Bir Şair, Bir Yazar, Bir Diyarbakırlı

Harun Tutuş

Harun

“Köylü, çoban, çiftçi, öğretmen, gezgin ve biraz da şair.”

Harun Tutuş, kendini böyle anlatıyor.

Ne ödüllerinden söz ediyor.

Ne kitaplarından.

Ne de yazdıklarından…

Çünkü insanı asıl anlatan,

çoğu zaman yazdıkları değil,

yaşadıklarıdır.

Toprağa değen eller…

Dağların sessizliğini dinleyen bir çocukluk…

Göç yolları…

Alın teri…

Ve bütün bunların içinden filizlenen dizeler…

Belki de bu yüzden onun şiirlerinde önce hayat vardır.

Sonra insan.

En son şiir.

1990 yılında Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde dünyaya geldi.

Çocukluğu, Mezopotamya’nın dağlarıyla ovaları arasında; toprağı ve emeği tanıyarak geçti.

Hayat, ona önce alın terini, sonra kelimeleri öğretti.

2015 yılında Dicle Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu.

Çocuk yaşlarda başlayan edebiyat tutkusu, onu şiire taşıdı.

Şiir onun için hayata tutunmanın adıydı.

İlk kitabını Kürtçe, ardından Türkçe yayımladı.

Jana Dilê Min, Gidişinin Ertesi ve Senin Adın Dünya ile okurlarının karşısına çıktı.

Şiirleri ve yazıları çeşitli gazete ve dergilerde yayımlandı.

Bugün Meneviş Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmeni olarak genç yazarları desteklemeyi sürdürüyor.

Ama Harun Tutuş’u yalnızca kitaplarıyla anlatmak eksik olur.

Çünkü onun hikâyesi; toprağı tanıyan bir köylünün…

Sürüsünün peşinden yürüyen bir çobanın…

Emekle büyüyen bir çiftçinin…

Çocuklara yol gösteren bir öğretmenin…

Ve insana inanmaktan vazgeçmeyen bir Diyarbakırlının hikâyesidir.

İşte bu yüzden dizelerinde yalnızca kelimeler değil; bir hayat, bir memleket ve toprağıyla kurduğu bağ vardır.

Bugün hâlâ Diyarbakır’da yaşıyor.

Yazıyor.

Üretiyor.

Çünkü bazı insanlar şiir yazar.

Bazıları ise yaşadığı hayatı, kelimelere dönüştürür.