı bulunmaktadır. Bu nedenle AK Parti Genel Merkezi’nin Diyarbakır İl Başkanlığı konusunda son derece titiz davranması gerektiğine inanıyorum.
Yeni il başkanı belirlenirken öncelikle siyasi kimliğinden önce karakterine bakılmalıdır. Diyarbakır halkı samimiyeti çok hızlı fark eden bir yapıya sahiptir.
Gösterişten uzak, halkın içinde yaşayan, vatandaşın derdini dinleyen, esnafın kapısını çalan, gençlerin beklentilerini anlayan, kadınların sorunlarına kulak veren ve toplumun her kesimiyle sağlıklı iletişim kurabilen bir isim tercih edilmelidir.
Makam odasına kapanan değil, sokağın nabzını tutan bir il başkanı gerekmektedir. Bugün vatandaşın beklentisi sadece siyasi söylemler değildir.
İnsanlar ulaşılabilir yöneticiler görmek istiyor. Telefonlarına cevap veren, talepleri dinleyen, sorunları takip eden ve çözüm üretmeye çalışan yöneticilere ihtiyaç duyuluyor.
Diyarbakır için belirlenecek il başkanının en önemli özelliklerinden biri de dürüstlük olmalıdır.
Dürüstlük, siyasetin temel taşıdır. Toplumun güvenini kazanmanın başka bir yolu yoktur.
Şeffaf olmayan yönetim anlayışları kısa vadede ayakta kalıyor gibi görünse de uzun vadede hem kuruma hem de siyasete zarar vermektedir.
Bu nedenle yeni il başkanı, şaibelerden uzak, temiz geçmişe sahip, toplumda karşılığı bulunan, güven veren bir isim olmalıdır.
Aynı zamanda teşkilatçılığı güçlü olmalıdır. Sadece Ankara’yı bilen değil, Diyarbakır’ın ilçelerini, mahallelerini, köylerini tanıyan, teşkilatın tüm kademeleriyle uyum içinde çalışabilecek bir isim tercih edilmelidir.
Çünkü seçim başarısının temelinde güçlü teşkilat yapısı vardır. Bugün AK Parti’nin Diyarbakır’da ihtiyaç duyduğu şey yeni tartışmalar değil, yeni bir heyecandır.
Yeni il başkanı, kırgınlıkları azaltan, insanları bir araya getiren, teşkilatta birlik ve beraberliği güçlendiren bir profil ortaya koymalıdır. Ayrıştıran değil birleştiren, ötekileştiren değil kucaklayan bir anlayış hakim olmalıdır.
Özellikle gençlerin siyasete olan ilgisinin yeniden artırılması büyük önem taşımaktadır. Diyarbakır genç nüfusuyla Türkiye’nin en dinamik şehirlerinden biridir.
Gençlerin beklentilerini anlayan, onları siyasetin ve sosyal hayatın içinde tutabilen bir yönetim anlayışı oluşturulmalıdır.
AK Parti’nin Diyarbakır’daki geleceği sadece seçim dönemlerinde yapılan çalışmalarla şekillenmeyecektir. Asıl önemli olan, seçimden seçime değil her gün sahada olan bir siyasi anlayışın ortaya konulmasıdır.
Bu nedenle Genel Merkez’e naçizane çağrımız şudur:
Diyarbakır için verilecek karar, sadece bir isim belirleme kararı olarak görülmemelidir. Bu karar aynı zamanda, AK Parti’nin bölgede önümüzdeki yıllarda nasıl bir siyaset yürüteceğinin de göstergesi olacaktır.
Diyarbakır güçlü bir şehirdir. Diyarbakır bilinçli bir şehirdir. Diyarbakır samimiyeti de yapmacıklığı da çok iyi ayırt eden bir şehirdir.
Bu yüzden atanacak il başkanı, halkla bütünleşen, dürüstlüğüyle öne çıkan, şeffaf yönetim anlayışını benimseyen, teşkilatı kucaklayan ve her şartta sahada olan bir isim olmalıdır.
AK Parti Genel Merkezi’nin bu süreçte ince eleyip sık dokuyacağına inanıyor, Diyarbakır’ın beklentilerine karşılık verecek doğru tercihin yapılmasını temenni ediyorum.
Çünkü Diyarbakır, sıradan bir atamayı değil; güçlü bir vizyonu, güçlü bir iradeyi ve güçlü bir temsil anlayışını hak ediyor.