Dünya siyasetinde artık cümlelerin bir ağırlığı yok. Kelimeler tehdit değil, neredeyse reklam sloganı gibi kullanılıyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın ağzından çıkan “Kolombiya operasyonu kulağa hoş geliyor” ifadesi de tam olarak böyle bir çağın ürünü.

Bir ülkenin kaderi, bir başka ülkenin başkanının kulağına “hoş” geliyorsa, durup düşünmek gerekiyor.

Biz ne ara uluslararası hukuktan, egemenlikten, sınırdan, milletten bu noktaya geldik?

Trump’ın son açıklamaları, yalnızca Venezuela’ya yönelik bir müdahalenin gerekçelendirilmesi değil, aynı zamanda dünyanın geri kalanına verilen net bir mesajdır:

“Burası benim bölgem.”

Venezuela için söylenenler tanıdık…

“Narko-terör devleti”,

“Uyuşturucu akıyor”,

“Ülke ölü”,

“Biz düzelteceğiz”,

“Petrol şirketleri milyarlarca dolar yatıracak.”

Yani önce ülkeyi hasta ilan et, sonra ameliyata gir, ardından da mirası paylaş.

Trump’a göre Venezuela’da kontrol artık ABD’de. Seçimler mi? “Doğru zamanda.”

Ne zaman? Ona da Washington karar verir.

Daha da çarpıcısı şu:

Bir ülkenin devlet başkanı alıkonuluyor, yerine geçici başkan atanıyor, petrolü “istedikleri gibi kullanma hakkı”ndan söz ediliyor…

Ve tüm bunlar, sanki bir şirket satın alımı anlatılır gibi rahat bir dille ifade ediliyor.

Ama hikaye Venezuela ile bitmiyor.

Meksika “karteller tarafından yönetilen bir ülke.”

Hatta Trump, “istersek asker bile göndeririz” diyor.

Kolombiya’ya gelince…

“Hasta Bir Ülke.”

Teşhis hazır, reçete hazır, operasyon adı bile hazır:

“Kolombiya Operasyonu.”

Üstelik kulağa hoş geliyor!

Demek ki artık savaşların da bir PR dili var.

Kimi operasyon kulağa hoş geliyor, kimi gelmiyor.

Kimi ülke “hasta”, kimi “ölü”, kimi “bizim bölgemiz”.

İran’a gelince tehdit dili değişmiyor:

“Eğer insanları öldürürlerse, çok sert cezalandırılırlar.”

Bu cümleyi kuran ülkenin siciline bakınca, ironinin dozu insanın canını yakıyor.

Rusya, Çin, Grönland…

Harita Trump’ın masasının üstünde açık.

Grönland için bile “ulusal güvenliğimiz açısından ihtiyacımız var” diyebiliyor.

Danimarka başaramazmış, Avrupa’nın da buna ihtiyacı varmış!

Yani dünya artık bir satranç tahtası değil;

Bir emlak ilanı panosu.

Bu tabloda en acı olan ne biliyor musunuz?

Her “operasyon” kelimesinin arkasında milyonlarca insan, yıkılmış şehirler, kaybolmuş hayatlar var.

Ama büyük güçlerin dilinde bunlar sadece “düzeltilecek bölgeler.”

Bugün Venezuela, yarın Kolombiya…

Sonra kim?

Soru şu değil artık:

“ABD nerede müdahale eder?”

Asıl soru şu:

“Hangi ülkenin adı kulağa hoş gelecek?”

Ve dünya, bu soruya cevap ararken, makara gibi başlayan cümleler, maalesef gerçek trajedilere dönüşüyor.