Günümüzde iyice popüler olan sosyal medya platformları, günlük hayatı ve insan ilişkilerini de doğrudan etkiliyor. Özellikle, çocuklar ve gençlerin tüketim kültürünün bir nesnesi haline getirilmemesi gerektiğini savunan Sosyolog İrem İnözü, “Artık günümüzde sosyal medya platformlarında beğeni ya da kazanç uğruna video çekerken yaralanan, hatta ölümle sonuçlanan vakaların olduğunu duyabiliyoruz. Bu vakalar, bize özellikle gençlerin ve çocukların sosyal medya ağları kullanımı konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğini net bir şekilde gösteriyor” dedi.

Ekin Hazal DOĞRUYUSEVER/ Günümüzde giderek yaygınlaşan sosyal medya kullanımını değerlendiren Sosyolog İrem İnözü, “Kendi değerinizi ve mutluluğunuzu sosyal medyadan gelecek bir kaç ‘beğeni’ ya da belki de yolda yürürken görseniz hiç tanımayacağınız veya selam bile vermeyeceğiniz takipçileriniz üzerinden belirlemeyin uyarısı yaparak ‘’İnsanın değeri sanal dünyada ki rakamların ötesindedir’’ ifadesini kullandı.

Sosyolog İrem İnözü, sorularımızı yanıtladı:

-Sosyal medyanın olumlu olduğu kadar olumsuz yanları da var. Topluma yansıyan olumsuz yanları nelerdir? Bu anlamda neler dikkatinizi çekti?

-Sosyal medya ağlarında, özellikle ön plana çıkarılan unsurun mükemmel hayatlar, kusursuz kadın ve erkek bedenleri olduğunu görüyoruz. Oluşturulan bu algının aynı şartlara sahip olamayan insanlar üzerinde kendi hayatından ve bedeninden mutsuz olma gibi sorunlara yol açtığını düşünüyorum. Aslında sosyal medya üzerinde moda kültürü adı altında bir beden inşası yapılmakta. Sağlık adı altında oluşturulan fit kadın ve fit üçgen vücut erkek algısının, son yıllarda artan estetik yaptırma sayısının insanların bedenini nasıl metalaştırdığını görebiliyoruz. İnsanlara idealize edilen kadın ve erkek bedenleri doğrudan olmasa bile paylaşılan içerikler, fotoğraflar ile sunulmakta ve bunun birçok insan üzerinde psikolojik şiddete yol açtığını düşünüyorum. Buna bir örnek verecek olursak; son günlerde özellikle doğum yapan ünlü annelere ve dolaylı olarak diğer tüm hamile kadınlara bedenleri üzerinden yapılan psikolojik şiddet gösterilebilir. Bizler artık doğal olan hamilelik sonrası süreci bile garipser bir toplum haline geldik yani bu biraz ameliyattan çıkan bir hastanın bir anda koşup yürümesini, hemen iyileşmesini beklemekten farksız bir durum haline geldi. Bazı insanların, artık sosyal medya ağları aracılığı ile hiç çekinmeden başkalarının yaşantısına, bedenine acımasızca yorumlar, hakaretler yapma yetkisini kendinde görmeye başladı. Bunu toplumun tamamına genelleyemeyiz fakat sosyal medya ağlarının bu açılardan insanların birbirine olan saygısını azalttığını düşünüyorum.

-Araştırmalar günde ortalama iki saatimizin sosyal medyada geçtiğini söylüyor. Size göre, sosyal medyada ne kadar sıklıkla vakit geçiriyoruz ve bizleri toplumsal ve psikolojik olarak nasıl etkiliyor?

-Çoğu insanın, yaklaşık olarak günde ortalama bir buçuk, iki saat sosyal medya ağlarında vakit geçirdiğini söyleyebiliriz. Tabi ki bu cinsiyete ve yaş gruplarına bağlı olarak farklılık göstermekte. Daha önce yaptığım bir çalışmada elde ettiğim verilere göre; çalışan bir insan, genellikle günde bir ya da iki saat vakit geçiriyor. Öğrenciler ve çalışmayan gençler ise, gün içerisinde en az üç- dört saat ve daha uzun süreler vakit geçiriyor. Artık sosyal medya ağlarının akıllı telefonlar aracılığı ile sürekli ulaşılabilir ve taşınabilir olması gün içerisinde insanlara boş vakitlerinde bu mecralara sürekli girip çıkma imkanı sunuyor.

BU KADROLARLA SEÇİME GİTMEK İNTİHARDIR! BU KADROLARLA SEÇİME GİTMEK İNTİHARDIR!

-Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte hayatımıza ‘influencer’ kavramı eklendi. Influencer kavramını açacak olursak artık bunun bir meslek haline geldiğini de söyleyebilir miyiz?

-‘Influencer’ kavramı son iki, üç yıl içerisinde sosyal medya ağlarında, içerik üreten blogger ve youtuber’lar ile ön plana çıkan bir kavram olarak karşımızda. Daha doğrusu, bugün daha önce de belirttiğim gibi sosyal medya ağlarında popülerize olan kişiler tarafından takipçilerine kullandıkları ürünleri ya da gezdikleri yerleri öneri ve tanıtım adı altında yapılan dijital pazarlama. Genellikle sosyal medya ağlarında fenomen olan kişiler karşımıza çıkmakta. Şunu göz ardı edemeyiz, ‘influencer marketing’ adı altında yapılan dijital pazarlamanın ‘geleneksel pazarlama’ yönteminden daha etkili olduğunu görebiliyoruz. Bunun en büyük sebeplerinden birisi de bu tanıtımları yapan kişilerin sosyal medya ağlarında onlara güvenen, onları samimi ve sempatik bulan milyonlarca takipçi kitlesinin olması. Bu tanıtımları yapan kişilerin aslında birçoğunun daha dün, ünsüz yani bizim içimizden bir kişi iken sosyal medya ağlarında kendi içeriğini üreterek, kendi dünyalarını izleyicilerine ya da takipçilerine sempatik ve samimi bir iletişim tarzıyla sunmalarının etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum. Çünkü bizim toplumumuz için çoğu zaman samimi, doğal yani halktan olan kişileri daha çabuk benimseme ve sevme eğiliminde. Sosyal medya fenomenliğini tamamen bir meslek olarak tam tanımlayabilir miyiz aslında pek emin değilim. Fakat, bugün bunun üzerinden büyük bir tüketim sektörü dönüyorsa, fenomenler ve markaları bir araya getiren ‘ınfluencer marketing’ adı altında etkinlikler toplantılar yapılıyorsa, internete girdiğimizde nasıl fenomen olunur bunun için ne yapılmalı tarzında birçok video ve içerik ile karşılaşıyorsak bunu bir meslek olarak tanımlamanın çok da yanlış olacağını düşünmüyorum. ‘Günümüzün mesleği’ ya da ‘’geleceğin mesleği olarak’’ nitelendirmenin yanlış olmadığı kanaatindeyim.

‘’Artık çok hızlı ve sürekli tüketen genç bir toplum var’’

-Sosyal medya fenomenlerinin özellikle gençlere olumlu veya olumsuz herhangi bir etkisi var mıdır? Bu anlamda bir gözlemleriniz nelerdir?

-Gençlerin yanı sıra son yıllarda çocuk fenomenler de oldukça sık konuşuluyor. 6, 7, 8 yaşlarında çocukların dahi çeşitli sosyal medya platformlarında fenomen olabildiğini ve diğer çocukları etkilediğini görüyoruz. Burada üzerinde durulması gereken en önemli nokta tabii ki ailelerdir. Çünkü bu yaşlarda olan bir çocuğun kendi içeriğini üretip, video çekmesi oldukça güç. Bu hususta ailelerin, kimi zaman beğeni kimi zaman da kazanç amaçlı çocuklarının videolarını ya da fotoğraflarını sürekli çekip paylaşması çocuk bedeninin ve çocuğun özel hayatının mahremiyeti açısından riskli bir durumdur. Ne olursa olsun bir çocuğun bedeni ve hayatı herkese ifşa edilmemelidir. Sosyal medya ağlarında çocuklar tüketim kültürünün bir nesnesi haline getirilmemelidir. Artık çok hızlı ve sürekli tüketen genç bir toplum var. Bir sosyal medya platformunun kullanımı ile ilgili yaptığım bir çalışmada katılımcılarımın birçoğundan fenomen olmak isterdim cevabını almıştım. Sebebi ise sosyal medyada tanınan biri olmak gençler için, reklam yaparak para kazanmanın kolay yönü gibi algılanması. Tabii ki, bizler bu işi yapan kişiler olmadığımız için yapılan işin kolay ya da zor olduğuna dair bir herhangi bir şey söyleyemeyiz. İşin arka planını bilmeden bir yorumda bulunamayız. Artık gençlerin bir çoğu takipçi ya da beğeni satın alarak fenomen olma, sosyal medyada içerik üreterek bu sanal dünyada bir yerlerden tutunma çabasında. Biraz da olumlu yönlerine değinelim. Sosyal medyada bilgi içeriği de oldukça hakim. Doktorların, diyetisyenlerin, avukatların bilgi paylaşımı içeren sayfalarından imkanı olmayan birçok kişi faydalanıp bilgilenebiliyor. Eskiden sadece geleneksel medyada salt izleyen konumundaydık şimdi üreten, katılan ve izleyen konumuna geçtik. Kısacası, yeni medya ile bizlere daha aktif bir rol atfedildi. İnsanlar kendi medyalarını oluşturdu.

-Bir sosyolog olarak artık genellikle sanal bir dünyada yaşadığımız tezini kabul ediyor musunuz? Bu konuda düşünceleriniz nelerdir?

-Hayır, sadece sanal bir dünyada yaşadığımızı düşünmüyorum. Her ne kadar sanal ağlar insanlar tarafından eskiye oranla çok kullanılsa da sonuçta yaşadığımız gerçek bir hayat, içinde yaşadığımız ve üyesi olduğumuz bir toplum ve bu toplum içerisinde sorumluluklarımız var. Evet, belki sosyal medya ağları bugün bizim tüketim şeklimizi ve yaşam biçimimizi etkiliyor olabilir ama sosyal medya ağlarının içeriğinin de bizim kültürel ve ahlaki kodlarımızdan ve toplumsal yapımızdan tamamen bağlantısız olduğunu düşünmüyorum.

-Son olarak olarak okurlarımıza vermek istediğiniz veya eklemek istediğiniz herhangi bir mesaj var mıdır?

-Şunu belirtmek isterim ki her şeyden önce kendinizi, bedeninizi ve yaşadığınız hayatı sevin. Başka insanlardan önce siz kendinize ve yaşamınıza saygı gösterin. Kendi değerinizi ve mutluluğunuzu sosyal medyadan gelecek birkaç ‘beğeni’ ile belirlemeyin. Kendi karakterinizi, öz benliğinizi belki de yolda yürürken görseniz hiç tanımayacağınız veya selam bile vermeyeceğiniz bazen sadece sayıdan ibaret olan takipçileriniz üzerinden belirlemeyin. Çünkü, insanın değeri sanal dünyadaki rakamların oldukça ötesindedir.