Kadim Bir Şehre Sevdalanmak
Bir Şehir, Bir Vekil
Cuma İçten

Diyarbakır…
Tarihiyle, kültürüyle değil sadece…
İnsanı ile anlatılan bir şehirdir.
Misafirperverliğiyle anılır…
Esnafın “Abe, yoksa kalsın… sonra verirsin” dediği,
insanın insana omuz olduğu kadim bir şehir.
Ve bu kadim şehir…
kendi içinden
bir Diyarbakır beyefendisi yetiştirdi.
Nevi şahsına münhasır bir şehir evladı…
Büyüdüğü yerle bağını koparmayan…
Nereye giderse gitsin,
o şehri içinde taşıyan…
Cuma İçten…
Memleketi sadece doğduğu yer olarak görmedi…
Onu taşıdı…
Onunla konuştu…
Onunla büyüdü.
1974 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi.
Bu kadim şehrin sokaklarında büyüdü…
Hayatı erken tanıdı…
İnsanı da o hayatın içinden öğrendi.
Çünkü Diyarbakır’da büyümek…
erken olgunlaşmaktır.
Erken sorumluluk almaktır…
Ama ne olursa olsun
yüreğinde o şehri taşımayı bilmektir.
Bir yanda ticaret…
Bir yanda hayatın içinden gelen mücadele…
Alın teriyle kurulan bir yol…
Ve bir noktada…
sadece yaşamak yetmedi ona.
Anlatmak gerekiyordu…
temsil etmek…
Siyasete adım attı.
Çünkü anlatılması gereken bir şehir vardı.
Duyulması gereken bir ses…
Görülmesi gereken bir gerçek…
Ve 24. dönem Diyarbakır milletvekili olarak
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yer aldı.
Ama onun hikâyesi
sadece meclis sıralarında yazılmadı…
Gençlere hep destek oldu…
Kapısını çalan hiçbir hemşerisini geri çevirmedi…
Bir yol buldu…
ya da yol yaptı.
Bir mahallenin beklentisinde…
Bir gencin umudunda…
Bir annenin duasında oldu hep.
Çünkü Diyarbakır…
sadece bir şehir değildir.
Bir hafızadır…
Bir yüktür…
Bir sevdadır…
Ve o sevdayı taşıyanlar…
geldikleri yeri unutmaz.
Cuma İçten…
Bu şehirde
bir vekilden fazlası olarak kaldı.
Bir sesi taşıyan…
Bir sözü hatırlatan…
Ve bir şehre
gönülden bağlı kalanlardan biri olarak…
Ve bazı insanlar vardır…
bir şehre ait olmaz.
O şehir…
onların içinde yaşamaya devam eder.