Günler su misali akıp gidiyor…

Haftalar birbirini kovalıyor, aylar göz açıp kapayıncaya kadar tükeniyor, yıllar ise takvim yapraklarında bir hatıraya dönüşüyor. Daha dün gibi dediğimiz nice anı, bugün geride kalmış birer iz artık.

Zamanın bu hızlı akışı içinde çoğu şeyi erteliyoruz; kırgınlıkları tamir etmeyi, gönül almayı, şükretmeyi, durup düşünmeyi…

Ama işte yine bir rahmet mevsimine kavuşmanın huzurunu yaşıyoruz. Yüce Allah’a hamdolsun ki bir mübarek Ramazan ayına daha eriştik.

Her gelişinde kalbimize başka bir heyecan, ruhumuza başka bir sükunet bırakan bu müstesna ay, aslında bize zamanın değil, ömrün geçtiğini hatırlatıyor. Takvimler değişiyor ama insanın arayışı değişmiyor: Affedilmek, arınmak, huzur bulmak…

Ramazan tam da bu yüzden bir duruş, bir dönüş ve bir diriliş çağrısıdır.

Ramazan, oruç ayıdır.

Ramazan, Kur’an ayıdır.

Ramazan, takva ayıdır.

Ramazan, Allah’ı yüceltme ayıdır.

Ramazan, şükür ayıdır.

Ramazan, doğruyu bulma ayıdır.

Ramazan, tevbe ayıdır.

Ramazan, tefekkürdür, itikâftır, taabbüddür.

Ramazan, Allah’ın koyduğu sınırları gözetme ayıdır.

Ramazan, bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ni bağrında saklayan bir rahmet mevsimidir.

Ve Ramazan…

İnsanın kendisiyle yüzleştiği aydır.

Her yıl gelir Ramazan. Takvim yaprakları değişir, mevsimler dönüşür ama Ramazan’ın gönüllerimize bıraktığı iz değişmez. Çünkü Ramazan sadece aç kalmak değildir, açlığı anlamaktır. Sadece susmak değildir; dilini arındırmaktır. Sadece ibadet değildir, kulluğun idrakine varmaktır.

Oruç, mideyi terbiye eder ama asıl kalbi eğitir.

Sofralar küçülür ama merhamet büyür.

Dünya telaşı azalır, ahiret bilinci artar.

Ramazan bize şunu hatırlatır:

İnsan sadece yiyerek, içerek yaşamaz. İnsan, inanarak yaşar.

Bu ayda gökyüzü biraz daha yakın gelir insana. Eller daha çok semaya kalkar. Gözyaşı daha çabuk süzülür yanaklardan. Çünkü Ramazan, rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı bir aydır. Mağfiretin sağanak sağanak yağdığı bir aydır.

Ramazan; selamdır, esenliktir.

Ramazan; sükûnettir, sekînettir.

Ramazan; dinginliktir, olgunluktur.

Ramazan; kardeşliktir.

Aynı sofrada hurmayla oruç açan zenginle fakir arasındaki mesafenin kapandığı bir aydır Ramazan. Aynı ezanla susup aynı ezanla konuşan milyonların aynı duada buluştuğu bir vakittir.

Kırgınlıkların tamir edildiği, küslüklerin son bulduğu, kalplerin yumuşadığı bir rahmet mevsimidir.

Bugün en çok ihtiyacımız olan şey de işte budur:

Yumuşayan kalpler…

Azalan öfke…

Artan merhamet…

Ramazan, Allah’ın koyduğu sınırları yeniden hatırlama ayıdır. Helalin kıymetini, haramın ağırlığını yeniden idrak etme zamanıdır.

Nefsimizin bizi sürüklediği yerden, Rabbimizin razı olacağı istikamete yönelme fırsatıdır.

Ve Kadir Gecesi…

Bin aydan daha hayırlı o mübarek gece…

Belki de bir ömrün kaderini değiştirecek bir secdeyi saklar içinde. Belki bir samimi tövbe, yılların yükünü siler. Belki bir “Allah’ım affet” duası, hayatın seyrini değiştirir.

Ramazan; muhasebedir.

Ramazan; arınmadır.

Ramazan; yeniden başlamadır.

Bugün kendimize sormalıyız:

Bu Ramazan gerçekten değişecek miyiz?

Sadece gündüz aç kalıp gece fazlasıyla tüketenlerden mi olacağız, yoksa nefsini dizginleyen, gönlünü arındıranlardan mı?

Esnafa da, siyasetçiye de, işçiye de, memura da, hepimize bir sorumluluk düşüyor. Ramazan’ı fırsata çevirmek değil, Ramazan’ı fırsat bilerek iyiliği çoğaltmak gerekiyor. Fiyatları değil merhameti artırmak gerekiyor. Sofraları değil gönülleri büyütmek gerekiyor.

Çünkü Ramazan sadece bireysel bir ibadet ayı değildir, toplumsal bir arınma çağrısıdır.

Hoş geldin 11 ayın sultanı…

Hoş geldin kalplerin tamir ustası…

Hoş geldin rahmet, mağfiret ve bereket ayı…

Bu yıl farklı olsun.

Bu yıl daha sakin, daha samimi, daha içten olsun.

Bu yıl gerçekten Ramazan gibi yaşansın.

Rabbim; tuttuğumuz oruçları kabul, ettiğimiz duaları makbul, yaptığımız tövbeleri nasuh eylesin. Bizleri Ramazan’ı hakkıyla idrak eden kullarından eylesin.

Hoş geldin 11 ayın sultanı…

Hoş geldin Ramazan…