Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Necip Fazıl Kısakürek'in pazarlıksız bir imanın, tefekkür ve dava bilincinin sancaktarı olan Büyük Doğu idealini genç gönüllere gergef misali işlediğini belirterek, "Merhum Necip Fazıl'ın çilesini çektiği, fikir ve aksiyon tohumlarını ektiği gençlik, hamdolsun bugün meyveye durmuştur. Türkiye Yüzyılı ülkümüze omuz veren, ülkemizin yarınlarını inşa eden gençlik, işte bizimle buradadır. Savunma sanayiinden siyasete, spordan kültür ve sanata, hayatın her alanında çağa mührünü vuracak, 'Kim var?' diye sorulduğunda sağına soluna bakınmadan 'Ben varım.' diye kükreyecek bir gençlik." dedi.
Necip Fazıl Kısakürek'in fikir ve sanat mirasına dört elle sarılıp bu sene de ödül törenini başarıyla tertipleyen Star Gazetesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığını kutlayan Erdoğan, "Necip Fazıl demek, her şeyden önce vakar ve cesaret demektir. Zira gençliğin fikir hamurunu çilesiyle yoğuran Üstada göre, hakim bir dava mahkum bir eda ile anlatılamaz. Onun tasavvurunda zafere vasıl olmak, müjdeye nail olmak, ancak eza ve cefaya katlanmakla, zorluk ve baskılara göğüs germekle ama daima dik durmakla mümkündür." diye konuştu.

Erdoğan, Kısakürek'in bu prensibini, "Allah ızdırabını çektirmediği şeyin nimetini vermez." sözüyle açık ve net şekilde dile getirdiğini aktararak, "Şurası da mühimdir. O, Müslüman'ı 'yüzünün her hattında tevhit kaleminden bir satır okunan' kimse olarak görmüştür. Az önce ifade edildi ya yüzünün o kırışıklıkları, işte o çok önemli. Onu yakından tanıyan zaten Üstadın yüzündeki o kırışıklıklarda adeta toprağı görür. Bizler de Üstadın yüzündeki o kırışıklıklarda hep 'Topraktan geldik, toprağa gideceğiz.' derdik ya işte bunu görürdük. Allah rahmet eylesin." ifadelerini kullandı.
Kısakürek'in, Müslüman'ın yüzünün yere eğilmesine ve fikir planında acziyete düşmesine asla tahammülü olmadığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bir defasında iştirak ettiği bir dost meclisinde bir arkadaşı söze şöyle başlar: 'Efendim fikri acizaneme göre...' Üstat hemen araya girer ve muhatabına celalli bir çehreyle şöyle mukabele eder: 'Fikrin varsa aciz değilsin. Acizsen, fikir sahibi değilsin.' Üstat bu işte. Sadece bu cümle bile Necip Fazıl'ın hayata, fikre, mücadeleye, sanat ve edebiyata bakış açısını göstermesi bakımından yeterlidir. Üstadın Sakarya şiirini ithaf ettiği aşk, vect ve iman gençliği işte bu şuurla büyümüş, yetişmiş, Anadolu'nun dört bir yanında kök salmıştır. Şiirden tiyatroya, hikayeden romana, tasavvuftan tenkit ve biyografi yazılarına kadar farklı türlerde verdiği onlarca ciltlik eserler, diğer pek çok hususiyetlerine ek olarak esasında bir hakikat arayışıdır. Hakikate ulaşmak, maveranın izini sürmek, onda yegane amaçtır. Üstat, bunu bir şiirinde şöyle ifade etmiştir, 'Allah'a hakikatten yola çıkmak meşakkat. Allah'tan yola çıkıp varılan şey hakikat.' İşte Üstat bu."
- "İftira ve haksızlıklar Necip Fazıl'ın ve ona gönül verenlerin hakikat yürüyüşünü engelleyemedi"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şiirlerini estetikle, fizik ve metafizikle, ince bir işçilikle süsleyen Kısakürek'in tefekkürü ise sanatının hem kalesi hem de temeli haline getirdiğini kaydederek, "Türk şiirinin zirve bir şairi olarak Üstadın sesi kendinden öncekilerden farklıdır. Mısraları asırlık çilelerin yükünü taşır ve kendi zamanını da aşarak geleceğe uzanır." dedi.

Necip Fazıl Kısakürek'le tanışma sürecine değinen Erdoğan, şunları anlattı:
"Üstatla tanışma şerefine nail olmuş, onun takdir ve taltifine mazhar olmuş bir kardeşinizim. Necip Fazıl, şahsımın yarım asrı bulan siyasi mücadelesinde daima özel bir yere sahip olmuştur. Biz ve bizim neslimiz 'Onurlu ve namuslu bir fikir mücadelesi nasıl verilir?', Necip Fazıl'dan bunu öğrendik. Baskılar karşısında pes etmemeyi, zulme rıza göstermemeyi, haksızlık karşısında susmamayı biz ondan öğrendik. Şair Mehmet Emin Yurdakul, 'Şairleri haykırmayan bir millet, sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir.' diyor. Merhum Necip Fazıl da milleti, inandığı değerleri ve davası için tahkikate uğramak pahasına hakkı haykırmaktan hiçbir zaman çekinmedi. Takibatlar, duruşmalar, davalar, dosyalar, iftira ve haksızlıklar Necip Fazıl'ın ve ona gönül verenlerin hakikat yürüyüşünü engelleyemedi. Ne diyor? 'Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.' diyen Üstat, ömrü boyunca küfürle, kirle, kötüyle, zalimle ve zulümle mücadele etti."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kısakürek'in bilhassa 1970'lerin sokaklara kadar sirayet eden karanlık ve kaotik atmosferinde kendine bir çıkış yolu arayan gençliğe istikamet çizdiğini, özgüven aşıladığını, tarih ve benlik şuuru kazandırmış bir kişi olduğunu belirterek, "Pazarlıksız bir imanın, tefekkür ve dava bilincinin sancaktarı olan Büyük Doğu idealini genç gönüllere gergef misali işlemiştir. Merhum Necip Fazıl'ın çilesini çektiği, fikir ve aksiyon tohumlarını ektiği gençlik, hamdolsun bugün meyveye durmuştur. Türkiye Yüzyılı ülkümüze omuz veren, ülkemizin yarınlarını inşa eden gençlik, işte bizimle buradadır. Savunma sanayiinden siyasete, spordan kültür ve sanata, hayatın her alanında çağa mührünü vuracak, 'Kim var?' diye sorulduğunda sağına soluna bakınmadan 'Ben varım.' diye kükreyecek bir gençlik." ifadelerini kullandı.




