Bir Öğretmen, Bir Yazar, Bir Hafıza:
Birsen İnal

Bazı insanlar vardır…
Bir ömür yaşar…
Ama yaşadıkları sadece kendilerine ait kalmaz.
Bir şehrin hafızasına karışır.
İşte o isimlerden biri:
Birsen İnal.
1954 yılında Diyarbakır’da,
avlusunda hayatın erken öğretildiği
bir evde dünyaya geldi.
O ev…
kalabalık değildi belki…
ama insanı yoğuran evlerdendi.
Bir yanda gelenek…
bir yanda hayatın içinden geçen sessiz öğretiler…
Ve bir çocuk…
gözlemleyerek büyüyordu.
1974…
Diyarbakır Erkek İlköğretmen Okulu…
Ve mesleğe atılan ilk adım.
Öğretmenlik onun için
sadece bir meslek olmadı.
Bir emekti…
bir sabırdı…
bir hayat biçimiydi.
Bingöl…
Sakarya…
Diyarbakır…
Gittiği her yerde
sadece ders anlatmadı…
İnsana dokundu.
Yöneticilik yaptı…
sorumluluk aldı…
ama özünden hiç uzaklaşmadı.
1997…
Emeklilik…
Ama bazı insanlar vardır…
emekli olur…
ama üretmekten asla vazgeçmez.
O da vazgeçmedi.
Bugün hâlâ
öğrencilerinin hayatına dokunan
bir öğretmen olarak
yoluna devam ediyor.
Ama onun hikâyesi
sadece eğitimle sınırlı değildi.
Çocukluk yıllarında başlayan
bir başka sevda daha vardı:
Yazmak…
Şiirler…
öyküler…
anılar…
Bir şehrin hafızasını
kelimelere dönüştürdü.
Ve o şehir…
onun kaleminde sadece bir yer değil,
yaşayan bir duyguydu:
“Özümsen Diyarbekir”…
bir şehri kadın gözünden anlatan bir hafıza…
Birsen İnal… bir memleket sevdalısı…
Diyarbakır’ın geleneklerini yaşatan bir kadın.
Diyarbakır Tanıtma Kültür ve Yardımlaşma Vakfı yönetim kurulu üyesi olan Birsen İnal,
şehrin sadece hafızasını değil…
sofrasını da yaşatıyor.
Diyarbakır mutfağını,
örfünü, ananesini…
bir kültür gibi değil,
bir emanet gibi taşıyor.
Onun yazdıkları…
Bir dönemin…
bir şehrin…
ve en çok da
bir kadının sesi oldu.
Birsen İnal…
Bir öğretmen…
bir anne…
bir yazar…
Ama hepsinden önce…
bir şehri sadece yaşayan değil,
onu yazıya dönüştürerek
hafızaya emanet eden bir kalem…