Türkiye ziyaretinin PKK lideri Abdullah Öcalan'la görüşmeyi de içerebileceğini söyleyen Mazlum Abdi, Öcalan'la iletişimi konusunda "Mektuplar aldık. Sonuncusu ocak ayındaki savaştan önceydi." diye konuştu. Kamuoyunda Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile iyi bir ilişkisinin olmadığına dair iddialar olduğuna ilişkin soruyu da yanıtlayan Abdi, ikisinin de önceliğinin "entegrasyon sürecinin başarılı olması" olduğunu söyledi. Abdi, askerî geçmişten gelmenin Şara'yla birbirlerini daha iyi anlamaları konusunda önemli bir etken olduğunu belirtti. Abdi ayrıca entegrasyon süreci tamamlandığında Şara'yı bölgelerini ziyaret etmesi için davet edeceklerini de ifade etti. ABD'yle ilişkilerin son durumu konusunda da açıklamalarda bulunan Abdi, "Çok değerli ve sadık dostluklar kurduk, hâlâ iletişim halindeyiz. Biz onların bilgi ve deneyimlerinden yararlandık, onlar da bizimkilerden. ABD askeri varlığının olmadığı yeni bir ortamdayız ve buna uyum sağlıyoruz." ifadelerini kullandı.
SDG Komutanı Abdi, Al Monitor'den Amberin Zaman'a WhatsApp üzerinden 1 saatlik bir mülakat vererek Şam ve SDG arasındaki entegrasyon sürecine ilişkin eleştirilere yanıt verdi ve bazı ayrıntıları paylaştı.
"Önceliğimiz anlaşmanın düzgün bir şekilde uygulanması"
Şam'la entegrasyon süreci boyunca SDG Komutanı olarak önceliğinin anlaşmanın "düzgün bir şekilde uygulanması" olduğunu söyleyen Mazlum Abdi, "Bu sürecin adil ve hakkaniyetli şekilde yürütülmesini istiyoruz. Bu süreçte çalışmalarımızın temel noktalarından biri de Kürt bölgemizin kendine özgü özelliklerinin korunmasıdır," dedi.
"Bu oldukça ağır bir süreç"
"Bu oldukça ağır bir süreç," diyen Abdi, farklı dosyalarla ilgilenen ekiplerin olduğunu söyleyerek bazı ayrıntılar paylaştı:
"Örneğin askeri entegrasyonla ilgilenen ekiplerden biri. Sipan Hemo da bunlardan biri. Ardından özerk yönetimin diğer kollarının entegrasyonuyla ilgilenen arkadaşlarımız var. Örneğin Asayiş. Şam’la, Asayiş’in Kürt çoğunluklu bölgelerde aynen korunması konusunda anlaştık. Tüm Asayiş görevlileri ve çalışanları görevlerini sürdürecek, Suriye devletine entegre olacak ve devletin bir parçası olacak. Yaklaşık 15 bin kadın ve erkekten söz ediyoruz."
"Şam'la iki temel ilke üzerine anlaştık"
Şam'la üzerinde anlaştıkları iki temel ilke olduğunu söyleyen Abdi, bunlardan ilkinin özerk yönetimde çalışan hiç kimsenin işten çıkarılmaması veya "diskalifiye edilmemesi" olduğunu ifade etti. Abdi'nin aktardığına göre herkes görevinde kalacak ve maaşını ilgil devlet bakanlıklarından alacak; bu şekilde yaklaşık 50 bin kişi var.
İkinci ilkenin ise "Kürt çoğunluklu bölgelerde yerel yönetimin yerel halk tarafından yürütülmesi, etnik olarak karma bölgelerde ise yönetimin uzlaşı temelinde paylaşılması" olduğunu açıklayan Abdi, "Karma bölgeler derken Haseke gibi yerleri kastediyorum; burada Araplar, Kürtler, Hristiyanlar ve diğerleri birlikte yaşıyor. Kobani’de Arap çoğunluklu iki nahiye var: Sirrin ve Shexler. Bir de Serekaniye var. Bu bölgelerde Arapların halkın iradesine göre liderlik üstlenmesi gerekiyor. Afrin’in durumu biraz hassas çünkü Türk devleti hâlâ orada bulunuyor. Ancak Afrin ve çevresindeki Şehba bölgesi tartışmasız biçimde Kürttür. Halep’teki Şeyh Maksud da Kürt çoğunluklu bir bölgedir." dedi.
Yeni parti hazırlığı yapıyor mu?
Yeni bir siyasi parti kurduğu yönündeki iddiaları da yalanlayan Abdi, "Bu halktan gelen bir talep. Bu nedenle değerlendiriyoruz. Ama dürüst olmak gerekirse şu an öncelik listemizin başında değil." diye konuştu.
Hangi somut adımlar atıldı?
Şam'ın son dört ayda hangi somut adımları attığına dair soruyu yanıtlayan Abdi, şöyle konuştu:
"Askerî güçlerin entegrasyonu planlandığı şekilde ilerliyor. SDF güçlerinden oluşan ve SDG komutanlarının yöneteceği dört askeri tugay kurulması konusunda anlaşmıştık. Bu tugayların oluşturulması ve resmen tanınması büyük ölçüde tamamlandı.
Artık Suriye ordusunun parçası olarak yeni isimlere sahipler ancak tamamen SDG savaşçılarından oluşuyorlar. Örneğin Kobani için kurulan tugay Kobani’de konuşlu ve Halep merkezli bir tümenin parçası. Cezire bölgesinde üç tugay daha var. Biri Derik’te, biri Haseke'de, diğeri Kamışlı’da bulunuyor."
"Halkımızın arasında kalacağım"
Entegrasyon süreci sonlanana kadar SDG'nin varlığının devam edeceğini söyleyen Abdi, feshedilmesinden sonra kendi rolünün ne olacağıyla ilgili soruya ise gülerek "Güzel soru. Halkımızın arasında kalacağım. Halkımızı örgütlemeye odaklanacağız ve doğal olarak yeni yapılar ortaya çıkacak." diye yanıt verdi.
Kamuoyunda Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Şara ile iyi bir ilişkisinin olmadığına dair iddialar olduğuna ilişkin soruyu da yanıtlayan Abdi, ikisinin de önceliğinin "entegrasyon sürecinin başarılı olması" olduğunu söyledi. Abdi, askerî geçmişten gelmenin Şara'yla birbirlerini daha iyi anlamaları konusunda önemli bir etken olduğunu belirtti. Abdi ayrıca entegrasyon süreci tamamlandığında Şara'yı bölgelerini ziyaret etmesi için davet edeceklerini de ifade etti. Davetin zamanlamasıyla ilgili olarak da "Tarafların ne kadar hızlı hareket edeceğine, üzerinde uzlaşılan şartları tam olarak uygulamaya ne kadar bağlı kalacaklarına bağlı. Biz tamamen bağlıyız." diye konuştu.
"'Hiçbir şey yapmadığımız' suçlaması gerçekten şaşırtıcı"
Amberin Zaman'ın SDG'ye, Abdi'ye, Abdullah Öcalan ve PKK'ya yönelik öfkeyle ilgili sorusuna yanıt vererek eleştiriler hakkında konuşan Mazlum Abdi, Türkiye'nin "yıllarca hiçbir gerekçe olmadan kendileriyle savaştığını" savunarak şunları kaydetti:
"Rakka ve Deyrizor meselesine gelirsek… Başlangıçta oralara kadar gitmek gibi bir niyetimiz yoktu. Ancak bize yönelik saldırıların çoğu Rakka, Menbiç ve Deyrizor’dan geliyordu. Çekirdek bölgelerimizi korumak için düşmanı kendi kalelerinde vurmak zorunlu hale geldi. Bu askeri bir gereklilikti. Ayrıca o bölgelerde IŞİD yönetimi altında yaşayan insanlardan bizi gelip kurtarmamız yönünde çağrılar vardı. Tüm bu bölgeleri yerel halkın yardımıyla özgürleştirdik. Omuz omuza savaştık ve birlikte can verdik. ABD öncülüğündeki koalisyon da elbette havadan bize destek veriyordu. Rakka özgürleştirildiğinde tamamen harabeye dönmüştü. Siz de gördünüz." diye konuştu.
"Son derece sınırlı imkanlarla Rakka’yı yeniden ayağa kaldırdık," diyen Abdi, eleştirilere "Koalisyon fonlarının büyük kısmı Rakka ve Deyrizor’a gitti. Eğer insanlar mutsuz olsaydı neden Rakka’dan çıkıp Esad kontrolündeki bölgelere gitmediler, hatta Esad düştükten sonra bile? Tam tersi oluyordu. Hükümet kontrolündeki bölgelerden Araplar bize geliyordu. Bu yüzden 'hiçbir şey yapmadığımız' suçlaması gerçekten şaşırtıcı. Bu, hata yapılmadığı ya da yanlış politikalar uygulanmadığı anlamına gelmiyor. Ama hiçbir şey anlatıldığı kadar siyah-beyaz değil." diyerek yanıt verdi.
"Rakka ve Deyrizor eleştirilerinin haklılık payı var"
Hükûmetin Rakka ve Deyrizor’u güç kullanarak geri almasını beklemek yerine daha erken ve daha iyi bir anlaşma yapamamaları nedeniyle gelen eleştirilerde "haklılık payı" olduğunu söyleyen Abdi, "2025’te Şam’la imzalanan 10 Mart anlaşması bu bölgelerin yeniden entegrasyonunu öngörüyordu. Güçlerimizi çekmeden önce, tüm kesimlerin tanındığı ve adil temsil edildiği demokratik bir Suriye çerçevesinde yerel halkın haklarını güvence altına alacak nihai bir anlaşma istiyorduk. Kuzey ve kuzeydoğuyu parça parça terk edilecek topraklar değil, tek bir bölge olarak görüyorduk. Sadece Kürt halkının haklarını düşünüp birlikte çalıştığımız, birlikte savaştığımız diğer halkları görmezden gelemezdik. Onlara karşı da sorumluluğumuz vardı. Bunun için çok çalıştık ama maalesef başarılı olamadık,"diye konuştu.
Bu sonuçtan her iki tarafın da sorumlu olduğunu savunan Abdi, "Hükümet sürekli oyaladı ve önerilerimize yanıt vermedi. Bizim hatamız ise orta yol aramamaktı. Yeterince esnek davranmadık." ifadelerini kullandı.
"ABD askeri varlığının olmadığı yeni bir ortamdayız ve buna uyum sağlıyoruz"
ABD'nin bu süreçte Şam'a desteğini beklemediklerini kaydeden Abdi, şöyle konuştu:
"Beklemiyorduk. Bu savaş başladığında Amerikalılar ağırlıklarını koyup merkezi hükümet güçleri bu kadar ilerlemeden çatışmayı durdurabilirdi. Durum bu kadar kötüleşmeden önce anlaşma sağlanmasına yardımcı olabilirlerdi. Çok geç harekete geçtiler; ancak hükümet güçleri Kürt çoğunluklu bölgelere yaklaşınca devreye girdiler. Savaşı bitirmek için sonradan yaptıkları şeyleri daha önce de yapabilirlerdi. Elbette burada yönetimin politikasını eleştiriyorum. Ama Rojava’da bizimle görev yapan Amerikan komutanları ve askerleri bize her zaman büyük destek verdi; onları suçlamamalıyız. Onlar emirleri uyguluyordu. Ve doğal olarak onların arkadaşlığını özlüyoruz. Çok değerli ve sadık dostluklar kurduk, hâlâ iletişim halindeyiz. Biz onların bilgi ve deneyimlerinden yararlandık, onlar da bizimkilerden. ABD askeri varlığının olmadığı yeni bir ortamdayız ve buna uyum sağlıyoruz."
Türkiye ziyareti için hazırlıklar var
Türkiye'yle temasların sürdüğünü ifade eden Abdi, olası bir Türkiye ziyareti için hazırlıkların olduğunu söyledi. Türkiye ziyaretinin PKK lideri Öcalan'la görüşmeyi de içerebileceğini söyleyen Mazlum Abdi, Öcalan'la iletişimi konusunda "Mektuplar aldık. Sonuncusu ocak ayındaki savaştan önceydi." diye konuştu.
"Geriye dönüp bu 15 yıla baktığınızda Rojava’daki Kürt halkının ne kazandığını söylersiniz?" sorusunu yanıtlayan Abdi, "Bugün, Kürtlere resmi kimlik dahi verilmemiş, etnik hakların tanınmadığı bir Suriye’de, Şam’daki hükümetle, bizzat Cumhurbaşkanı Şara ile Kürtler olarak ve Kürtler adına bu hakları resmi biçimde müzakere edebiliyoruz. Halkımızın umutlarının ve hayallerinin istediğimiz şekilde gerçekleşmediği doğru. Ama bu haklarımız için mücadeleyi bırakacağımız anlamına gelmiyor; hikaye burada bitmiyor. Suriye için demokratik bir gelecek kurmak adına elimizden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğiz." diye konuştu.





