MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye ekonomisinin son yıllarda terör, savaşlar, depremler, yaptırımlar ve jeopolitik gelişmeler nedeniyle yüksek maliyetlerle karşı karşıya kaldığını belirterek, ekonomik sorunlar ve son dönemdeki yolsuzluk ile fon soruşturmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bahçeli, yazılı açıklamasında 40 yılı aşkın süredir devam eden PKK ile mücadelenin Türkiye ekonomisine maliyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle 2,3 trilyon dolar olduğunu, 6 Şubat depremlerinin maliyetinin ise 110 milyar doları aştığını belirtti. Türkiye ekonomisinin bugün 1,7 trilyon dolarlık milli gelire ve 18 bin dolarlık kişi başına gelire ulaştığını savunan Bahçeli, ekonomik sorunların yanı sıra emekliler, çiftçiler, esnaf ve çalışanların sorunlarının da bulunduğunu kaydetti.

“Belediyelerde ciddi bir tablo var”

Bahçeli, açıklamasının önemli bölümünü belediyelerde yürütülen yolsuzluk soruşturmalarına ayırdı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile başlayan sürecin farklı belediyelere uzandığını savunan Bahçeli, son iki yılda çok sayıda belediye hakkında rüşvet, irtikâp, ihaleye fesat ve örgütlü yolsuzluk iddialarıyla soruşturmalar yürütüldüğünü belirtti.

Soruşturmaların ve davaların devam ettiğine dikkat çeken Bahçeli, kamuoyuna yansıyan iddia ve ifadelerin olayların kapsamının ciddi biçimde ele alınmasını gerektirdiğini söyledi.

Belediyelerin siyasi iktidar alanı olmaktan önce “kamusal bir emanet” olduğunu belirten Bahçeli, ihale, imar, ruhsat, taşınmaz, iştirak, personel ve kamu harcamalarındaki çıkar ilişkilerinin yalnızca ceza hukuku açısından değil, “ahlak ve yönetişim problemi” olarak da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Bahçeli, belediyelerdeki yolsuzluk iddialarının mali boyutunun da ortaya çıkarılması gerektiğini belirterek şöyle dedi:

“Yargı kararlarıyla, Sayıştay ve ilgili denetim kurumlarının tespitleriyle birlikte kamu zararının açıkça ortaya konulması, yolsuzlukların faturasının kamuoyunda paylaşılması, maşeri vicdanın rahatlatılması bakımından kaçınılmazdır.”

Bahçeli, ortaya çıkarılacak kamu zararının geri alınarak emekliler ve dar ve sabit gelirli yurttaşların refahı için kullanılması gerektiğini savundu.

Fon soruşturması için “güven” vurgusu

Bahçeli, sermaye piyasalarındaki fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmesinde ise finansal istikrar ve yatırımcı güveninin korunması gerektiğini belirtti.

Fon soruşturmasındaki gelişmelerin, “dar kapsamlı bir grubun kanunları ihlal ederek piyasayı manipüle ettiği” yönünde olduğunu savunan Bahçeli, devlet kurumlarının açıklamalarına göre soruşturmanın yürütüldüğünü ve mağduriyetlerin giderilmesi için adımlar atıldığını ifade etti.

Finansal piyasalarda yaşanan manipülasyon iddiasının yalnızca para kaybeden yatırımcıları değil, piyasalara ve kurumlara duyulan güveni de etkileyebileceğini belirten Bahçeli, özellikle yüksek enflasyon döneminde yurttaşların tasarruflarını koruma arayışının doğal olduğunu söyledi.

Bahçeli, sorunun kurallardan çok uygulamadan kaynaklandığını savunarak gözetim ve denetimdeki eksikliklerin giderilmesi gerektiğini belirtti. Yatırımcının güven duyacağı bir finansal sistem için hukuki, idari ve yapısal tedbirler alınması çağrısında bulundu.

“Yolsuzlukları yarıştırmaya çalışmıyorum”

Bahçeli, belediyelerdeki yolsuzluk iddiaları ile fon soruşturmasının aynı çerçevede değerlendirilmesine karşı çıktı. Belediyelerdeki soruşturmalarda “isteme ve çökme yoluyla, cebren açık bir yolsuzluk ve rüşvet çarkının” bulunduğunu savunan Bahçeli, fon piyasasındaki olayların ise manipülasyon iddiaları saklı kalmak üzere yatırımcıların kendi tercihleriyle yaptığı işlemlerden oluştuğunu ileri sürdü.

“Yolsuzlukları yarıştırmaya, yahut birini masumlaştırmaya çalışmıyorum” diyen Bahçeli, siyasilerin yaşanan gelişmeleri kullanarak belediyelerdeki hukuksuzlukların üzerini örtmeye çalışmaması gerektiğini söyledi.

Bahçeli, “adı yeni zihniyeti eski olan siyasilere” seslenerek, toplumu başka bir yere yönlendirme ve belediyelerdeki hukuksuzlukların üzerini örtme çabalarının kamuoyunu ikna etmeyeceğini savundu.

Cemil Tugay Atatürkçü Düşünce Derneği üyeliğinden ayrıldı
Cemil Tugay Atatürkçü Düşünce Derneği üyeliğinden ayrıldı
İçeriği Görüntüle

“Her siyasi parti Türkiye partisi olmalı”

Bahçeli, siyasi partilerin ekonomik ve siyasi sorunlara “iktidar gitsin de ülke de yanarsa yansın” anlayışıyla yaklaşmaması gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık iddiaları nedeniyle toplumsal güven erozyonu tartışmasına sürüklenmemesi gerektiğini belirten Bahçeli, yaşananların “arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı” olarak değerlendirilmesini istedi.

Açıklamasında bağımsız ve tarafsız yargı vurgusu da yapan Bahçeli, hukuk sisteminin güçlendirilmesi ve devlet kurumlarının tarafsızlık ile bağımsızlık ilkelerine uygun işlemesi gerektiğini kaydetti.

Bahçeli, “Her nerede ve kiminle ilgili olursa olsun; yolsuzluk, usulsüzlük, kamu malının istismarı, kuralların ihlali ve benzeri bir suç varsa” kişinin kimliğine bakılmaksızın üzerine gidilmesi gerektiğini belirtti.

Açıklamasının sonunda “temiz siyaset, temiz yönetim ve müreffeh toplum” hedefinin somut bir zihniyet ve ahlaki reform programına dönüştürülmesi gerektiğini belirten Bahçeli, adalet, liyakat, hakkaniyet ve hesap verebilirlik vurgusu yaptı.