Bazı hikâyeler vardır…İnsanın içine dokunur, boğazında düğüm olur. Yazarken kelimeler yetmez, çünkü anlatılan sadece bir olay değil, eksik bırakılmış bir çocukluktur.
Gazetecilik bazen sadece anlatmaktır. Bazen de bir kapıyı aralamaktır. Ama bazen gerçekten bir hayatı değiştirir.

Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Alatosun Mahallesi ve ona bağlı mezralarda yaşayan yaklaşık 400 çocuk, dört yıl boyunca okula gidemedi.
Sebep neydi? Ne ekonomik imkânsızlık, ne de ulaşım zorluğu. İki yerleşim arasında çıkan bir arazi anlaşmazlığı. Yetişkinlerin çözemediği bir mesele, en ağır bedelini çocuklara ödetti.
Aileler can güvenliği endişesiyle çocuklarını Alatosun’daki okula göndermedi. Ve o çocuklar… dört yıl boyunca sınıf yerine boş arazilere, defter yerine hayallere tutundu.

O çocuklardan biri Kübra’ydı. Koyun otlatırken avukat olmayı düşleyen bir çocuk. Belki de adalet duygusu, daha o yaşta yaşadığı eşitsizlikten besleniyordu. Ama hayal kurmak başka, o hayale yürüyebilmek başkaydı.
Geçen yıl Felat Bozarslan ile bu hikâyeyi duyurduk. Sadece olanı anlattık. Ne eksik, ne fazla. Ama bazen bir hikâye doğru zamanda, doğru insanlara ulaşır.
O insanlardan biri Tunç Üstünel’di.
Bir kişi, bir haberi gördü. Sonra o bir kişi, 250 gönüllüyü bir araya getirdi. İmece usulüyle, kimisi emeğini koydu, kimisi zamanını, kimisi imkânını…Ve bir yıl gibi kısa bir sürede, o çocuklar için bir okul yükseldi.

Bugün o okulun adı: Mutlu Çocuklar İlkokulu ve Ortaokulu.
Bu sadece bir bina değil. Bu, kaybedilen dört yılın telafisi. Bu, ihmal edilmiş bir kuşağa uzatılan bir el. Bu, “bir şey değişmez” diyenlere verilmiş en somut cevap.
Biz gazeteciler için bu hikâye bir başarı değil…Bir sorumluluğun hatırlatması. Çünkü bazen bir haber, sadece anlatmaz. Bazen bir hayatın yönünü değiştirir.

Ama asıl mesele şu:
Bu ülkede hiçbir çocuk, bir daha dört yıl boyunca okula gidememenin ne demek olduğunu öğrenmesin.
Çünkü çocuklar beklemez.
Çocuklar büyür.
Ve bazı gecikmeler…Bir ömür sürer.
Bu hikâyenin kahramanları; dört yıl boyunca hayal kurmaktan vazgeçmeyen çocuklar… Ve o hayalleri gerçek kılmak için harekete geçen isimsiz gönüllüler.
Bugün Kübra artık sadece koyun otlatırken hayal kuran bir çocuk değil.
O, hayaline bir adım daha yaklaşmış bir öğrenci.
Ve belki yıllar sonra gerçekten bir avukat olduğunda, bu ülkenin adalet hikâyelerinden birini de o yazacak.
Bazen bir haber yazarsınız.
Bazen de bir geleceğe dokunursunuz.
Bu hikâye, ikincisi.