Yapay zeka teknolojilerinin hızla gelişmesi, siber güvenlik alanında yeni tehditleri de beraberinde getiriyor. Microsoft'un 22 Ekim'de yayımlanan araştırmasına göre, Çin devletiyle bağlantılı olduğu değerlendirilen "Storm-0940" adlı siber aktör, yapay zeka destekli araçlarla dünya genelinde yüzlerce kuruluşu hedef aldı.

Microsoft Güvenlik Araştırmaları ve Tehdit İstihbaratı ekipleri tarafından hazırlanan raporda, saldırıların özellikle eylül ayında yoğunlaştığı ve farklı sektörlerde faaliyet gösteren kuruluşları kapsadığı belirtildi.

3 saatten kısa sürede kritik sistemlere erişim

Microsoft'un araştırmasında dikkat çeken en önemli ayrıntılardan biri, saldırıların gerçekleştirilme hızı oldu. Siber aktörün, ARTEX adı verilen yapay zeka destekli sızma testi aracını kullanarak saldırı süreçlerini otomatikleştirdiği belirlendi. Araştırmaya göre bazı saldırılarda hedefin belirlenmesinden kuruluşların bulut altyapılarında ayrıcalıklı erişim elde edilmesine kadar geçen süre üç saatin altında kaldı.

Bu durum, yapay zeka destekli saldırıların geleneksel yöntemlere kıyasla çok daha kısa sürede gerçekleştirilebilmesi açısından önemli bir güvenlik riski oluşturuyor.

Savunmadan enerjiye kadar birçok sektör hedefte

Microsoft'un paylaştığı bilgilere göre saldırıların hedefinde yalnızca teknoloji şirketleri bulunmuyor. Havacılık ve savunma sanayisi, enerji, finans, otomotiv, kimya, kamu kurumları, medya, hukuk, askeri kuruluşlar ve yarı iletken üreticileri de hedef alınan sektörler arasında yer alıyor.

Özellikle kritik altyapıların ve stratejik sektörlerin hedef alınması, siber saldırıların yalnızca veri güvenliğini değil, kurumların faaliyetlerini ve hizmet sürekliliğini de tehdit edebileceğini gösteriyor.

Yapay zeka destekli siber saldırılar yalnızca Microsoft'un tespitleriyle sınırlı değil. ABD merkezli siber güvenlik şirketi CrowdStrike, Güney Kore'deki bankalara yönelik saldırılarda da yapay zeka araçlarının kullanıldığını ortaya koydu.

Eylül ayının sonlarından itibaren en az dokuz Güney Kore bankasının hedef alındığı saldırılarda, Çin'de yaşayan 26 yaşındaki bir kişinin rol oynamış olabileceği değerlendirildi. Araştırmada, saldırganın yapay zeka destekli kodlama araçlarından ve ARTEX isimli sızma testi aracından yararlandığı belirtildi. Ancak CrowdStrike'ın incelediği bu olay, Microsoft'un Storm-0940 grubuna ilişkin tespitlerinden ayrı bir soruşturma kapsamında değerlendiriliyor.

Binlerce müşterinin kişisel verileri tehlikeye girdi

Güney Kore'deki saldırıların ardından bazı bankalar müşteri bilgilerinin ele geçirildiğini duyurdu.

ShinhanBank, yaklaşık 25 bin müşterisinin kişisel verilerinin ele geçirildiğini açıkladı. KB Kookmin Bank ise 119 müşterisinin bilgilerinin sızdırıldığını bildirdi. Söz konusu gelişmeler, yapay zeka destekli saldırıların yalnızca kurumların teknik altyapısını değil, vatandaşların kişisel verilerini de tehdit ettiğini ortaya koyuyor.

Peki, yapay zeka siber saldırıları nasıl değiştiriyor?

Kağıthane'de 4 katlı binanın çatısı yandı
Kağıthane'de 4 katlı binanın çatısı yandı
İçeriği Görüntüle

Geleneksel siber saldırılarda hedeflerin belirlenmesi, güvenlik açıklarının araştırılması ve sistemlere erişim sağlanması farklı aşamalarda yürütülüyor. Yapay zeka destekli araçlar ise bu işlemlerin bir bölümünü otomatikleştirerek saldırganların daha kısa sürede daha fazla hedefi incelemesine imkan tanıyor.

CrowdStrike'ın Güney Kore'deki saldırılara ilişkin değerlendirmesi de yapay zeka araçlarının tek bir kişinin çok sayıda hedefe kısa sürede saldırabilmesini kolaylaştırabildiğine işaret ediyor.

Bu gelişmeler, siber güvenlikte yalnızca saldırıların önlenmesini değil, tehditlerin hızlı tespit edilmesini ve olaylara müdahale sürelerinin kısaltılmasını da önemli hale getiriyor.

Kurumlar yapay zeka destekli saldırılara karşı nasıl korunabilir?

Yapay zeka destekli siber saldırıların yaygınlaşması, kamu kurumları ve özel sektör açısındangüvenlik önlemlerinin güncellenmesini zorunlu hale getiriyor. Siber güvenlik açısından özellikle çok faktörlü kimlik doğrulamanın kullanılması, kritik sistemlere erişim yetkilerinin sınırlandırılması, yazılım güncellemelerinin düzenli yapılması ve şüpheli hareketlerin sürekli izlenmesi önem taşıyor.