Diplomasi Bazen Bir Yemek Masasında Başlar
NATO Haftası vesilesiyle bu hafta biraz farklı bir konuya değinmek istedim.
Uluslararası İlişkiler mezunu biri olarak yıllardır diplomasiyi; zirveler, anlaşmalar, liderler ve müzakereler üzerinden konuşuyoruz. Oysa bazen diplomasi, resmi toplantı salonlarından çok daha farklı bir yerde başlıyor: Bir yemek masasında.

Koç Üniversitesi'nde son sınıfta aldığım "SOCS 130: Food, Politics and Society (Yiyecek, Siyaset ve Toplum)" dersinde ilginç bir ödevimiz vardı.
Hocamız bizden çatışma yaşayan ya da karşı karşıya gelen iki ülkeyi seçmemizi ve şu soruya cevap vermemizi istedi:
"Eğer bu iki ülkenin liderleri aynı masaya otursa, önlerine nasıl bir menü koyardınız?"
Sınıfta birçok kişi Rusya-Ukrayna gibi daha bilinen örnekleri seçmişti. Ben ise 2023 yılında başlayan Sudan-Birleşik Arap Emirlikleri gerilimini tercih ettim. O dönem çok konuşulmayan ama bölgesel etkileri oldukça büyük olan bu kriz, bana hem farklı hem de üzerinde düşünmeye değer geldi.
Hazırladığım menü aslında yemeklerden çok, sembollerden oluşuyordu.
Başlangıçta iki ülkenin de mutfağında yer bulan közlenmiş patlıcan ezmesi ve yoğurtlu salatalık vardı. Ortak tatların, ortak bir zeminin de mümkün olduğunu anlatmasını istedim.
Ardından hem Sudan'da hem de Birleşik Arap Emirlikleri'nde tüketilen Molokhia çorbası geldi. Çünkü ortak sofralar, çoğu zaman ortak cümlelerden önce kurulur.
Ana yemekte ise iki ülkenin kendi mutfağını temsil eden iki lezzet aynı anda servis edildi. Sudan'ın geleneksel Foul yemeği ile Emirlik mutfağının Biryanisi.
Hiçbiri diğerinden önce gelmedi, hiçbiri diğerinin yerine geçmedi.
Çünkü diplomaside amaç, bir tarafın diğerine üstünlük kurması değil; aynı masada eşit şekilde oturabilmesidir.
Tatlı olarak ise cheesecake seçmiştim.
İlk bakışta iki ülkeyle ilgisiz gibi görünse de aslında tam tersini temsil ediyordu. Bugün dünya mutfağının, kültürlerin birbirinden etkilenmesiyle oluştuğunu; hiçbir toplumun tamamen tek başına var olmadığını hatırlatan küçük bir simgeydi.
Elbette gerçek hayatta bir yemek, savaşları tek başına bitiremez.
Sudan ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki gerilim de sadece iyi hazırlanmış bir menüyle çözülecek kadar basit değil. Sudan'da 2023 yılında başlayan iç savaş, General Abdel Fattah el-Burhan ile Mohamed Hamdan Dagalo arasındaki güç mücadelesini uluslararası bir krize dönüştürdü. Sudan yönetimi, Birleşik Arap Emirlikleri'ni isyancı güçlere destek vermekle suçladı; BAE ise bu iddiaları reddetti. Diplomatik ilişkiler sert açıklamalar ve karşılıklı adımlarla daha da gerildi. Ama tarihe baktığımızda önemli kararların çoğunun yemek masalarında konuşulduğunu da görüyoruz.
Devlet yemekleri, resmi davetler ve liderlerin aynı sofrayı paylaşması tesadüf değildir. Çünkü aynı masaya oturabilmek bile, bazen müzakerenin başladığını gösteren ilk adımdır. Belki de bu yüzden diplomasi sadece imzalanan anlaşmalardan ibaret değildir. Bazen seçilen tabak, ikram edilen yemek, oturma düzeni hatta menünün sırası bile verilen mesajın bir parçasıdır.
Bu yazı, iki yıl önce üniversitede hazırladığım bir ödevden doğdu. Aradan zaman geçti ama dönüp baktığımda hâlâ aynı şeyi düşünüyorum: Bazen bir ülkeyi anlamanın yolu, önce onun sofrasını anlamaktan geçiyor.
Eğer bu konu ilginizi çekerse bunu bir seriye dönüştürmek isterim. NATO ülkeleri, Avrupa Birliği, G20 ya da tarihte birbirine rakip olmuş devletler...
Aynı masaya otursalardı, önlerine nasıl bir menü koyardık?
Belki de bazen siyaseti anlamanın en lezzetli yolu, mutfaktan geçiyordur.