Dünyada en fazla tüketen yüzde 10'luk kesimin çevreye verdiği zararın 1,7 ile 5,7 trilyon dolar arasında değiştiği hesaplanırken Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Adaman, özellikle biyoçeşitlilik alanındaki zararların geri dönüşünün olmadığını söyledi.

Bilim dergisi Nature'da yayımlanan çalışmada ABD, Almanya, Çin, Brezilya, Mısır ve Hindistan'ın en üst ondalık dilimdeki tüketicilerinin neden olduğu çevresel fatura hesaplandı.

Çalışmada, dünya genelinde en zengin yüzde 10'luk tüketici grubunun çevreye verdiği zararın yıllık maliyeti kişi başı en az 2 bin 300, en fazla 7 bin 500 dolar, toplam maliyet ise en az 1,7, en fazla 5,7 trilyon dolar olarak hesaplandı.

Dünya Meteoroloji Örgütü'nden El Nino uyarısı
Dünya Meteoroloji Örgütü'nden El Nino uyarısı
İçeriği Görüntüle

ABD'de en fazla tüketim yapan yüzde 10'luk kesimin çevresel faturası kişi başına en az 19 bin, en çok 63 bin dolarken, bu miktar, bu kişilerin gelirlerinin yüzde 6 ila yüzde 20'sine, servetlerinin yüzde 0,8 ila yüzde 3'üne denk geliyor.

Buna karşılık Hindistan'da kişi başına çevre zararı 410 ila 1400 dolar arasında değişiyor ve gelirlerinin yüzde 0,8 ila yüzde 2,8'ine, servetlerinin yüzde 0,2 ila yüzde 0,5'ine tekabül ediyor.

En büyük kayıp biyoçeşitlilik alanında

Çalışmaya göre, ABD ve Çin için yapılan en düşük tahminler dahi biyolojik çeşitlilik finansmanı için 2030'a kadar ihtiyaç duyulan 675 milyar dolarlık bütçeyi ancak karşılıyor. ABD için hesaplanan ortalama maliyet, COP30'da kararlaştırılan "İklim eylemi için 2035'e kadar yıllık 993 milyar dolar toplama" hedefini aşıyor.

Ülkeler arasındaki çevresel fatura farkı, tüketim ve emisyonlardaki eşitsizlikleri de yansıtıyor. En çok tüketen yüzde 10'luk dilimin yüzde 60'ından fazlası ABD ve AB'de yaşarken, sadece yüzde 2'lik bölüm Hindistan'da ikamet ediyor.

Tüketim sonucu ortaya çıkan küresel faturanın yüzde 47-56'sını biyoçeşitlilik kaybı, yüzde 36-45'ini ise iklim değişikliği başlığı altındaki zararlar oluşturuyor.

Çalışmaya göre, iklim yatırımlarını en zengin yüzde 1'lik kesime uygulanan bir servet vergisiyle finanse etmek, servet eşitsizliğini azaltırken, düşük gelirli topluluklar üzerindeki iklim hasarlarının eşitsiz yükünü de azaltabilir.

Yüksek harcamalar çevre üzerindeki baskıyı artırıyor

Prof. Dr. Fikret Adaman, yüksek gelir ve servete sahip kişiler ile ülkeler tarafından yapılan harcamaların ekolojik etkisine ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Gelir ve servet dağılımındaki uçurumların azaltılması gerektiğini, zenginlerin tüketimini kısmanın en basit yolunun gelir eşitliğinden geçtiğini ifade eden Adaman, yüksek gelirli ülkelerin büyümelerinde de frene basmaları, üretim ve tüketim seviyelerini aşağıya çekmeleri gerektiğini vurguladı.

Adaman, bu adımların her sektörde aynı şekilde yapılamayacağını, örneğin ulaşım, demir-çelik sektörü ve çimento gibi ekolojik izi büyük sektörlerde kısıtlama ve yavaşlamalara gidilebileceğini aktardı.

Özellikle zengin ülkelerin imkan sağladığı sürekli tüketim üzerinden giden yaşam tarzının değişmediği sürece çözüm yollarına ulaşmanın zor olduğuna dikkati çeken Adaman, şöyle devam etti:

"Parasal karşılık getirmenin şöyle de bir sıkıntısı var, 'neyse parası dökeriz, kirletiriz' yaklaşımı doğru değil. Dolayısıyla parasal karşılık getirdiğiniz zaman sanki o parayı biz başka alanlardan oraya kanalize ettiğimizde bu meseleyi çözecekmişiz gibi bir algı oluşuyor. Özellikle biyoçeşitlilik kaybında geriye dönüş yok. Bir orman gittiğinde şu ya da bu nedenlerle gidiyor ve 'Biz orada 50 bin ağaç kestik, 100 bin ağaç diktik. Bak iki kat ağaç diktik' demekle olmuyor. Orman dediğiniz şey öyle ağaç sayısıyla ölçülmüyor, oranın kendi ekolojik sistemi var. Bütün bunları topladığımız zaman bu gelir ve servet adaletsizliğinin sürdüğü bir ortamda ve bu büyüme çılgınlığının devam ettiği politik arenada çözüm görmek biraz bana zor geliyor açıkçası."

Adaman, büyüme esnasında sosyal ve ekolojik maliyetlerin dikkate alınması gerektiğinin altını çizdi.