Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump'ın, ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası'nın (CAATSA) kaldırılması yönünde güçlü iradesi olduğunu vurgulayarak, bu konuda gereken adımları attıklarını bildirdi.

Bakan Fidan, CNN Türk televizyonunda Hande Fırat'ın sorularını yanıtladı.

Özgür Özel'in açıklamaları

CHP Grup Başkanı Özgür Özel'in ifadelerine Fidan, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Esasında Sayın Özel'in sadece bu yazısında değil, bütün uluslararası çağrılarına baktığınız zaman şunu görüyorsunuz: 'Ben burada siyaseten zor durumdayım, gelip bana niye yardım etmiyorsunuz?' Aslında söylemeye çalıştığı şey bu. Kendi içinde birtakım siyasi açmazlar var, çatışmalar var, sıkıntılar var. Şunu tanımlamak aslında belli ayrımları yapmamak oluyor. Şimdi NATO üyesi ülkeler, liderler veya diğer ülkeler, Cumhurbaşkanımızla ilişkiye geçtiği zaman Türkiye ile ilişki kurdukları Türkiye Cumhuriyeti Devleti, onun cumhurbaşkanı, onun bakanları… Her devlet, her devletle kendi milli çıkarı üzerinden ilişki kurar ve yürütür. Bu son derece uluslararası ilişkilerin bir numaralı kuralı. Şimdi bunu şöyle ifade ediyor: 'Siz aslında Türkiye Cumhuriyeti devletiyle değil AK Parti ile ilişki kuruyorsunuz.' zaten getirmeye çalışıyor. Şimdi bu aslında mantık olarak da kendi içerisinde çok tutarlı değil. Bu, bizim açıkçası çok fazla üzerinde durduğumuz, ciddiye aldığımız bir konuda değil. Burada kendi içinde siyasal bir feryat var.”

Özel'in her yere her türlü şikayeti yaptığını söyleyen Fidan, "Aslında kendi içinde de ideolojik ironiye de düşüyor. Zaman zaman, anti-NATO olmakla inanılmaz derecede övünen siyasal söylemin sahibi, daha sonra şimdi geliyor ki NATO'yu o koruyamaz, ben koruyabilirim demeye getirir, bir noktaya gidiyor. Artık bu eklektik düşünce, bu tezatları ben dile getirmek bile istemiyorum." dedi.

Bakan Fidan, bunun stratejik seviyede bakıldığı zaman devlet aktörlerinin "ciddiye aldığı bir konu olmadığını " kaydederek "Uluslararası ilişkiler böyle işlemiyor, jeostrateji konular böyle işlemiyor. Başka türlü işliyor." diyerek bakış açısının değiştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.


Fidan2-1

"Diplomatlar, diplomasi işini iyi yapmazsa yük askerlerin omuzuna düşüyor"

Fidan, "Rusya'yla aynı masada gayet rahat oturup konuşup NATO'ya ev sahipliği yapmak nasıl bir durum? Bir zorunlu denge siyaseti mi? Yoksa Türkiye'nin gayet uygun bir şekilde herkesle konuşabilme politikasının sonucu mu?" sorusuna cevaben şunları söyledi:

“İkinci söylediğiniz tabii ki, Türkiye'nin herkesle konuşabiliyor olması, daha da önemlisi konuşmayı asli araç olarak görmesi. Bakın biz hep söylüyoruz, yani diplomatlar, diplomasi işini iyi yapmazsa yük askerlerin omuzuna düşüyor. Ekonominin sırtına düşüyor. Niye buraya gelelim konuşmak gibi tüketilmesi gereken bir yol varsa?”

Diğer yolları kullanmaya da hazır olmak gerektiğini dile getiren Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın en büyük liderlik özelliğinin "hiçbir zaman için yöntem kutsaması içerisine girmemesi ve sonuca bakması" olduğunu vurguladı.

Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sonuca giderken endişe ve çekince duymadan diplomasi yoluna başvurduğunu ve Türkiye'nin milli çıkarına dikkat ettiğini belirterek, "Başka ülkelerin düşmanını, bizim de aynı şekilde düşman edinmemize gerek yok. Biz kendimiz yetişkiniz, kendi dost ve düşman ayrımımızı yapıyoruz. Bazı ittifaklarımız vardır. NATO'nun içerisinde biz bir müttefikiz." ifadelerini kullandı.

Avrupa'nın Rusya konusunda aldığı kararlar arasında katıldıkları, nötr kaldıkları, karşısında durdukları ve sessiz kaldıkları kısımlar bulunduğu bilgisini paylaşan Fidan, bunların hepsini yaparken ulusal çıkarları düşündüklerinin altını çizdi.

Araç içi aksesuarlarda yeni  dönem
Araç içi aksesuarlarda yeni dönem
İçeriği Görüntüle

Fidan, "Rusya'yla oturup konuşuyoruz, ticari ilişkilerimiz var. İran'la bizim çok fazla ilişkilerimiz var, Avrupa'yla inanılmaz ilişkilerimiz var, NATO'yla ilişkilerimiz var, Asya Pasifik'le var, her yerle var." diyerek, tarafların kendi içinde çarpışıyor olmasının Türkiye'yi gerilim altında bıraktığını ancak liderliğin bunu yönetebildiğini, bu nedenle de Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tekrar ihtiyaç duyduklarını söyledi.

"Tekrar bir liderin gelip 20 sene durup, 20 sene sonra aynı itibarı kazanması, hele bu kadar kritik dönemlerden geçtiğimiz bir dönemde, bunlar kolay konular değil." diye konuşan Fidan, birbiriyle çelişen aktörlerle ilişki yönetmenin "sanat" olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Rusya ziyareti

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın her zaman Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le istişare içinde olduğunu dile getiren Fidan, Türkiye'nin etkin dış politikasının olduğu Karadeniz havzası, Kafkaslar, Orta Asya, Orta Doğu ve Afrika'nın Türkiye için önem arz ettiğini vurguladı.

Fidan, bir tarafın niyetinden haberdar olunmadığı takdirde bütün planların en kötü senaryoya göre yapılması gerektiğini belirterek, en kötü senaryoya göre plan yapmanın maliyeti yükselttiğini ve düşmanlık duygusunu beslediğini ifade etti.

Fidan, Putin'le görüşmesine ilişkin, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Cumhurbaşkanımızın adına ben bu kabulü görüyorum. Yani Cumhurbaşkanımın mesajını taşıdığım için kabul ediliyorum. Cumhurbaşkanımın konuşacağı meseleleri, bana talimat verdiği konuları ben Sayın Putin'e aktarıyorum. Oradaki o cevapları, yorumları alıp sonra kendi yorumlarımızı yapıp kendi Cumhurbaşkanımıza getiriyoruz. Aslında bu benim üzerimden Cumhurbaşkanımızla Sayın Putin'in diyaloğu. Bunu böyle görmek lazım.”

Görüşmede, Rusya-Ukrayna Savaşı'ndaki son durumda Rusya'nın ve Putin'in nerede durduğu konusunun gündeme geldiğini aktaran Fidan, "Çünkü en son geçtiğimiz mayıs ayında, ben gittiğimde bunu uzun uzun yine konuşmuştuk. Orada bir ortaya koyduğu vizyon vardı. Daha sonra müzakerecileriyle biz çok konuştuk. Şimdi Sayın Putin'in ağzından tekrar duymak gerekiyor. Nerede duruyoruz?" diye konuştu.

Fidan, Kafkaslar'da devam eden barış süreci, Filistin, Gazze, Lübnan ve Suriye meselesinde Rusya'nın pozisyonun önemli olduğunu vurgulayarak, "Buralarda bizim çıkarlarımız var açıkçası ve bizim kendi politika pozisyonumuza göre Sayın Putin'in belli konularda alacağı tercihler de yönlendirmesi de önemli. Buna benzer ikili konular var, onların hepsini gündeme getirdik." değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Fidan, Rusya-Ukrayna barış sürecine ilişkin "Sayın Putin açıkça söyledi, Alaska'da Sayın Trump'la mutabık kaldıkları yer neyse 'orada duruyorum.' dedi." ifadesine yer verdi.

Fidan3

AB'yle ilişkilerde Gümrük Birliği ve vize serbestisi konuları

Türkiye'yi ziyaret eden Avrupa Birliği'nin (AB) 3 yetkilisiyle birçok konuyu görüştüklerini aktaran Fidan, "Cumhurbaşkanımızın ağzından, en yüksek otoriteden, iradeden Türkiye'nin Avrupa Birliği perspektifi ve beklentilerimizin ne olduğu meselesini dinlemeleri önemliydi." dedi.

Fidan, "Gümrük Birliği'nin modernleştirilmesi, güncellenmesi gerekiyor. Bu konuda her iki taraf da hemfikir ama burada bir tıkayıcı husus var. Rum kesiminin aldığı tavır var. Onu aşmada tabii bir problem alanları var. Diğer taraftan vize meselesi. Bu konuda bizim birkaç tane adım atmamız gerekiyor ama vize serbestisi sağlanana kadar AB'deki vize konularının yönetilmesi gerekiyor. Kendilerince diyorlar, 'Biz bu işi çok kolaylaştırdık, iyi yaptık.' Ama bizdeki rakam ve uygulamalar hiç öyle değil." görüşünü paylaştı.

Türkiye'de milli gelir yükseldiği ve uluslararası etkileşim arttığı için insanların daha fazla eğitim, ticaret, iş, gezi ve sanat için Avrupa ülkelerine gitmek istediğine işaret eden Fidan, Avrupa ülkelerinin giderek vize politikasında merkezileştiğini dile getirdi.

Fidan, Türkiye'den Avrupa'ya vize başvurusu talebinin her yıl arttığına dikkati çekerek, "Kabul ve reddediş oranları bütün dünyayla hemen hemen aynı. Bizde de." diye konuştu.

AB'ye gidişte vize serbestisinin sağlanmasını istediklerinin altını çizen Fidan, "Onda da birkaç tane atmamız gereken adım var. Onun için çalışıyoruz." dedi.

Müktesebatla ilgili 5-6 konunun kaldığı bilgisini paylaşan Fidan, "Onu (Cumhurbaşkanı Yardımcısı) Cevdet Bey'in koordine ettiği bir platform da var. Cumhurbaşkanımızdan onun onayını da aldık. Hayata geçirmeye çalışacağız. Meclisten bazı yasaların geçmesi gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Bakan Fidan, Türkiye ile AB kurumları arasındaki ilişkilerde belli oranda canlanma olduğunu belirterek, "Daha büyük somut stratejik çıktılara ulaşmak için AB'nin kendi içinde alması gereken bazı kararlar var. Türkiye'de bir niyet ve irade sorunu yok. AB'nin kendi içindeki bu oy birliğine dayalı konularla bir takım meseleleri çözmesi lazım." dedi.

“Türkiye (FETÖ) bu konuya en yüksek ihtimamla dikkat etmeli”

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nün 10. yıl dönümüne gelinmişken Türkiye'nin hala Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) tehlikesine karşı dikkatli olup olmaması gerektiğine ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, şunları kaydetti:

“Türkiye bu konuya en yüksek ihtimamla dikkat etmeli. Çünkü örgütün kurucu lideri öldükten sonra yerine geçen yönetim kadrosu Türkiye'yle ilgili hedeflerinden ve eylemlerinden vazgeçmiş değiller. Türk devletine, devleti yönetenlere yönelik operasyonları devam ediyor. Yabancılarla ortaya koydukları işbirlikleri olduğu gibi devam ediyor. Burada bir 'tövbe, pişmanlık, eylemden ve Türkiye aleyhtarlığından vazgeçip artık normal hayata dönüyoruz' gibi bir ifade görmüyoruz.”

Fidan, FETÖ'nün örgütlenme arayışının devam ettiğine dikkati çekerek, "Kamu içerisindeki güçleri yok tabii ki ama durduğu yerden 'ne yapabilirim?' arayışları hala hazırda devam ediyor. Burada PKK'nın bile 'Türkiye'de silahlı eylemden artık ben vazgeçiyorum' dediği bir noktada FETÖ'nün hala 'Türkiye'yle ben mücadele etmeye devam edeceğim' pozisyonda kalması, tabii ki devletin bu tehdidi bir milli güvenlik önceliği olarak görmesi gerektiği zorunluluğunu ortaya koyuyor. Yani bütün güvenlik kurumları da buna göre hareket etmek zorunda." diye konuştu.

NATO müttefiklerinin terör örgütlerine yönelik tutumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fidan, bazı ülkeler ile terör örgütleri arasındaki ilişkilerin tesadüfen ortaya çıkmadığına vurgu yaparak, bu durumun zaman içinde oluştuğunu ve aynı şekilde zaman içinde sona ereceğini söyledi.

Bu ilişkilerin belirli süreçlerin ürünü olduğunu ifade eden Fidan, "Terör örgütüyle bu ülkeler arasındaki ilişki doğup yükselirken de kendiliğinden olmadı, yok olurken de kendiliğinden olmayacak. Bu süreçler var, bu süreçleri inşallah yöneteceğiz." şeklinde konuştu.

Fidan, FETÖ'nün geçmişte devlet kurumlarına sızarak faaliyet yürüttüğünü, ancak bugün aynı kapasiteye sahip olmadığını belirterek, "Önceden işte yargıda adamları vardı, poliste adamları vardı, orduda adamları vardı, bir takım şeyleri yapıyorlardı. Şimdi ne yapıyorlar? Şimdi daha çok psikolojik harekatta kullanıyorlar." dedi.

İstihbarat birimlerinin örgütün faaliyetlerini yakından takip ettiğini kaydeden Fidan "Örgüt, Türkiye aleyhine yönelik faaliyetlerinden, tabana yönelik faaliyetlerinden vazgeçmiş değil. Yani burada biz bir pişmanlık, bir geri dönüş, bir af arayışı, 'Biz hata yaptık, dini de yanlış anladık, topluma da ihanet ettik, başımızdakilerin niyetini okuyamadık' böyle bir şey yok. Yani bu devlete, bu topluma yönelik o dönem durdukları yer neyse şimdi aynı, an itibarıyla." diye konuştu.

Türkiye'nin yoğun diplomasi trafiği

Fidan, son dönemde yürüttüğü yoğun diplomasi trafiğinin Türkiye'nin küresel ölçekte izlediği "360 derece dış politika" anlayışının bir yansıması olduğunu kaydederek, Ankara'nın güvenlikten ticarete, teknolojiden bölgesel istikrara kadar geniş bir alanda aktif diplomasi yürüttüğünü söyledi.

Türkiye'nin güvenliğini güçlendirmek ve dış ticaretini artırmak amacıyla çok yönlü diplomatik temaslar yürüttüklerini aktaran Fidan, özellikle son yıllarda dış ticaretin geliştirilmesinin Türkiye'nin refahı ve istihdamı açısından stratejik önem kazandığını vurguladı.

Fidan, uluslararası gelişmelerin sürekli değiştiğine dikkati çekerek, bu nedenle Türkiye'nin önemli ülkelerle ilişkilerini düzenli olarak güncellemek ve yeni şartlara göre yeniden tanımlamak zorunda olduğunu belirtti.

Güney Kore ile yapay zeka ve nükleer enerji, Kanada, Rusya, Mısır, Endonezya ve Asya-Pasifik ülkeleriyle ise farklı alanlarda işbirliğini geliştirmek üzere temaslarını sürdürdüklerini dile getiren Fidan, Bangladeş'teki yeni yönetimle de yakın ilişki kurduklarını ifade etti.

Bangladeş'in uzun yılların ardından yeniden uluslararası siyasette etkin bir aktör haline geldiğini söyleyen Fidan, Türkiye'nin desteğiyle Bangladeş'in Birleşmiş Milletler Genel Kurulu başkanlığı seçimlerini kazandığına değindi.

Fidan, "Onlar kazanmasaydı Kıbrıs Rum Kesimi dönem başkanı olacaktı. Düşünebiliyor musunuz? Burada ortaya konulan diplomatik çaba, güvenlik açısından, ticari gelişim açısından, ortaklarımızın menfaatinin ilerletilmesi, barışın sağlanması, düzenin sağlanması, bunlar açısından önemli. Türkiye'nin çok şükür yani gerçekten bütün platformlarda olumlu, yapıcı ama güçlü ve itibarlı bir aktör olması açıkçası ve gittiğimiz her yerde böyle kabul görmemiz bizi de memnun ediyor." değerlendirmesinde bulundu.

Fidan, ABD Başkanı Trump'ın NATO Ankara Zirvesi'ne katılımının teyit edildiğini hatırlatarak, "Bu aslında başlı başına NATO topluluğu için önemli ve olumlu bir haber. Arkasına da bir şey eklediler, 'Sayın Trump buna katılıyor çünkü davet eden Sayın Erdoğan. Eğer Sayın Erdoğan davet eden olmasaydı, buna katılmayacaktı.' Bu artık gerçekten çok büyük bir stratejik denklem oldu." ifadesini kullandı.

Mevcut meydan okumalar, çatışmalar, sıkıntılar, İttifaktaki kaymalar ve yeniden ayarlamaları göz önünde bulundurulduğunda bu denklemin hayati rol oynadığını vurgulayan Fidan, "Burada tabii Cumhurbaşkanımızın yıllar içerisinde ortaya koyduğu küresel liderlik vizyonu, geliştirdiği ilişkiler ağı ve oluşturduğu güven, insanların nazarındaki prestij ve Türkiye'nin geldiği nokta tabii fevkalade önemli." değerlendirmesinde bulundu.

Fidan, ABD ile ilişkilerde yıllar içerisinde inişli çıkışlı konular gözlemlendiğine işaret ederek, ticaret, ekonomi, insandan insana ilişki, eğitim ve teknoloji alanlarının çok iyi ilerlediğini söyledi.

Bakan Fidan, "Özellikle jeopolitik konular... (Eski ABD Başkanı Barrack) Obama döneminde başlayan Suriye'deki Amerikan politika değişikliği, Beşşar Esed'e ve rejime karşı olan mücadelenin birden DEAŞ'a karşı mücadeleye dönmesi, YPG'nin desteklenmesi sürecinde Türkiye'nin milli güvenliğine tehdit oluşturan bir politika konusu vardı. Trump'ın ikinci döneminde, bu politika terk edildi resmi olarak." ifadesini kullanarak, bunun iki ülke arasındaki en büyük sorun alanını ortadan kaldırdığının altını çizdi.

Ukrayna'daki savaşın bitmesi, Suriye'deki ve Irak'ın istikrara kavuşması konularında Trump'ın politikalarıyla Türkiye'nin stratejik hedeflerinin örtüştüğüne dikkati çeken Fidan, "Lübnan'daki barışın sağlanması konusu önemli. Gazze Barış Planı'nda yine bir noktaya kadar beraber çalışma imkanımız oldu, savaşın durdurulması. Belli konularda Türkiye-Amerika ilişkileri gerçekten iyi olduğu zaman bölgedeki istikrarı da etkiler durumda, olumlu yönde." diye konuştu.

Fidan, Türkiye'nin hedefleri doğrultusunda bilinçli tercih ve müzakerelerde bulunduğunun altını çizerek, ABD Kongresi üzerinden çözülememiş CAATSA gibi konular bulunduğunu ifade etti.

"Türkiye ile ilgili spesifik kararlar alınabiliyor zaman zaman ama kurumsal olarak kalıcılığı olan tek negatif husus şu anda, rahatsız edici konu CAATSA yaptırımları." diyen Fidan, birçok ülkenin Türkiye'ye yönelik yaptırımlarının son 3-4 yılda kaldırıldığına dikkati çekti.

Fidan, bu yaptırımların çoğunun "legal değil, idari olduğunu" dile getirerek, şöyle devam etti:

“Bir bu kalmıştı. Bu konuda da biz gereken adımları atıyoruz. Çünkü hem Sayın Cumhurbaşkanımız hem Sayın Trump'ta bunu kaldırma yönünde güçlü bir irade var. Geçen sene eylülde Washington'da bir araya geldiğinde iki lider, bu konuda irade beyanında bulundular ve biz bakanlara da bu sorunu çözmemiz için talimat verildi. Savunma Bakanımız ve ben, bu noktada yoğun bir çalışma içindeyiz. Ama genel hatlarıyla iyi giden bir ilişki var.”

CAATSA yaptırımlarının kalkıp kalkmayacağıyla ilgili soru üzerine Fidan, "Bunun belli adımları var. Bu yönde yürüyen çalışmalar var. Bunlar hayata geçtikçe kamuoyumuz da bunu görecek zaten." dedi.

Fidan, bunun yakın bir tarihte olabileceğini dile getirerek, "Çünkü işlemlerin yerine getirilmesiyle, Kongre'de yasal sürecin tamamlanması her zaman aynı olmayabiliyor. Ama idari manada, irade olarak bir sıkıntı yok yönetimlerde. Ama Amerikan Kongresi'nde süreç nasıl gidecek, ona bakarız." ifadelerini kullandı.

ABD-Türkiye ilişkilerinin seyri

Fidan, Trump'ın "sürpriz" olarak nitelendirdiği meselenin, Türkiye'nin Milli Muharip Uçak KAAN için ABD'den talep edilen jet motorlarının satışı konusu olup olmadığı sorusu üzerine şunları söyledi:

“Biz genel manada Türkiye'ye yönelik yaptırımların ortadan kaldırılması için ciddi çalışıyoruz. CAATSA konusunun yasaya bakan tarafı var. Ama diğer konulardaki yaptırımları kaldırmak için çok sistemli bir çalışmamız oldu. Bu konunun da etkilerini görüyoruz. Bir taraftan Halkbank davası, bir taraftan Türkiye'nin talep ettiği diğer konulardaki engellerin kaldırılması ve daha rasyonel bir ilişkiye dönülmesi.”

NATO üyesi olmayan, Amerika'yla bu kadar ortak çıkar alanı olmayan birçok ülkeye ticari gerekçelerle inanılmaz silah ve mühimmat satılırken Türkiye'ye satılmamasının Trump yönetimi nezdinde izah edilebilir bir perspektifi olmadığını belirten Fidan, yıllar içerisinde oluşmuş birtakım Türkiye aleyhindeki siyasi düşüncelerin etkilerini bu türden olaylarda gördüklerini ve bu meseleyi çözmek için çalıştıklarını vurguladı.

Fidan, Trump'ın ne açıklayacağı konusunda ABD adına konuşmak istemediğini söyleyerek, "Türkiye ile Amerika arasında kötü olmayı gerektirecek hiçbir konu yok, ikili ilişkiler açısından." dedi.

Bölgesel konularda anlaşmazlık noktaları bulunduğunu ancak bunları da görüşebildiklerini aktaran Fidan, "Her iki tarafı da bu kadar besleyecek büyük bir ilişki alanı varken bunu ilerletmemek, bunu kimlik politikalarının, ters ideolojinin kurbanı yapmak da rasyonel aktörlerin kafasının aldığı bir konu değil." diye konuştu.

Fidan, "Türkiye'nin F-35 programına dönüşü gerçekçi bir ihtimal mi?" sorusuna, "Orada bir ayrıma gitmek lazım. F-35 satış yasağının kaldırılmasıyla, almış olduklarımızın alınması ve daha sonraki alacaklarımızın, istersek tabi, alınmasıyla programa üretici ortaklardan biri olarak geri dönmek iki ayrı konu." yanıtını verdi.

Satış yasağının kaldırılması meselesinin daha kolay bir konu olduğunu belirten Fidan, "Bu idari bir karar. CAATSA'dan sonra bu olur diye düşünüyorum." diye konuştu.

Fidan, F-35 programına geri dönme meselesinin, konsorsiyumun tekrar oturup alacağı yeni bir kararla ilgili olduğuna işaret ederek, konsorsiyumun ortaklarının geçmiş yıllarda Türkiye'yi program dışı bırakan bir karar aldığını anımsattı.

"Türkiye'nin çok büyük bir gücü var. Bürokrasimizin çok güçlü bir tecrübesi var"

Batı ülkeleriyle ilişkilerde sınırlamaların nasıl kaldırıldığıyla ilgili soruyu cevaplayan Fidan, bu noktaya sistemli çalışarak gelindiğini dile getirdi.

Fidan, "Cumhurbaşkanımızın çok ciddi bir siyasi karizması ve etkisi var. Türkiye'nin çok büyük bir gücü var. Bürokrasimizin çok güçlü bir tecrübesi var." diyerek Dışişleri Bakanlığı görevine geldiğinde hangi ülkelerin ne gerekçelerle Türkiye'ye yönelik yaptırım uyguladığını incelediğini aktardı.

Hakan Fidan, marketle ilgili kısıtlamaların anlaşılabilir olduğunu söyleyerek Avrupa Güvenlik Eylemi (SAFE) meselesinin marketle ilgili olduğu değerlendirmesinde bulundu.

"Bizim parasını verip almak istediğimiz bir şeyi bize vermemek, bu daha farklı bir husus. Bu, bir tavırdır. Bu tavrın da sebepleri var." diyen Fidan, bunların üzerinde metodik olarak çalışıldığını ifade etti.

Fidan, kısıtlamaların bazılarının, Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya giriş süreçlerinde, diğerlerinin başka yollardan sessizce çözüldüğünü kaydetti.

Genelde iki tarafın da menfaatine olabilecek bir perspektif ortaya koydukları bilgisini paylaşan Fidan, "Şu anda çok şükür Kanada da dahil birçok ülkeyle bu sorun ortadan kalkmış durumda, NATO üyesi ülkelerle. Hatta bunu daha ileriye nasıl taşıyabiliriz, şu anda onun arayışı var." ifadelerini kullandı.