Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Merkezi’ni geçtiğimiz hafta ziyaret ettim. Çok farklı bir atmosferle karşılaştım ve bambaşka bir duygu hissettim.
Koridorlarda sadece siyasi görüşmelerin değil, gönülden gelen selamların ve güçlü bir bağlılık hissinin dolaştığına şahit oldum. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan gelen mesajlar adeta bir sel gibi Genel Merkez’e ulaşıyordu.
Aşiret temsilcilerinden esnafa, sivil toplum kuruluşlarından kanaat önderlerine kadar pek çok insan, bizzat gelemese bile Sayın Devlet Bahçeli’ye selamlarını iletmek, düşüncelerini paylaşmak ve bu güçlü diyaloğun bir parçası olmak istiyordu.
Açıkçası karşılaştığım tablo beni derinden duygulandırdı. Çünkü bu, tahmin edilenden çok daha güçlü, samimi ve içten bir birliktelik duygusunun yansımasıydı. İnsanlar adeta sıraya girmiş gibi gönüllerindeki saygıyı ifade etmek için çaba gösteriyordu.
Genel Merkez’de hissettiğim bu atmosfer, sadece bir siyasi ilginin değil, aynı zamanda duygusal bir bağın ve ortak bir gelecek arzusunun somut göstergesiydi.
Evet. Geçtiğimiz hafta Milliyetçi Hareket Partisi Genel Merkezi’nde gerçekleştirdiğim ziyaret, sadece bir nezaket görüşmesinin ötesine geçen, sahadan gelen güçlü mesajların paylaşıldığı önemli bir buluşma oldu.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Edip Semih Yalçın ile uzun ve samimi sohbetimiz sırasında, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde son dönemde dikkat çeken bir tabloyu detaylı şekilde değerlendirme fırsatı bulduk.
Bölgeden gelen izlenimler, klasik siyasi kalıpların ötesinde bir değişimi işaret ediyor. Aşiret temsilcilerinden sivil toplum kuruluşlarına, kanaat önderlerinden esnafa kadar geniş bir yelpazede, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye yönelik yoğun bir ilgi, merak ve saygı dikkat çekiyor.
Sadece selam göndermekle kalmayan, birebir görüşmek ve düşüncelerini doğrudan aktarmak isteyen çok sayıda kesimin bulunduğu ifade ediliyor.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da farklı toplumsal kesimlerle yaptığım temaslarda ortak bir duyguya şahit oldum. Sayın Devlet Bahçeli’ye duyulan ilgi ve doğrudan temas kurma isteği. Aşiret liderleri, yerel esnaf, gençlik temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları, ülkenin geleceğine dair görüşlerini paylaşmak, taleplerini aktarmak ve süreci yakından takip etmek istediklerini dile getiriyor.
Bu ilginin temelinde ise güven arayışı, istikrar beklentisi ve 'Terörsüz Türkiye' sürecinin başarıya ulaşması vurgusu yer alıyor.
Özellikle son yıllarda yaşanan siyasi ve toplumsal gelişmeler ile kararlıkla devam eden 'Terörsüz Türkiye' süreci bölge insanının Ankara ile daha doğrudan bir iletişim kurma arzusunu arttırmış görünüyor.
Uzun yıllar boyunca farklı siyasi dinamiklerle anılan Doğu ve Güneydoğu’da bugün daha farklı bir siyasi okuma ortaya çıkıyor. Bölge insanı artık sadece eleştiren değil, çözüm üreten, sahaya dokunan ve doğrudan iletişim kuran siyaset anlayışına daha fazla ilgi gösteriyor.
MHP’nin özellikle başta 'Terörsüz Türkiye' süreci olmak üzere son yıllarda ortaya koyduğu söylem ve politikaların bölgede farklı kesimler tarafından dikkatle takip edildiği açıkça görülüyor. Bu durum, siyasi dengelerin yeniden şekillendiğine dair önemli bir işaret olarak değerlendirilebilir.
Görüşmemiz sırasında dile getirilen en önemli başlıklardan biri de Doğu ve Güneydoğu’dan gelen yoğun ziyaret talepleri oldu.
Bölgedeki birçok temsilci, doğrudan Ankara’ya gelerek Sayın Devlet Bahçeli ile görüşmek, elini öpmek istiyor. Bu tablo, sadece siyasi bir destek göstergesi değil, aynı zamanda güçlü bir diyalog arzusunun da yansımasıdır.
Toplumsal barışın ve ortak gelecek fikrinin güçlenmesi açısından bu tür temasların büyük önem taşıdığı ortada. Siyasetin merkezine insanı ve sahayı koyan her yaklaşım, Türkiye’nin birlik ve beraberlik zeminini daha da sağlamlaştıracaktır.
Genel Merkez’de yaptığımız görüşme, aslında sahadan Ankara’ya taşınan güçlü bir mesajın özetiydi. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da farklı kesimlerden yükselen ilgi, saygı ve diyalog talebi; Türkiye’nin değişen siyasi atmosferini anlamak açısından önemli bir veri sunuyor.
Bugün gelinen noktada, bölge insanının beklentisi, sesinin duyulması, taleplerinin doğrudan iletilmesi ve güçlü bir iletişim köprüsünün kurulmasıdır.
Sayın Devlet Bahçeli’ye iletilen selamlar ve yoğun görüşme talepleri de bu isteğin en somut göstergesi olarak öne çıkıyor.
Türkiye’nin geleceği açısından en kıymetli olan ise, farklı coğrafyaların aynı masa etrafında buluşabilmesi ve ortak bir gelecek hayalini birlikte inşa edebilmesidir.
Sahadan yükselen bu mesaj, siyasetin merkezinde diyaloğun ve karşılıklı anlayışın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.