Bir Gazeteci, Bir Ağabey, Bir Duayen

Ertuğrul Pirinççioğlu

Whatsapp Image 2026 08 08 At 5.00.00 Am

Diyarbakır basınının bir döneminde, haber peşinde koşan genç gazetecilerin yolu mutlaka onunla kesişirdi.

Kimi zaman bir haberin nasıl yazılacağını anlatırdı…

Kimi zaman bir yanlışın neden yanlış olduğunu.

Ama çoğu zaman yaptığı şey çok daha kıymetliydi:

Genç bir gazeteciye cesaret vermek.

Çünkü Ertuğrul Pirinççioğlu için gazetecilik yalnızca haber yapmak değildi.

Bildiklerini paylaşmak…

Tecrübeyi aktarmak…

Ve kendisinden sonra gelenlere yol göstermekti.

1942 yılında Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Cinezur köyünde dünyaya geldi.

Çocukluğu Diyarbakır’da geçti.

İlk öğrenimini Diyarbakır’da, ortaokul ve lise eğitimini İstanbul’da tamamladı.

Gazetecilik mesleği onu yıllar içinde memleketinden çok uzaklara taşıdı.

Milliyet Gazetesi adına Avusturya ve Almanya başta olmak üzere Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde görev yaptı.

Ama Diyarbakır’la bağını hiç koparmadı.

Yıllar sonra yeniden memleketine döndü.

Milliyet Gazetesi Bölge Müdürlüğü görevini üstlendi.

Artık yalnızca haber yapan bir gazeteci değildi.

Bölgedeki genç meslektaşlarının kapısını çaldığı…

Fikrini sorduğu…

Tecrübesinden yararlandığı bir ağabeydi.

Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer aldı.

Bölge basınının gelişmesine katkı sundu.

Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin Diyarbakır temsilciliğini yürüttü.

Meslek ilkelerine bağlılığı ve gazeteciliği topluma karşı bir sorumluluk olarak gören anlayışıyla saygı kazandı.

Diyarbakırspor da onun hayatında ayrı bir yerdeydi.

Kulübün zor günlerden geçtiği dönemlerde dostlarıyla birlikte Diyarbakırspor’un ayakta kalması için çaba gösterdi.

Çünkü onun gözünde Diyarbakırspor yalnızca bir futbol kulübü değildi.

Şehrin ortak hafızalarından biriydi.

Onu tanıyanların anlattığı Ertuğrul Pirinççioğlu ise mesleki kimliğinin ötesinde başka bir insandı.

Kibardı.

Efendiydi.

Centilmendi.

Giyimine gösterdiği özen, insanlara yaklaşımındaki zarafetle birleşirdi.

Tam anlamıyla bir Diyarbakır beyefendisiydi.

Ve bütün bu özelliklerinin ardında değişmeyen bir duygu vardı:

Diyarbakır sevdası.

Gazetecilik onu Avrupa’ya götürdü.

Yıllar onu farklı şehirlerden, farklı haberlerden geçirdi.

Ama nereye giderse gitsin…

Yüreğinin bir yanı hep Diyarbakır’da kaldı.

Bugün geriye yalnızca yaptığı haberler kalmadı.

Yetişmesine katkı sunduğu gazeteciler…

Kurduğu dostluklar…

Mesleğe bıraktığı hatıralar da kaldı.

Ertuğrul Pirinççioğlu, Diyarbakır basınının yalnızca duayenlerinden biri değildi.

Kendisinden sonra gelenlere el veren bir ağabeydi.

Ve belki de bir meslek insanının geride bırakabileceği en güzel miras buydu.

Ruhu şad olsun.