Okullarda şiddete ve silaha yönelimin nedenleri üzerine bir değerlendirme yaptığımızda iki gün ara ile yüreğimizi yakan ve manşetlere düşen, öğrenci tarafından okullarına gerçekleştirilen silahlı saldırı düzenlenmesi hepimizi derinden etkiledi ve artık üzerinde oturup düşünmemiz ve çözüm üretmemiz gereken elzem bir hal almıştır.
Acaba biz nerede hata yaptık ve neden iyi insan yetiştiremiyoruz sorusuna cevap bulmamız gerekiyor. Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bir lisede silahlı saldırı sonucu 16 kişi yaralanması sonrasında da Kahramanmaraş'ta bir ortaokulda 14 yaşındaki bir öğrenci tarafından düzenlenen silahlı saldırıda 8'i öğrenci, 1'i öğretmen olmak üzere 9 kişi hayatını kaybettiği, 13 kişi yaralanması bizleri derinden etkilemiştir.
Bir türlü anlam veremediğimiz bu nedenlere baktığımızda son zamanlar da okullarda öğrenciler arasında artan şiddet eğilimi, yalnızca eğitim kurumlarının değil, toplumun tamamının üzerinde durması gereken önemli bir sorundur.
Okullarda güvenlik görevlilerinin eksikliği, zorunlu eğitimin 12 yıl olması, öğrencilerin sosyal medya kullanımı ve şiddet içerikli oyunlara ve silaha erişimin kolay olması gibi. Kavga, zorbalık ve hatta silaha yönelme gibi davranışlar, bireysel bir problem olmanın ötesinde güvenlik, sosyal, psikolojik ve kültürel birçok etkenin birleşimiyle ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle konuyu tek bir nedene indirgemek yerine çok boyutlu bir bakış açısıyla ele almak gerekir.
Öncelikle aile ortamı, çocuğun davranış gelişiminde belirleyici bir rol oynar. Şiddetin bir iletişim aracı olarak kullanıldığı ya da normalleştirildiği ailelerde yetişen çocuklar, sorun çözme yöntemi olarak benzer davranışları benimseyebilir. Bunun yanında ilgisizlik, aşırı baskı ya da tutarsız disiplin uygulamaları da çocukta öfke kontrol problemlerine yol açabilir. Sağlıklı iletişim ve güven ortamından yoksun bireyler, kendilerini ifade etmekte zorlandıklarında şiddete yönelebilir.
Bir diğer önemli etken, medya ve dijital içeriklerin etkisidir. Özellikle denetimsiz şekilde tüketilen şiddet içerikli oyunlar, diziler ve sosyal medya paylaşımları, gençlerin algı dünyasını şekillendirebilmektedir. Şiddetin güç, saygınlık ya da çözüm yolu olarak sunulması, bazı öğrencilerde yanlış bir rol model oluşturur. Olayın gerçekliğini kavrayamaması olayın bir oyun ve o oyunun içinde olduğunu zannetmeleri.
Son zamanlarda güç gösterisi, kendileri kabul ettirmeleri. kısa yolda para kazanmak, çeteleşmek, silah ve şiddet ile sorunları çözülebileceği kendilerine bu şekilde toplumda var olacağına ve güçlü olacağına inanmaları. Bu durum, gerçek hayat ile kurgu arasındaki sınırın bulanıklaşmasına neden olabilir. Eğitim ile ilgisi olmayan kişilerin okullardan uzaklaştırılması ve zorunlu eğitim öğretimin 12 yıldan 8 yıla indirilmesi .
Akran ilişkileri de öğrencilerin davranışları üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir. Ergenlik döneminde kabul görme ve bir gruba ait olma ihtiyacı oldukça yüksektir. Bu süreçte bazı gençler, arkadaş çevresinde “güçlü” ya da “cesur” görünmek adına saldırgan davranışlara yönelebilir. Özellikle zorbalığın yaygın olduğu ortamlarda, birey ya zorba olmayı ya da kendini korumak adına şiddeti öğrenmeyi tercih edebilir.
Okulun çevresel, fiziksel ve sosyal yapısı da bu süreci doğrudan etkiler. Okullarda güvenlik zafiyetinin olması her okula güvenlik görevlisi görevlendirmesi.Bu noktada okul ikliminin güven verici, kapsayıcı ve destekleyici olması büyük önem taşır.
Tüm bu faktörlerin yanında, silaha erişimin kolay olması şiddet olaylarının boyutunu daha da tehlikeli hale getirmektedir. Anlık öfke ile alınan bir karar, silahın varlığıyla birlikte geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle yalnızca davranışların değil, bu davranışları mümkün kılan koşulların da kontrol altına alınması gerekmektedir.
Sonuç olarak, okullarda şiddet ve silaha yönelim sorunu çok yönlü bir yapıya sahiptir ve çözümü de aynı şekilde çok boyutlu olmalıdır. Aile, okul ve toplum iş birliği içinde hareket etmeli; gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri sağlıklı alanlar oluşturulmalıdır. Sosyal medyada şiddet içerikli oyunları ve öğrenciler için sosyal medya hesapları yasaklanmalı.
Rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi, akran zorbalığıyla etkin mücadele, medya okuryazarlığının artırılması ve güvenli okul ortamlarının oluşturulması bu sürecin temel adımlarıdır. Her okula öğrenci sayısına göre en az bir profesyonel güvenlik personeli görevlendirilmeli.
Okul kantin çalışanları, servis şoförleri ve okul kapısındaki seyyar satıcıların denetimi. Eğitim öğretim çağının dışına çıkmış okul ile ilgisi olmayan öğrencilerin lise yerine çıraklık okullarına, esnaf ve sanatkarların yanlarında çalıştırılması. Zorunlu eğitim öğretim 12 yıldan 8 yıla düşürülmeli. Unutulmamalıdır ki şiddeti önlemenin en etkili yolu, onu doğuran nedenleri doğru anlamak ve ortadan kaldırmaktır.
Bu vesileyle, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan müessif olaylarda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabır diliyorum.
