Son dönemde piyasada adeta kontrolsüz bir zam furyası yaşanıyor. Maliyet artışlarının ötesine geçen, fırsatçılığa dönüşen keyfi fiyat artışları hem vatandaşın alım gücünü zorluyor hem de piyasa dengelerini sarsıyor.

Sokaktaki insanın en büyük şikayeti artık sadece hayat pahalılığı değil, aynı zamanda denetimsizlik hissi…

Tam da bu noktada yetkili kurumların daha kapsamlı, daha şeffaf ve kararlı bir denetim süreci başlatması kaçınılmaz hale gelmiştir. Çünkü adil piyasa düzeni; hem esnafı koruyan hem de tüketiciyi gözeten güçlü ve sürekli bir denetim mekanizmasıyla mümkündür.

Ekonomik dalgalanmaların yoğun yaşandığı, vatandaşın cebindeki paranın her geçen gün daha fazla değer kazandığı bir dönemde, fiyat tarifelerine yönelik yeni düzenlemeler toplumun geniş kesimleri tarafından yakından takip ediliyor.

Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren yönetmelik değişikliği, özellikle simit ve ekmek tarifelerinin belirlenmesinde daha sıkı bir denetim mekanizması getirmesi açısından dikkat çekici bir adım oldu.

Yeni düzenleme ile Odalar ve Borsalar Kanunu’na tabi odaların belirlediği tarifeler artık daha şeffaf ve çok aşamalı bir süreçten geçecek. Yönetim kurullarının maliyet unsurları ve gerekçeleriyle hazırlayacağı tarifeler, yalnızca oda meclislerinin onayıyla değil, aynı zamanda Ticaret Bakanlığı’nın görüşüyle şekillenecek.

Bakanlığın olumsuz görüş bildirmesi durumunda ise devreye uzlaşma komisyonu girecek. Böylece hem kamu otoritesinin hem de yerel paydaşların dahil olduğu daha dengeli bir fiyat belirleme mekanizması oluşturulmuş olacak.

Özellikle simit ve ekmek gibi temel gıda ürünlerinde maliyet unsurlarının açık şekilde ortaya konulması, vatandaşın en çok tükettiği ürünlerde keyfi fiyat artışlarının önüne geçilmesi açısından son derece önemli.

Altı kişiden oluşacak uzlaşma komisyonunun ilin sosyo-ekonomik durumu, maliyetler, ortalama kar marjları ve Orta Vadeli Program’daki enflasyon hedeflerini dikkate alacak olması da fiyatların sadece piyasa şartlarına değil, ekonomik gerçeklere uygun belirlenmesini sağlayacak.

Ancak burada asıl tartışılması gereken konu şu: Bu denetim ve düzenleme mekanizması neden yalnızca simit ve ekmekle sınırlı olsun?

Vatandaşın cebini yakan sadece ekmek fiyatları değil. Giyimden kuaföre, temel gıdadan hizmet sektörüne kadar pek çok alanda kontrolsüz ve keyfi zamlar toplumda ciddi bir rahatsızlık oluşturuyor. Bugün vatandaş markette, pazarda, berberde, restoranda aynı soruyu soruyor: “Bu fiyatlar neye göre belirleniyor?”

Eğer amaç enflasyonla mücadeleye katkı sağlamak, piyasa dengesini korumak ve tüketiciyi korumaksa; o zaman benzer denetim mekanizmalarının yalnızca ekmek ve simitle sınırlı kalmaması gerekiyor.

Çünkü ekonomide güven ortamı ancak şeffaf ve adil fiyatlandırma sistemiyle mümkün olur. Fiyat tarifelerinin belirlenmesinde maliyet analizlerinin zorunlu hale getirilmesi, kamu otoritelerinin görüşlerinin alınması ve uzlaşma komisyonları gibi denge unsurlarının devreye sokulması, diğer temel ürün ve hizmetler için de uygulanabilir bir modeldir.

Bugün atılan bu adım, doğru yönde atılmış önemli bir başlangıçtır. Ancak vatandaşın günlük hayatında karşılaştığı ekonomik yükü hafifletmek için daha geniş kapsamlı bir düzenleme ihtiyacı açıktır. Sadece ekmek ve simitte değil; toplumun tamamını ilgilendiren temel ürün ve hizmetlerde de benzer bir şeffaflık ve denetim mekanizmasının kurulması, hem esnafı koruyacak hem de tüketicinin güvenini artıracaktır.

Unutulmamalıdır ki ekonomik düzenlemelerin başarısı yalnızca kağıt üzerindeki maddelerle değil, toplumda oluşturduğu güvenle ölçülür. Bu nedenle yeni yönetmeliğin ruhu genişletilmeli, fiyat adaletini sağlayacak kapsamlı bir sistem hayata geçirilmelidir.

Vatandaşın beklentisi nettir: Keyfi zamların değil, adil fiyatların hakim olduğu bir piyasa düzeni…