Özel Haber

Begüm Sıla EREN-

Dünya Tiyatro Günü etkisiyle oyuncular için yoğun bir hafta geride kalırken, her gün aynı heyecana uyanan, her hikayeyi sanki ilk eseriymişçesine emek emek büyüten oyuncular “Paris’te Aşk-ı Derun” öncesi Yeni Journal’a konuştu.

90’lı yılların genç oyuncusu Gürcan Koç, şimdilerde yönetmen koltuğunda kendine hayran bırakan senaryolara imza atıyor. Yönetmenliğin yanı sıra, yazarlık ve oyunculuk yapmaya da devam eden Koç, profesyonelliğini sahnenin her alanında gözler önüne seriyor.

Whatsapp Image 2024 03 29 At 10.40.33 Am (1)

Sıhhiye pazarı değişen zamana ayak uyduramıyor Sıhhiye pazarı değişen zamana ayak uyduramıyor

“Bu besteleri nasıl yaptım bu oyunu nasıl yazdım diye sorguluyorum”

Oyun yazmanın zorlukları ve ciddi bir tecrübe gerektirdiğini söyleyen Gürcan Koç “Tiyatro oyunu yazmak tecrübe gerektiren bir şey, ben kariyerime oyunculukla başladım, birçok tiyatroda oynadım. Daha sonra ben yazmaya başladım ve yazdığım oyunları başka tiyatroları da kıramıyorum, veriyorum. Bu sene Çanakkale’yi anlattığım “ Dönmeyi Düşünmeyenler” oyunu birkaç yerde oynandı. Ne acıdır ki tiyatro yazarlarımız bu konuya hiç değinmemiştir. Çanakkale savaşını anlatan profesyonelce yazılmış pek eser yok, orada 250 bin şehidimiz var. Ben Geleneksel Türk Tiyatrosunun son temsilcilerindenim. Ortaoyunu, Hacivat Karagöz, ben de bu geleneği sürdürmeye çalışan birisiyim. Afişlerde kendimi görünce garipsiyorum; yazan, yöneten, oynayan, ama bir noktada mecbur kalıyoruz. Müzisyenim ve 2009 yılında bir albüm çıkardım, birçok ünlü isme vokal yaptım, beste verdim. Kendimi sorguladığım oluyor, bu besteleri nasıl yaptım, bu oyunu nasıl yazdım gibi düşünüyorum” dedi.

Whatsapp Image 2024 03 29 At 11.16.57 Am                                          Whatsapp Image 2024 03 29 At 11.17.04 Am

“Ankara Kültür Merkezi’ni daha yukarı taşımaya çalışıyoruz”

 

Seyirciyle buluşturdukları oyunlar hakkında bilgi veren Gürcan Koç şunları söyledi; “ Ayrıca Ankara Kültür Merkezi ile anlaşma yaptık, burada genel sanat yönetmenliği yapıyorum. Sadece benim yazdığım oyunları oynamıyoruz, genç ekibimiz Yılmaz Erdoğan’dan esinlenilerek bir oyun yazdılar bu oynanıyor, Gogol’dan Bir Delinin Hatıra Defteri oynanıyor, çocuk oyunları var, Ankara Kültür Merkezi’ni daha yukarı taşımaya çalışıyoruz. Ankara diğer birçok kentten daha iyi, tiyatro konusunda, izleyici konusunda, tek sıkıntımız salon sıkıntısıydı, onu da çözdük. Maltepe’de Şato Yazar Sahne var, daha önce orası gazinoymuş, düğün salonuymuş, hatta Zeki Müren orada ilk defa sahneye çıkmış, orayı aldık. Faaliyetlerimizi orada sürdürüyoruz. Dün Dünya Tiyatrolar Günü’ydü, iki kişilik kadın erkek ilişkilerini işleyen, benim yazdığım bir oyunu oynadık, yaklaşık 300 kişiye yakın insan vardı.”

Whatsapp Image 2024 03 29 At 11.17.05 Am     Whatsapp Image 2024 03 29 At 11.17.05 Am (2)

“Tiyatro altın çağına dönmeye başladı”

Tiyatro dönemlerinden bahseden yönetmen Gürcan Koç, “Benim tiyatroya ilk başladığım zamanlar, tiyatro altın ya da gümüş çağındaydı diyebiliriz. Daha sonra bronz çağa geldi, pandemiyle beraber teneke çağı oldu. Fakat şimdi sinemanın dijital platformda, boy göstermesiyle beraber, sinema salonları boşaldı. Dijital platformlar insanları evde, rahat ortamında, bir şeyler yiyerek, sinemayı izletiyor. Tiyatro canlı bir sanat olduğu için sinema seyircisi, yavaş yavaş tiyatroya yöneldi. Bence güzel iş yapmak ve bu alanla uğraşmak isteyen insanlar için iyi bir vakit, tiyatronun altın çağına dönmeye başladığını düşünüyorum. Fiyatlara değinecek olursak, bir insan iki gün sigara içmese benim oyunumu izlemeye gelebilir. Dizilerde oynayan arkadaşlarımızın tiyatroları, daha popüler oldukları için onlar biraz daha parayı seviyorlar. Bizim amacımız tiyatro yapmak, Dünya Tiyatrolar gününde fiyatımızı 4’de 1’e düşürdük, amacımız izlesinler, insanlar tiyatroyu görsün, bilsin” ifadelerine yer verdi.

Whatsapp Image 2024 03 29 At 11.17.05 Am (1)   Whatsapp Image 2024 03 29 At 11.17.04 Am (1)

“Tiyatro yetiştirmek kadar izleyicisini yetiştirmekte önemli”

 

Çocuk oyunlarının önemine vurgu yapan yönetmen, şunları ekledi: “ İzleyici yetiştirmenin önemli olduğunu düşünüyorum bu sebeple çocuk oyunlarına da önem veriyoruz. Tiyatro yetiştirmek kadar izleyicisini yetiştirmenin de önemli olduğunu düşünüyorum. İnternette bizim oyunumuza yapılan eleştiriler var, çok bilgiliymiş gibi görünüp, yorum yapıyorlar oysa yaptıkları yorum, tiyatro hakkında bir şey bilmediklerini gösteriyor. Mesela “Biz Paris’te Aşk-ı Derun’ a gittik espriler çok mağara dönemi” oysa ortaoyunu bilse, Hacivat Karagöz’ü bilir, Hacivat Karagöz’ün ise katline ferman verenin Orhan Gazi olduğunu bilir. Dolayısıyla espriler gerçekten eskiden gelir. Biz dolayısıyla yorumları ciddiye almıyoruz ancak dekor konusu gibi konuların eleştirisine önem veriyoruz ancak insanlar bir tiyatronun ne zorlukla ayakta kalmaya çalıştığını bilmiyor. Adem ve Havva oyunu için bir yorum gelmiş, “çok ilkel” gülüyoruz, Adem ve Havva’dan ne bekleyebilir diye düşünüyorum, derinlemesine eleştiri yapmıyorlar.”

Whatsapp Image 2024 03 29 At 10.40.28 Am (1)

Ezber sistemi, sanatı bazen kötü etkiliyor

Eğitim sistemi ve bunun izleyici algısındaki etkenlerine değinen Gürcan Koç, “Benim okuduğum Eğitim Fakültesi Tarih bölümünü dondurma sebebim ezbere dayalı bu sistemdir. Toplumu araştırmaya itecek bir sistem olmazsa, kulaktan dolma ezber sistemi, sanatı bazen kötü etkiliyor. Teması barış olan bir çocuk oyunu oynuyoruz, anneler “Çocuklarımız çok sıkıldı, gülecekleri bir oyun yok mu?” diye geliyor. Savaşın kötülüğünü bilmeyen birisi Filistin ya da dünyanın herhangi bir yerinde, bir ırkında olan çocuğun halini bilmez, empati kuramaz. Dolayısıyla çocuklarını bir fanusun içinde büyütmeye çalışan insanlar, bu insanlık suçunu anlayamaz. Çocukları çok korumacı yetiştiriyoruz, hayatla karşılaştıkları zaman çuvallıyorlar. Biz tiyatroda kendilerini gösteriyoruz, tiyatro hayatın aynası bunu iyi değerlendirmek gerekiyor” şeklinde konuştu.

Whatsapp Image 2024 03 29 At 10.40.31 Am (1)

“Sanatçı bağımsızdır, hiçbir siyasi görüşe bağlanmaz”

 

En büyük moral kaynağının seyircinin alkışı olduğunu söyleyen Koç şunları söyledi; “Birçok onurlu meslektaşım sadece seyircinin karşısında eğilir. Bir siyasi görüşe yapışarak hayatını sürdüren çok oyuncu ve sanatçı var. Sanatçı bağımsızdır, hiçbir siyasi görüşe bağlanmaz, içinde yaşar, tiyatronun doğuşu muhalefetten gelir. Eski Yunan’da senatörlerin Sezar’ı eleştirmesi adına birçok oyun oynanmıştır. Hatta imparator çok kızar ve tiyatrocuları idam ettirir, buna da çözüm bulurlar ve mim sanatını icat ederler. Sanatçı biraz korkusuz olmalıdır, topluma mal olmuş sanatçılar bir anda dönüş yapıyorlar, parti ayırmadan söylüyorum, kendi söylediklerini, yaptıklarını inkar seviyesine kadar geliyor. Benden iki parti istedi ve bestelerim vardı, vermedim, kendini ifade edemezsin, bu doğru değil.”

Whatsapp Image 2024 03 29 At 10.40.31 Am (5)

“Paris’te Aşk-ı Derun”

 Paris’te Aşk-ı Derun’u anlatan yönetmen Gürcan Koç, “Ankara Kültür Merkezi’nde oynadığımız 10 oyunumuz var, kaç tane oyun yazdığımı saymadım daha hiç oynamadığımız oyunlarımız var. “Kafesteki Kuş”  “Yağlı İlmek” bunlar hiç oynanmadı. Adalet diye bir oyunum var, Mayıs’ın 10’unda prömiyerini yapacağız. 5’inci sınıftaydım, hocam beni sahneye çıkardı. Çok taklit yapardım, komiktim, lisede de devam ettim. Okul tiyatrosunda, “Kuyruklu Yıldızlar Altında İzdivaç” oynarken, kulise bir amca geldi ve “Çok yeteneklisin profesyonel olmak ister misin?” dedi. Benim hikayem orada başladı. Paris’te Aşk-ı Derun, Osmanlı Fransa elçiliğinde memure ve ressam olan Paşazade Leyla Hanım ile Osmanlı Fransa askeri ataşeliğinde paşa yaveri olan Üsteğmen Narçın Bey birbirlerine aşık olup evlenmişler ancak bu evliliği ailelerine bildirmemişlerdir. Mutlu evliliklerinde bir de çocuk sahibi olan genç çift durumu ailelerine bildirirler. Birbirinden nefret eden  Şaheste Hanım ve Hicabi Bey, Ölü taklidi yapan Cabbar Paşa ve komik Apti efendi aynı evde buluşunca işler olabildiğince karışır. Ancak Şaheste Hanım ve Hicabi Bey birbirlerine aşık olurlar, bu seferde çocuklar istemez, izin vermez. Geleneksel Türk Tiyatrosu’ndan bir örnektir. Topluma da insan kaç yaşında olursa olsun nefes almaya ve hissetmeye devam eder gençlere bunu anlatmak istedik” ifadelerini kullandı.

Whatsapp Image 2024 03 29 At 10.40.32 Am (4)    Whatsapp Image 2024 03 29 At 10.40.32 Am (2)

“Bu işi severek yapıyorum ve bana zor gelmiyor”

 

Şaheste karakterine hayat veren Hatice Kuruçam ise, “Oynadığım o karakteri yaşıyorum, her gün benimle gibi hissediyorum ve ona bürünüyorum. Bu da oyunun bir parçası çünkü o kişiyi sahnede göstermem gerekiyor. Sahneye çıkmadan önce çok heyecanlanıyorum, her çıktığımda ilk defa çıkmışım gibi hissediyorum. Hep yeteneğim vardı, herkesi güldürebiliyordum ama sahneye çıkmak çok başka bir şeydi ve hala aynı heyecanı sürdürüyorum. Kendimi her zaman daha ileri götürmeyi hedefliyorum, daha çok geliştirmeyi hedefliyorum. Sahneye çıkmadan önce içimden dileklerim oluyor, evrenden bir enerji istiyorum, alnımın akıyla çıkayım bu işten diye dilek tutuyorum, hepimizin inançları var kendince onların uğur getirdiğine inanıyoruz. Her mesleğin elbette zorluğu var ama seviyorsan, ben severek yapıyorum bu sebeple zor gelmiyor. Yeniliğe açığım ve hiçbir zaman tamamım demiyorum bunun yerine yeni bir şeyler öğrenmek, yeni bir şeyler hissetmek hep bana umut veriyor” şeklinde konuştu.

Whatsapp Image 2024 03 29 At 10.40.33 Am (2)     Whatsapp Image 2024 03 29 At 10.40.32 Am

Whatsapp Image 2024 03 29 At 10.40.31 Am (4)   Whatsapp Image 2024 03 29 At 10.40.28 Am (2)

Whatsapp Image 2024 03 29 At 10.40.14 Am     Whatsapp Image 2024 03 29 At 10.40.11 Am