CHP Sözcüsü Müslim Sarı, partisinin Diyarbakır İl Başkanlığı’nda yaptığı açıklamada, “Terörsüz Türkiye” süreci, CHP’nin Kürt meselesine yaklaşımı, yaklaşan seçim süreci ve borsadaki fon krizine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Diyarbakır’ın siyasal ve toplumsal hafızasına dikkat çeken Sarı, kentteki politik atmosferden etkilendiğini belirterek, “Siyasetin her geçen gün içinin boşaldığı, azaldığı bir yerde, Diyarbakır’a her geldiğimde buradaki insanların politik duruşu, siyaseti kendi yaşam biçimi haline getirmesi beni hep etkilemiştir” dedi.
‘Silahların bırakılması sadece bir başlangıç’
Sarı, “Terörsüz Türkiye” sürecini desteklediklerini ancak sürecin yalnızca güvenlik ve silahların bırakılması başlığına indirgenmemesi gerektiğini söyledi.
“Bu süreci destekliyoruz. Bu süreci çok önemsiyoruz. Ama bu sürecin kalıcılaşması açısından sadece silahların bırakılmasının yeterli olmadığını, bunun sadece bir başlangıç olduğunu düşünüyoruz. Sosyal demokrat parti olarak CHP’ye çok büyük görevler düşüyor. Sorun çok boyutludur. Bu boyutların hepsinin ele alınması, tartışılması; silahların sustuğu bir zeminde, savaşın, çatışma ortamının olmadığı bir zeminde bunları konuşabilmek için tarihsel bir fırsatın önümüzde olduğuna inanıyoruz.”
Sürecin CHP açısından da tarihsel bir sorumluluk oluşturduğunu ifade eden Sarı, partinin çözüm tartışmalarında etkin rol üstlenmesi gerektiğini belirtti.
“Bu sorunu çok boyutlu bir şekilde ele almak zorundayız ve biz CHP olarak bu zemini görüyoruz. Bize tarihi bir görev düşüyor. Yeniden bir kere daha Cumhuriyet diyeceğiz. Bir kere daha CHP diyeceğiz ve CHP’nin bu tarihsel rolünü bir kez daha üstlenebileceği bir zeminin yakalandığını görüyoruz.”
Sarı, CHP’nin çözüm sürecinin dışında kalamayacağını da belirterek, sürecin parlamentoda açık biçimde tartışılması gerektiğini söyledi. CHP’nin açıklamasında da sürecin yalnızca güvenlik ekseninde değil, kültürel ve ekonomik boyutlarıyla ele alınması gerektiği vurgulanmıştı.
“İlk defa buradaki kadim sorunun çözümü noktasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün güvenlik bürokrasisinin, iktidarıyla, muhalefetiyle, toplumsal konsensüsün çok ağırlıklı biçimde bir araya geldiği bir siyasi konjonktür oluştu. Bu siyasal konjonktürü son derece önemsiyorum, sahipleniyorum. CHP olarak biz bu süreci sahipleniyoruz başından beri.”
‘Kürtlerle aramızda bir küskünlük yok’
Sarı’ya, CHP’nin geçmişte milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin tutumu hatırlatılarak Kürtlerle nasıl bir ilişki kuracağı soruldu.
Sarı, geçmişten kaynaklanan sorunların bulunduğunu kabul ederken, CHP ile Kürtler arasında bir “küskünlük” olmadığını söyledi.
“Kürtlerle aramızda küskünlük yok. Elbette geçmişten kaynaklı birtakım problemler olabilir. Ama küs değiliz. Birbirimizi anlamak için daha çok konuşmaya ihtiyacımız var. Bir zemin var şimdi, bu zeminde CHP’ye çok ihtiyaç var.”
“Terörsüz Türkiye” sürecinin yalnızca iktidarın yürüttüğü bir proje olarak görülmemesi gerektiğini belirten Sarı, CHP’nin de sürece ilişkin sorumluluk alması gerektiğini ifade etti.
“Şu anda içinde bulunduğumuz zemini devlet politikaları ve devletin bekasıyla Kürtler arasındaki bir ilişki olarak görmemek lazım. Ben burada CHP’ye çok önemli roller düştüğüne inananlardanım. Bir Cumhur İttifakı projesi olarak da görmüyorum Terörsüz Türkiye’yi. Bu, siyaset üstü bir konuysa siyasete roller düşmüyor mu? Siyaset bu konuya el koymalı.”
Sarı, CHP’nin bu konuda rol üstlenebilecek partilerden biri olduğunu belirterek, “Bu konuya el koyacak potansiyele sahip olan parti Cumhuriyet Halk Partisi. O yüzden bir fırsat var diyorum” dedi.
‘CHP kendi Kürtleriyle büyüyecek’
Diyarbakır’ın CHP açısından taşıdığı öneme de değinen Sarı, parti ile bölge halkı arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Ortak bir akılla bu süreci yöneteceğiz. CHP kendi Kürtleriyle büyüyecektir. Tıpkı Türkiye’nin kendi Kürtleriyle büyüyeceği gibi. Bunu çok önemsiyorum ben. CHP’nin ışığının Doğu’dan yeniden yükseleceğine inanıyorum. Hep beraber bunu gerçekleştireceğiz.”
Sarı ayrıca Kemal Kılıçdaroğlu’nun önümüzdeki günlerde Diyarbakır’a geleceğini belirterek, kentte toplantı ve etkinlikler yapılabileceğini söyledi.
“Parti önümüzdeki süreçte bu meseleyle daha çok ilgilenecek, daha çok gelecek, daha çok gidecek. Birbirimizle daha çok konuşacağız. Birbirimizi daha iyi anlayacağız. Yanlış anlamaları düzeltme fırsatımız var. Bu bölge halkının CHP’ye ihtiyacı var, CHP’nin bu bölge halkına ihtiyacı var.”
‘2027’de seçim gerçekleşecek’
Sarı, CHP milletvekilleriyle hafta sonunda Abant’ta gerçekleştirilen kampta partinin yol haritasını ele aldıklarını belirterek, vatandaşların ekonomik ve sosyal sorunlarını merkeze alan bir seçim çalışması yürütüleceğini söyledi.
“Önümüzde bir seçim var. Bu seçimin çok uzak olmayan bir vadede gerçekleşeceğini düşünüyoruz. 2027 yılında bir yerde bu seçim gerçekleşecek ve CHP bugünlerden itibaren hızlı şekilde seçim gündemine uygun, vatandaşın problemlerine uygun seçim hattını inşa edecek.”
Sarı’nın 2027’de seçim yapılacağı yönündeki değerlendirmesi, daha önce yaptığı açıklamalarla da örtüşüyor. Sarı, 2026 Eylül’ündeki bir açıklamasında da 2027’de seçime gidileceğini öngördüğünü söylemişti.
Amedspor: ‘Diyarbakır’dan bir Süper Lig şampiyonu çıkar’
Sarı, Diyarbakır’da Amedspor’a ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Takımı 1. Lig’den bu yana takip ettiğini belirten Sarı, Amedspor’un kent açısından sembolik bir anlam taşıdığını söyledi.
“Sizin şu anda çok sembolik futbol takımınız var, Amedspor. Ben 1. Lig’den beri takip ediyorum. Amedspor fanatiği arkadaşlarım var. Süper Lig’e çıktıktan sonra çok daha başarılı oldu. Amedspor bir sembol oldu. Önümüzdeki sürecin önemli sembolü oldu. Çok daha iyi top oynuyor. Sportif açıdan çok başarılı. Çok başarılı buluyorum. İnşallah önümüzdeki günlerde Diyarbakır’dan bir Süper Lig şampiyonu çıkar. Biz de maçları izlemeye geliriz.”
Fon krizi: ‘Tarihi bir yolsuzluk’
Sarı, açıklamasında borsadaki fon krizine ilişkin de ağır eleştiriler yöneltti. Yaşananların yalnızca bir piyasa krizi olarak değerlendirilemeyeceğini savunan Sarı, sürecin boyutlarının henüz tam olarak ortaya çıkmadığını söyledi.
“Bu, tarihi bir yolsuzluk. İnanılmaz bir boyutu var. Henüz bunun boyutunu bilmiyoruz. 131 fon kapatıldığı gün bunların piyasa değeri 821 milyar liraydı. Yani 17-18 milyar dolar. Ancak biz bunun daha hangi büyüklüğe ulaşacağını bilmiyoruz. İnsanların mal varlıklarına el konuluyor. Ama bu el konulan miktarlar yatırımcıların zararını karşılayabilecek durumda olmayacak, öyle görünüyor.”
Sarı, fonların değerlerinin yapay biçimde yükseltildiğini ve ardından halka açılarak yatırımcılara satıldığını öne sürdü.
“12 kişi bir araya gelmiş, bir fon kurmuş. Sonra bu fon hissesini alıp satmaya başlamış, al gülüm ver gülüm yapmaya başlamışlar. Hisse senetlerinin değerini artırmışlar. Ne kadar artırmışlar? Yüzde 10 bin, yüzde 20 bin. Ama bunlar kâğıt üzerinde neticede. Sonra demişler ki, ‘Biz bunu yüzde 10 bin artırdık ama bunu realize etmemiz lazım. Bunu birine satmamız lazım.’”
‘Müdahale edememişse de etmemişse de istifa etmesi lazım’
Sarı, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in daha önce manipülasyonlara ilişkin açıklama yaptığını ancak gerekli müdahalenin yapılmadığını savundu. Bu nedenle Bakan Şimşek’in sorumluluk alması gerektiğini söyledi.
“Bu manipülasyonları görmüş, bunu söylemiş kamuoyunun önünde. Bu arada Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda bir sürü yazılar var. Ama buraya müdahale edememiş. O zaman şunu sormamız gerekiyor: Buna müdahale edememiş mi Bakan? Bakan buna müdahale edemiyorsa bunu kim engellemiş? Hangi siyasi yapılar engellemiş? Buna kim göz yummuş? Bakan buna müdahale edememişse istifa etmesi lazım, müdahale etmemişse yine istifa etmesi lazım.”
Sarı, SPK tarafından uygulanan yaklaşık 4 milyon 400 bin liralık cezayı da eleştirerek, kurumların 11 ay boyunca yaşananlara müdahale etmediğini öne sürdü.
‘Hangi partiden olursa olsun üzerine gideceğiz’
CHP’nin fon kriziyle ilgili Meclis araştırması önergesi verdiğini belirten Sarı, Meclis’in açılmasıyla konunun yeniden gündeme geleceğini söyledi.
“1 Ekim’de Meclis açılınca bu konu gündeme gelecek. Göreceğiz orada AK Parti’nin, MHP’nin, Cumhur İttifakı’nın tavrını. Diğer siyasal partiler de veriyorlar önergelerini. Önemli olan bu konu araştırılsın, tartışılsın. Meclis açıldığında bu konu daha çok gündeme gelecek. Bu konu çok su kaldırır.”
Sarı, CHP’nin konunun finansal ve teknik boyutunu araştırmak üzere bir heyet oluşturduğunu da belirterek, siyasi sorumluluğun hangi partide olduğuna bakılmaksızın araştırılacağını söyledi.
“Bu konunun siyasi ayakları olacak. Bu siyasi ayakları hangi partiden olursa olsun, ister CHP’de, ister AKP’de olsun, hangi partide olursa olsun üzerine gideceğiz. Biz de bu konuyla alakalı bir heyet oluşturduk, çalışıyoruz. Çünkü işin finansal ve teknik boyutu var. Bunun için de bir heyet oluşturduk. İçinde uluslararası fon uzmanları da var. Bu konu daha gündemde kalacak ve gündemde kaldıkça da bu süreci takip edeceğiz.”
‘Amacımız CHP’yi tek başına iktidara getirmek’
Seçim ittifaklarına ilişkin soruyu da yanıtlayan Sarı, CHP’nin önceliğinin tek başına iktidar olmak olduğunu söyledi. Olası bir ittifakın ise seçim dönemindeki koşullara göre değerlendirileceğini belirtti.
“Her siyasal parti, hele ki bu sistemde, eninde sonunda bir ittifak yapma durumunda kalıyor. Ama bu ittifak bir seçim ittifakı. Bu, baştan kurulmuş bir koalisyon değil. Her siyasal parti kendi ideolojisini, kendi politikalarını, kendi siyasetini topluma hâkim kılmak için çalışıyor. Bizim amacımız CHP’yi tek başına iktidara getirmek.”
Sarı, ittifak yapılması halinde bunun partilerin mevcut politikaları ve ilkeleri üzerinden değerlendirileceğini söyledi:
“Seçim yaklaşınca elbette bakacağız oylarımıza, gücümüze. Bizim kendi açımızdan yüzde 50 artı biri bulma şansımız yoksa iş birliği yapacağız. Bu bir seçim ittifakı ama seçim ittifakı yapacağımız zaman da ‘Şu partiyle yapalım, bu partiyle yapalım’ meselesi değil bu. Bizim ilkelerimiz var. Siyasetimiz var. Söylediğimiz sözler var. Yazılı metinlerimiz var. Diyoruz ki, ‘Bu bizim düşüncelerimiz. Bu düşüncelerimize kim yakın? Kimle iş birliği yapabiliriz?’ O zaman o partilerle oturacağız, bir seçim ittifakı yapacağız.”




