Ankara’da siyasetin ritmi bazen kürsüden yapılan sert konuşmalarla değil, sessiz ama anlamı büyük hamlelerle değişir.
Son günlerde yaşanan Milletvekili transferleri de tam olarak böyle bir tabloyu ortaya koyuyor. Gürültüsü az, etkisi büyük…
Gelecek Partisi’nden istifa eden İstanbul Milletvekili İsa Mesih Şahin, DEVA Partisi’nden ayrılan İrfan Karatutlu ve CHP’den istifa eden Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır’ın AK Parti’ye katılımı, sadece üç yeni isimden ibaret değil.
Bu katılımlar, Meclis aritmetiğinin yanı sıra siyasal psikolojiyi de doğrudan etkileyen bir sürecin parçası. Üç ismin de ortak bir noktası var: 2023 seçimlerinde CHP listelerinden Meclis’e girmiş olmaları.
Bu detay, yaşanan tabloyu daha da çarpıcı hale getiriyor. 275 sayısı sıradan bir rakam değil. Bu son katılımlarla birlikte AK Parti’nin Milletvekili sayısı 275’e yükseldi. İktidar partisi, dönem başından bu yana 14 Milletvekilini saflarına katmış oldu. Bu, 28. Dönem Parlamentosu’nun daha ilk yarısı dolmadan ortaya çıkan oldukça dikkat çekici bir tablo.
Burada mesele sadece rakamsal artış değil. Asıl önemli olan, siyasetin yönünün hangi istikamete aktığıdır.
Muhalefet cephesinde yaşanan çözülme, sadece partiler arası geçişlerle sınırlı değil. İttifak siyasetinin sahadaki karşılığının giderek zayıfladığına işaret ediyor. CHP listelerinden seçilip, bugün AK Parti sıralarında oturan Milletvekilleri, aslında 2023 seçimlerinde kurulan “zoraki birlikteliklerin” Meclis zemininde sürdürülebilir olmadığını da gözler önüne seriyor.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, dünkü grup toplantısında kullandığı ifadeler bu süreci özetler nitelikteydi:
“Bugün katılımlarla AK Parti ailemizi büyütüyoruz. Bizim kapımız ülkesine, milletine hizmet etmek isteyen herkese açıktır.”
Bu sözler, sadece yeni katılımlara bir hoş geldin mesajı değil, aynı zamanda siyasi istikrar vurgusudur. Erdoğan’ın “safları sıkılaştırma” ve “Cumhur İttifakı olarak güçlenerek yola devam etme” mesajı, önümüzdeki dönemde Meclis’te daha disiplinli, daha net bir iktidar hattının kurulacağını gösteriyor.
14 Mayıs 2023 seçimleriyle oluşan 28. Dönem parlamentosu, şimdiden en hareketli dönemlerden biri olmaya aday. Henüz yarısı bile tamamlanmamışken, 37 Milletvekilinin partilerinden istifa etmesi, siyaset literatürüne girecek bir tabloyu ortaya koyuyor.
Bu sirkülasyonun büyük bölümünün yönünün iktidar partisine doğru olması ise tesadüf değil.
Çünkü siyaset, sadece söylemle değil, güçle, istikrarla ve iktidar perspektifiyle şekillenir. Bugün AK Parti, Meclis’te sadece sayısal olarak değil, psikolojik üstünlük açısından da belirgin bir ağırlık kazanmış durumda.
Özetle; Meclis’te yaşanan bu transferler, “dengeler değişiyor” klişesinin ötesinde bir anlam taşıyor. Artık mesele denge değil, ağırlığın hangi tarafta toplandığıdır.
AK Parti, hem Cumhur İttifakı içindeki konumunu tahkim ediyor hem de muhalefet içindeki dağınıklığın doğal adresi haline geliyor. Önümüzdeki süreçte bu tablo daha da netleşirse, 28. Dönem parlamentosu, iktidarın Meclis’te adım adım güçlendiği bir dönem olarak anılabilir.
Ve görünen o ki, Ankara’da siyaset bir kez daha şu gerçeği hatırlatıyor:
Güçlü olan, sadece konuşan değil, saflarını genişletebilendir.