Vatan ve millet sevgisinden kaynaklanan başarılı çalışmalarıyla tüm ulusumuzun ve özellikle son görev yeri olan Diyarbakır halkının gönlünde taht kuran emniyet müdürü Ali Gaffar Okkan ile polis memurları Mehmet Kamalı, Sabri Kün, Atilla Durmuş, Selahattin Baysoy ve Mehmet Sepetçi, 24.01.2001 tarihinde Diyarbakır ilinde yasadışı terör örgütünün hain saldırısına hedef olmuş ve menfur saldırıda şehit düşmüşlerdir.

Bu nedenle anayasımızın 98'nci iç tüzüğümüzün 104 ve 105'nci maddeleri uyarında Diyarbakır İl Emniyet Müdürü Gaffar Okkan ve şehit düşen polis memurlarımızın cinayetini araştırma konusunda bir Meclis araştırma komisyonunun kurulması için önerge vermiş bulunmaktayım.

Ali Gaffar Okkan kimdir?

Gaffar ismi; Allah'ın 99 isminden biridir. günahları örten bağışlayıcı anlamındadır. Gaffar Okkan, Hendek'te 1952 yılında doğdu. İlkokul ve orta okulu Hendek'te okudu. Babası Fikri Okkan “Ben okumadım bari oğlum okusun” diyerek oğlu Gaffar’ın okumasını arzuluyordu. Ankara polis koleji sınavını başarılı olarak kazanan Gaffar Okkan, ölümünden 1 yıl önce Hizbullahın çöktüğü Beykoz operasyonundan sonra yakın arkadaşlarına “İyi ki bir polis olmuşum. Sevdiğim işi yapıyorum. O kadar mutluyum ki...” diyecekti. 1970 yılında Ankara polis kolejini bitirdi.

1970'de Ankara'daki şimdiki adıyla polis fakültesi olan Polis Enstitüsü'ne başladı ve 29 eylül 1973 yılında mezun olduğunda komiser muaviniydi. Mesleğinde daha ilerlemek için Eskişehird'e görevde iken 1989 yılında İ.Ü. Siyasal Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümüne başladı ve başarılı olarak okulu bitirdi. Gaffar Okkan, çocukluk aşkı Fehime Zerrin Okkan ile 1974 yılında evlendi, iki çocuk babasıdır.

Gaffar Okkan, Diyarbakır'da görevli iken ele aldığı konular ve çalışmalar polis-vatandaş ilişkisinin gelişmesinde önemli adımlar attı. Şehrin aydınlatma sorunu oldu. Terör olayların hep karanlık ve dar sokaklarda gerçekleştiğinin farkındaydı.

-Şehir ışıklandırıldı.

-Caddelerde, sokaklarda esnaflarla, halkla tek tek konuşuyordu.

-Mesaisi sabahın erken saatlerinde başlıyor, gece yarılarına kadar aynı tempoda sürdürüyordu.

-Diyarbakır'da o güne kadar görülmemiş bir emniyet müdürü portresini çizmeye başladı. Emrinde çalışan polisi tanımak istiyordu. bu nedenle herkesle tek tek konuşuyordu. 5 bin kişinin neredeyse hepsini tanıyordu.

-Şehrin asayişini kontrol altına tutmak için 16 ayrı kameradan oluşan bir sistem kurdu ve bu sistemle 24 saat şehri izliyordu ve görüntüleri kaydediyordu.

-Kadın polisleri sokakta görevlendirme gibi radikal karar aldı ve polislerin resmi kıyafet giymelerini istedi.

-Gaffar Okkan Diyarbakır'da bulunduğu süre içinde en büyük savaşı Hizbullaha karşı verdi. Zamanın büyük bölümünü uluslararası bir oyunun parçası olarak gördüğü Hizbullahı çökertmeye ayırdı. Bunda da büyük ölçüde başarılı oldu.

Peşpeşe yaptığı operasyonlarda Hizbullaha çok büyük darbeler vurdu. Örgütün binlerce üyesini tutuklamayı başardı. Örgütün bir numaralı lideri Hüseyin Velioğlu öldürüldüğü Beykoz operasyonunda kilit rol oynadı. Kamuoyu Hizbullah gerçeğiyle tanıştı Okkan’a göre Hizbullah terör örgütü değil gizli servisti. Gazeteci yazar Ruşen Çakır ''Derin Hizbullah'' kitabında örgütü şöyle anlatıyor;

Sanki birbirinden farklı üç örgüt söz konusu.

1-Katıksız, radikal islamcı bir yapılanma kendilerine cemaat adı verilen ve türkiye ye şeriat düzeni getirmek isteyen örgüt.

2-Hizbulkontra

3-Siyasi bir hareketten ziyade bir casuslar topluluğu olduğunu ve tabii ki iran hesabına çalıştığı iddiası.

Gaffar Okkan, bu 3'ncü nokta, kafasındaki tanımlamayla birebir örtüşüyordu.

Kısaca; 18 Kasım 1997 tarihinde Gaffar Okkan’nın hayallerinden biri Diyarbakırspor'u 1. Liği çıkarmak; ötekisi de hangi kesimden gelirse gelsin, devlete yönelik tehditleri bertaraf etmekti. Gaffar, gerçek anlamda bir terör uzmanıydı ve gizli servis olarak gördüğü Hizbullaha karşı uzun süre adeta tek başına savaştı. terörün nereden gelirse gelsin mutlaka yok edilmesi gerektiğini düşünüyordu. hizbullaha karşı yürüttüğü savaşın ilk dönemlerinde büyük çoğunluğu Sünni ve dindar ailelerden gelen polis teşkilatı Hizbullah militanlarına diğer örgüt militanlarına göre farklı muamele uyguluyorlardı.

Binlerce Hizbullah imamının bulunduğu bir bölgede camilere operasyon yaptırması kuşkusuz radikal bir karardı. Gaffar Okkan, ''Hizbullahın ele geçirdiği camileri geri almak için uğraşıyorum ama bazen polis memurlarını bile camilere karşı çalışmaya ikna etmek zor oluyor'' şeklinde konuşuyordu.

Bu yüzden kendi teşkilatında büyük tepki görüyordu. Hatta bir çok polis tarafından dinsizlikle bile suçlandı. Teşkilat içinde Okkan'ı sevmeyen bir gurup vardı. Ayrıca bakkala borçlarını vermeyen, aylardır kiralarını ödemeyen, bedava lokantalarda yemek yiyen polislerin kimliklerini hep vatandaşlardan öğrendi ve tüm bu polisler hakkında soruşturma başlattı. Vatandaş polis arasında bozulan ilişkileri düzeltmeye çalıştı.

Gaffar Okkan, emniyet teşkilatında Fettullah Gülen cemaatının yaygınlaşmasından çok rahatsızlık duyuyordu. Stratejik noktalara Gülen’e yakın insanların atanması üzerine ters düştüğü isimlerden biri iddialara göre Sadettin Tantan idi.

Diyarbakır yıllarca terörle anılan bir kenti, sporla , sosyal hayatıyla, gelişen ekonomisiyle adeta baştan yaratıyordu. İnsanların gece sokağa çıkmaktan korktuğu bir kentte onun çalışmasıyla insanların gece yarısına kadar can güvenliği içinde sokaktaydılar. Güven ortamının sağlanması ile ekonominin gelişmesinde büyük katkı olmuştur. İnsanların güven içinde sabahlara kadar dolaştığı cıvıl cıvıl bir şehir yaratmaktı ve bunda da başarılı olmuştu. Herkesin bildiği fakat dile getirmekten çekindiği bir gerçek var. Diyarbakır'da polisler Kürdü, Kürtler de polisi sevmez.

Gaffar Okkan Diyarbakır'da görev yaptığı dönemde en önemli başarılarından biri, kuşkusuz bu tabloyu değiştirmek oldu. Bütün anlatacaklarımızı iki kelimede toparlarsak Gaffar Okkan, erişilebilir olmak böylece 7'den 70’e Diyarbakır halkı Gaffar Okkan'la konuşmak onu aramak, sorunlarını aktarmak özelliğine sahipti.

Gaffar Okkan da, kahvelerde, sokaklarda kimi görse herkesle sohbet ederdi. Konuşurken zaman zaman Kürtçe kelimeler bile kullandığı oluyordu. Diyarbakır tarafından sadece emniyet müdürü olarak görülmek istemiyordu. Halktan biri olduğunu hissettirmek için akşamları sokakta halkın içinde ciğer ekmek yemek ve; maçta protokol tiribünü yerine vatandaşın içinde maçları izlerdi.

Saldırı Anı

Et Balık Kurumu'nun önündeki şehitlik kavşağına gelindiğinde, mezarlığın yanındaki trafodan sokağın elektrikleri kesildi önde seyir eden motorsikletli polislere 4 el bombası atıldı. Okkan'ın makam aracına dört taraftan kurşun yağmuru başladı. Çapraz ateşe tutulan makam aracı hızlanarak zor da olsa ilk ateş çemberinden kurtulmayı başardı. Araç yolun ilerisinde ikinci gurubun çapraz ateşinden kurtulamadı. Suikastçı gurup işini şansa bırakmak istemiyordu.

Okkan'ın hayatta olmadığından emin olmak istiyorlardı. Hemen aracın yanına gidip yakın mesafeden baş ve göğüs bölümüne kalaşnikofla ateş etmeye başladılar. Aynı anda başka bir gurupta yerde yatan motorlu polislerin öldüğünden emin olmak için kafalarına ateş etmeye başladı. Gaffar Okkan, 7'si kafasına 10'u da vücuduna aldığı toplam 17 kurşunla hayata gözlerini yummuştu. Otomobilinde ise tam 47 kurşun vardı. Cumhuriyet tarihinin en organize suikasti o birkaç dakika içerisinde gerisinde 6 ölü 4 yaralı polis bırakmıştı.

16 ayrı silahtan atılan 469 kalaşnikof mermisi makorof marka tabancadan çıkan 10 mermi kovanı 4 ayrı tabancadan atılan 48 adet 9mm çapında boş kovan. Saldırıyı gerçekleştirenlerin sayısının 16-20 arası tahmin edildiği açıklandı.

Aydınlatılması Gereken Sorular

1-Saldırının gerçekleştiği alanın 100 m ilerisinde karakol bulunmasına rağmen saldırganlar nasıl olduysa ellerini kollarını sallaya sallaya kayıplara karışmayı başarmıştı?

2-Bugüne kadar benzeri görülmemiş ve son derece profesyonelce hazırlanmış bu suikasti kim gerçekleştirmişti?

3-Yaklaşık 15 kişi oldukları tahmin edilen saldırganlar, gece gündüz demeden çalışan Gaffar Okkan’ın o gün o saatte çıkacağını nereden biliyorlardı? Yoksa telsizi mi dinliyorlardı?

4-Şehitlik ve Sezai Karakoç Bulvarı’nın tüm çıkışlarında devriyeler bulunduğuna göre, gözcülerle 27-29 kişi olduğu iddia edilen grup onca gürültü ve patırtının ardından nasıl olduda adeta buharlaştı?

5-Eylemin şeklinden teröristlerin uzun süre plan yaptıkları anlaşılıyor. Bir anda 15 kişinin kentin bir noktasında toplanarak eylem gerçekleştirmesi, teröristlerin bu eylemi gerçekleştirmeden önce tatbikat yaptıkları izlenimini uyandırıyor. Örgüt militanları bunu yaparken polis hiçbir şeyden kuşkulanmadı mı?

6-Odasında Diyarbakır’ın önemli noktalarını kapalı devre sistemiyle izleyen monitörler vardı. Suikastin yapıldığı yer ise kör noktaydı. Suikasçiler buranın kör nokta olduğu bilgisini kimden aldılar?

7-Suikasçiler saldırının yapıldığı yerdeki camide saklanıp ateş açtıkları söylendi. Daha sonra cami duvarının iki metre yükseklikte olduğu belirtildi. Peki suikasçılar iki metrelik duvardan nasıl ateş açtılar?

8-Daha önceki eylemlerinde satır ve tabanca kullanan Hizbullahçılar , bir yıl içinde nasıl olduda cumhuriyet tarihinin en büyük suikastini gerçekleştirebilecek hale geldi?

9-Olayda 15 kalaşnikof ve bir makarof silah kullanıldığı açıklandı.bir kalaşnikof marka silah hariç, tüm silahları yanında götürecek kadar profesyonel olan saldırganlar, neden “imzamız” diye Makarof’u olay yerinde bıraktılar?

10-Makam otomobilinin deposunun yakınında beş santimetre çapında büyük bir delik var.bu deliğin suikastte kullanıldığı belirtilen kalaşnikof’ların ateşiyle açılmış olması mümkün mü?

11-Otomobilin tavanı bile kurşunlarla delik deşik edilmiş. Suikasçılar otomobile havadan da mı ateş açtılar?

12-Suikastten birkaç dakika sonra olay yerine gelen polis kamerasının görüntülerinde sadece iki şehit polisin cesetleri görülüyor. Diğer cesetler, ne zaman hangi araçla hastaneye kaldırıldı?

13-Polis kameralarının çektiği görüntüler nasıl oldu da televizyonda yayınlandı? Bu olay emniyet teşkilatının “televizyon kanalları görüntü karşılığında iki polis memuruna para vermiş, ikisini de açığa aldık” açıklamasıyla geçiştirilecek kadar basit mi?

14-Sığınak yaratma konusunda uzman olan hizbullahçılar, suikast sonrasında önceden hazırladıkları sığınaklarda mı saklandılar?

15-Tanıklar, suikasçilerin çoğunun istanbul aksanıyla konuştuğunu söylüyor.fakat daha önce yakalanan Hizbullahçıların hepsi Güneydoğu aksanıyla konuşuyordu. Yoksa bu eylem için Hizbullah militanları İstanbul’dan mı geldi?

16-Gaffar Okkan ölümünden sadece 9 gün önce Diyarbakır'da bulunan 26 Hizbullah tetikçisinin adlarını ve fotograflarını tek tek basına vermişti. Peki neden böyle bir strateji izleme gereği duymuştu? Yoksa buna mecbur mu kalmıştı?

17-Suikastten bir hafta önce eski mit çi mahir kaynak STV'de katıldığı bir programda “Önümüzdeki hafta güneydoğuda sansasyonel bir eylem yapılacak” demişti ve Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu da bu tip eylemi beklediklerini bu konuda birlikleri uyardıklarını ifade etmişti.

18-Hizbullah operasyonlarına başarılı imza atan Gaffar Okkan ölümünden bir kaç gün önce yakın çevresine teşkilatı içinde örgüte bilgi sızdıran birinin varlığını tespit ettiğini söylemesiydi. Fakat bu ismin kim olduğunu açıklayamadan öldürüldü.

19-Gaffar Okkan, görev yaptığı süre içinde de uyuşturucu mafyasına büyük darbe vurmuştu. Bölge ekonomik açıdan geri olmasına rağmen Avrupa'ya giden uyuşturucu trafiğinin en önemli noktalarından biri durumundaydı. Milyarlarca dolardan bahsedilmekte. Böylesine mükemmel işleyen bir organizasyonun içinde devletin bazı görevlilerin olmamasıda mümkün değildi. Okkan Diyarbakır'da uyuşturucu ticaretinin engellenmesi için çeşitli çalışmalar yaptığı bilinmekte. Bu yüzden de hedef miydi?

20-CIA, MOSSAD ve KGB gizli servisleri bile şaşırtıcak kadar kusursuz planlanan bir suikastin yurt dışından destek alınmadan yapılıp yapılmayacağı,

21-Bazılarına göreyse emniyet teşkilatından yardım bu tip bir eylemin gerçekleştirilmesi olanağı yok.

22-Asıl önemlisi, suikastçılar karakol ve devriye açısından bol bir bölgeden ellerini kollarını sallaya sallaya nasıl kaçabildiler?

23- Beykoz'da yakalanan militanları yanına alıp diyarbakıra getirmişti. Hizbullah militanları DGM'deki sorgularında Beykoz'daki villada üç milyon mark para olduğunu söylediler. Bu korkunç iddia karşısında Gaffar Okkan İstanbul Emniyeti'ne telefon açarak villadaki para nerede olduğunu sordu. İstanbul Emniyeti böyle bir paradan haberleri olmadığını açıkladı.

24-Gaffar ne yaptı? Senelerce terörün içinde kalmış, devleti yanında görmek isteyen insanlara elini uzattı. Peki bu kimleri rahatsız etti. 1985 yılından bu yana bölgede PKK ile mücadelede harcanan 150 milyar dolarlık masrafın nedenlerini mutlaka düşünmeliyiz. Terör örgütlerinin hepsinin içerisinde başta devletler vardır. Bu bölgede terörü çıkaran kimler? Bu bölgede petrole el uzatmak isteyenler kimler? İşte bunlar kimlerse Gaffar Okkan'ı da öldüren bunlar mı? Olayın bu boyutunuda araştırmak gerekiyor. Diyarbakır'daki huzur ve güven Türkiye'nin huzur ve güvenidir. Diyarbakır Türkiye'nin sigortasıdır. Burada sigorta atarsa tüm ülkede elektrikler kesilir. (Gaffar Okkan'a ait sözler) çünkü dünyada oynanan oyunun Türkiye üzerindeki en güzel sahnesidir Diyarbakır.

Diyarbakır'da insanlar kolay kanıyor; 19 yıldır okullar kapalı, eğitim yok, kültür yok, ekonomi yok, sağlık yok açlık, sefalet, yoksulluk ve işsizliğin açtığı Diyarbakır'da halkla devleti, halkla polis arasındaki yabancılaşma duvarını yıkan ve halkı devletle bütünleştiren çalışması bir çok kesiminde işine gelmiyordu. Türkiye Gaffar Okkan ne kadar sevildiğine onbinlerin katıldığı cenaze töreninde tanık oldu. Kimse böyle kalabalıkla karşılaşmayı beklemiyordu. Diyarbakır gibi yıllarca polisin düşman olduğu görüldüğü bir kentte onbinler yaşlı gözlerle emniyet müdürlerini uğurlamaya gelmişti. Herkes şoktaydı. Esnaf kepenklere “canımızı kaybettik, acılıyız” yazısını yazıp işyerlerini açmamıştı. Öğretmen ve öğrenciler okullarına gitmemişti. Şehirler arası otobüs firmaları ile minübüsler seferlerini iptal ederek uzak semtlerden cenazeye katılacakları ücretsiz taşıyordu. Tören alanında 25 bin Diyarbakırlı ''Gaffar Baba sana uzanan eller kırılsın'' diye bağırıyordu.

Okkan'ın ölümünden sonra şehirden çıkarılan özel harekatçılar tekrar şehre dönmeye başladılar. Sokaklarda görevlendirilen bayan polisler tekrar idari işlerle görevlendirilmeye başlanmış durumda. Polis-vatandaş yakınlaşmasında ise tekrar bildik sahnelerine dönüldü.

24 ocak 2001 sadece gaffar okkanın değil onun eserlerininde öldüğü gün olarak tarihe geçmişti. Siyasal nitelikli cinayetlerin faillerinin meçhul kalması ve faili meçhul kalmış cinayetler olağanüstü bir profesyonellikle işlenmiş cinayetlerdir. Gaffar Okkan'ın şehit edilmesi olayında iyi eğitilmiş disiplinli ve güçlü odaklarla desteklenen örgütler ve örgütlenmeler gözükmektedir.

TBMM'de bir araştırma komisyonu oluşturulup bu olayın araştırılması ile cinayetin meydana gelişi, nedenleri, yurt içi ve yurt dışı bağlantıların belirlenmesi, neden Gaffar Okkan öldürüldüğünün belirlenmesi ve nedenleri aydınlığa kavuşturulmalıdır. Komisyon kurulmaması için olayla ilgili yapılacak açıklama belli; Hizbullah militanı hasan sarıağaç ölü ele geçirildi. Evde yakalanan silahlar olay yerinde kullanıldı. 15 tetikçi isimleri belirlendi. Sanık……..yakalandı

Ve sanık ifadesi üzerine 1 kadın 10 militan yakalandı. ve birçok kişi yakalandı denilecek, olay aydınlanmıştır.

Ama; bu sanıklara asıl önemli soru sorulmamıştır.

Bu adamlar Gaffar Okkan'ı neden öldürmüştü?

Tetiği çeken önemli değil,

Tetiği çektirenler önemlidir.

Bu olayda tetiği çektirenler ve bu olayın yurt içi, yurt dışı bağlantıları aydınlığa kavuşması gerekmektedir.

Bu nedenle Meclis araştırma komisyonunun kurulması gerekir.

Detaylı araştırma- inceleme yapılmalıdır.

Saygılarımla.

(Kaynak; Bilinmeyen Yönleriyle Gaffar Okkan Suikasti 3310 öldürüldü/ Emrah Gürkan’ın kitabı)