BEGÜM SILA EREN - ANKARA
Daha kariyerlerinin başında, hatta eğitim hayatı sürerken tükenmişlik hissi yaşayan gençlerin sayısı giderek artıyor. Uzmanların “erken tükenmişlik” olarak tanımladığı bu durum, yalnızca yoğun çalışma temposuyla açıklanamayacak kadar çok boyutlu bir soruna işaret ediyor. Gençler artık sadece yorulduklarını değil, motivasyonlarını kaybettiklerini ve gelecek beklentilerinin zayıfladığını dile getiriyor.

Psikologlara göre bu artışın arkasında birden fazla etken var. İlk sırada ise belirsizlik duygusu geliyor. Ekonomik dalgalanmalar, iş bulma kaygısı ve kariyer planlarının öngörülemez hâle gelmesi, gençler üzerinde sürekli bir baskı yaratıyor. Üniversite mezuniyeti artık “güvenli bir gelecek” anlamına gelmezken, birçok genç kendini sürekli daha fazlasını yapmak zorundaymış gibi hissediyor.

Bir diğer önemli faktör ise dijital dünyanın yarattığı görünmez rekabet. Sosyal medya platformlarında sürekli başarı, üretkenlik ve “mükemmel hayat” örnekleriyle karşılaşan gençler, kendi hayatlarını bu içeriklerle kıyaslama eğiliminde. Bu durum, yetersizlik hissini derinleştirirken, başarıya ulaşma sürecini de daha stresli hâle getiriyor. Uzmanlar, bu karşılaştırma döngüsünün tükenmişliği hızlandırdığını vurguluyor.

Eğitim ve çalışma hayatındaki yoğun tempo da tabloyu ağırlaştırıyor. Stajlar, ek sertifikalar, yabancı dil beklentisi ve sürekli kendini geliştirme baskısı, gençlerin dinlenme ve toparlanma alanlarını daraltıyor. Dinlenmenin “verimsizlik” olarak görülmesi ise tükenmişliği daha da görünmez kılıyor. Birçok genç, yorgunluğunu fark etse bile bunu dile getirmekte zorlanıyor.
Saha gözlemleri de bu durumu destekliyor. Görüşülen gençler, gün içinde sürekli meşgul olmalarına rağmen yaptıkları işten tatmin olmadıklarını ifade ediyor. “Hiç durmadan çalışıyorum ama ilerlemiyormuşum gibi hissediyorum” diyen bir üniversite öğrencisi, yaşadığı duyguyu bu sözlerle özetliyor. Benzer şekilde yeni mezun bir çalışan ise “Hafta sonları bile dinlenemiyorum, çünkü pazartesiyi düşünmeye başlıyorum” diyerek sürekli devam eden zihinsel yorgunluğa dikkat çekiyor.

Uzmanlara göre erken tükenmişlik sadece bireysel bir sorun değil, aynı zamanda yapısal bir mesele. İş gücü piyasasındaki rekabet, ekonomik baskılar ve toplumsal beklentiler bu durumu besliyor. Çözümün ise yalnızca bireysel başa çıkma yöntemleriyle sınırlı kalmaması gerektiği belirtiliyor. Daha dengeli çalışma koşulları, gerçekçi kariyer beklentileri ve dijital farkındalık, bu sorunun hafifletilmesinde önemli rol oynayabilir.

Sonuç olarak, gençlerde artan tükenmişlik hissi, modern yaşamın hızına yetişmeye çalışan bir kuşağın sessiz alarmı olarak değerlendiriliyor. Enerjik ve üretken olması beklenen bir dönemde yaşanan bu yorgunluk, sadece bugünü değil, geleceğin iş gücünü ve toplumsal yapısını da doğrudan etkileyebilecek bir risk olarak öne çıkıyor.




