Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye'deki bütün silahlı unsurların merkezi ve meşru ulusal yapı altında bütünleşmesinin zorunlu olduğunu belirterek, "Türkiye ile Suriye'nin refah ve istikrarını birbirinden ayrı görmemiz mümkün değil. Aramızda sadece 900 küsur kilometrelik bir sınır değil, ortak bir tarih, ortak bir kültür ve ortak bir gelecek var. Şam, Halep ve Hama daha zengin ve daha güvenli olduğunda bizler bunu Gaziantep'te, Mersin'de ve İstanbul'da hemen hissediyoruz" dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Dışişleri Bakanlığında bir araya geldi. Fidan ve Şeybani, görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
Suriye'deki yönetim değişikliğinden bu yana iki ülke arasındaki temasların kesintisiz sürdüğünü belirten Fidan, ortak çalışma grupları ve mekanizmalar aracılığıyla bilgi alışverişi ve koordinasyon faaliyetlerinde bulunduklarını söyledi. Suriye'nin giderek daha istikrarlı hâle geldiğini ve iki ülke arasındaki iş birliğinin derinleştiğini ifade eden Fidan, "Bu durum, bölgemizin ve ülkelerimizin geleceği bakımından bizlere çok şükür umut vermekte. Suriye'deki olumlu tablo, bölgesel sahiplenme anlayışıyla hep beraber hayata geçirdiğimiz müşterek gayretlerimizin bir neticesi olmuştur" diye konuştu.
"Aramızda ortak bir tarih, ortak bir kültür ve ortak bir gelecek var"
Türkiye ile Suriye'nin güvenlik ve istikrarının birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Fidan, şunları kaydetti: "Daha önce de zaman zaman altını çizdiğimiz gibi Türkiye ile Suriye'nin refah ve istikrarını birbirinden ayrı görmemiz mümkün değil. Aramızda sadece 900 küsur kilometrelik bir sınır değil, ortak bir tarih, ortak bir kültür ve ortak bir gelecek var. Şam, Halep ve Hama daha zengin ve daha güvenli olduğunda bizler bunu Gaziantep'te, Mersin'de ve İstanbul'da hemen hissediyoruz. Aynı şekilde Suriye'nin herhangi bir köşesinde vuku bulan istikrarı bozucu faaliyetler Türkiye için de bir tehdit teşkil etmekte."
Terörle mücadele, savunma ve güvenlik alanlarında yürütülen iş birliği ve eş güdümün daha da derinleştirileceğini aktaran Fidan, "Suriye'de devam eden entegrasyon sürecinin kesintiye uğramadan nihayete erdirilmesi, ülkemiz açısından önemini ve önceliğini korumaktadır. Bütün silahlı unsurların ve sözde yapılanmaların merkezi ve meşru bir ulusal yapı altında bütünleşmesi, Suriye'nin birliği ve bölgemizin istikrarı bakımından zaruridir" ifadelerini kullandı.
Ekonomik ilişkilerde öncelikli alanlar belirlendi
Suriye ile ekonomik ilişkilerin yeni dönemin ihtiyaçları doğrultusunda geliştirildiğini söyleyen Fidan, ikili ticaret hacminin artırılması amacıyla yürütülen çalışmalara değindi. Fidan, "Gümrük süreçlerinin kolaylaştırılması, sınır kapılarının kapasitesinin artırılması, bankacılık kanallarının işletilmeye başlanması ve ulaştırma altyapılarımızın birbiriyle uyumlu hâle getirilmesi şu anda önceliklerimiz arasında. Ekiplerimiz bunlarla ilgili çalışıyor" dedi.
Kamu kurumları ile özel sektörün Suriye'nin yeniden imarı, enerji altyapısının geliştirilmesi ve ulaştırma sisteminin rehabilitasyonu için çalıştığını bildiren Fidan, bölgesel projelerin de bu süreçte önemli rol oynayacağını söyledi.
Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan arasında başlatılan kara yolu ve demir yolu bağlantısallık girişimine dikkat çeken Fidan, "Bu stratejik girişimin en kısa zamanda hayata geçirilmesi için çalışmalara başladık ve liderlerimizin aldığı karar neticesinde çalışmalarımıza devam edeceğiz" diye konuştu.
Şam'da Türk okulu açılacak
İki ülke arasında yürütülen somut projelerin hızla ilerlediğini aktaran Fidan, Şam'da Türk okulu açılması için gerekli izin süreçlerinin tamamlandığını açıkladı. Okulun yeni öğretim yılına yetiştirilmesinin hedeflendiğini belirten Fidan, Türkiye-Suriye Ortak Üniversitesi'nin kurulmasına yönelik çalışmaların da hızlandığını bildirdi.
Sağlık sektörünün Suriye ile en yoğun çalışma yürütülen alanlardan biri olduğunu söyleyen Fidan, çok sayıda hastane projesinin yanı sıra ülkenin sağlık altyapısının yeniden inşası için de çalışmaların sürdüğünü kaydetti.
Suriye'nin küresel finans sistemine entegrasyonuna katkı sağlamaya çalıştıklarını belirten Fidan, "Suriye Merkez Bankasının, Merkez Bankamız nezdinde Türk lirası hesabı açmasına imkân tanınması bu bakımdan çok önemli bir adım teşkil etmiştir" ifadelerini kullandı.
"Hürmüz Boğazı'nın açılmasını ümit ediyoruz"
Görüşmede bölgesel gelişmelerin de ele alındığını belirten Fidan, ABD ile İran arasında müzakerelere geri dönülebileceğine ilişkin açıklamaları memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.
Fidan, "Bir an önce ateşkesin yeniden sağlanmasını ve Hürmüz Boğazı'nın açılmasını ümit ediyoruz. Bu konudaki katkılarımıza da devam edeceğiz. Gelinen noktada görüşmeleri desteklemeyi sürdürüyoruz" dedi.
Suriye'nin savaş boyunca bölgede istikrarın korunmasına katkı sağlayan bir ülke olarak ortaya çıktığını ifade eden Fidan, ülkenin güvenlik ve huzurunun korunmasının bütün bölge ülkelerinin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı.
"İsrail'in saldırıları Suriye'nin istikrarına yönelik en ciddi tehditlerden biri"
İsrail'in Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan saldırılarına tepki gösteren Fidan, şunları söyledi: "İsrail'in Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan saldırıları, ülkenin istikrarına yönelik en ciddi tehditlerden biridir. Uluslararası toplum, İsrail'in işgalci zihniyeti karşısında tepkisini daha güçlü şekilde ortaya koymalıdır. 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'na riayet edilmesi ve Suriye'nin egemenliğine saygı gösterilmesi için gerekli baskıyı uygulamalıdır."
"Netanyahu barış istemediğini bir kez daha ortaya koymuştur"
Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani ile Filistin ve Lübnan'daki gelişmeleri de kapsamlı şekilde ele aldıklarını aktaran Fidan, İsrail'in saldırılarını sürdürmesinin barış istemediğini gösterdiğini belirtti.
Fidan, "İsrail'in buna rağmen saldırılarını sürdürmesi, Netanyahu'nun barış istemediğini bir kez daha ortaya koymuştur. İsrail hükümeti barış çabalarını sabote etmeyi ve Filistinlileri Gazze'den koparmayı hedeflemekte. Bu hedefi de değişmedi. Mümkünse Gazze'yi Filistinsiz, onların yaşayamayacağı bir yer hâline getirmeye çalışmakta. Ancak Netanyahu bu politikasında başarılı olamayacak. Gazzeliler, Gazze'de yaşamaya ve geleceklerini inşa etmeye devam edecekler" diye konuştu.
Gazze'de ateşkesin kalıcı hâle getirilmesi, Barış Planı'nın ikinci aşamasına geçilmesi ve yeniden imar sürecinin başlatılması dışında bir seçeneğin bulunmadığını söyleyen Fidan, Netanyahu hükümetinin Batı Şeria ve Kudüs'teki eylemlerini de yoğunlaştırdığını ifade etti.
Amman'daki Kudüs toplantısı
Amman'da İslam dünyasından 20'ye yakın ülkenin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıya değinen Fidan, "İsrail'in Mescid-i Aksa'yı hedef alan mütecaviz eylemlerine karşı kolektif olarak alınabilecek tedbirleri görüştük. Aynı zamanda Kudüs'te Müslümanlara ait kutsal mekânların tarihî statüsünün ihlal edilmesine yönelik güçlü tepkimizi gösterdik ve bu mekânların yasal hamisi konumundaki Ürdün'e desteğimizi vurguladık" dedi.
"Suriye sorunların değil, çözümlerin kaynağı olan bir ülkeye dönüşmekte"
İsrail'in Lübnan'daki saldırılarında binlerce kişinin hayatını kaybettiğini ve bir milyonu aşkın sivilin yerinden edildiğini belirten Fidan, bölgenin huzuru için Lübnan'da güvenlik ve istikrar ortamının tesis edilmesinin kritik önem taşıdığını söyledi.
Lübnan ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleşmesi ve iş birliği alanlarının geliştirilmesi için atılan adımları memnuniyetle karşıladıklarını ifade eden Fidan, sözlerini şöyle tamamladı: "Yeni dönemde Suriye artık sorunların değil, çözümlerin kaynağı olan bir ülkeye dönüşmekte. Elhamdülillah, bölgedeki kardeşlerimizle beraber tesis ettiğimiz iş birliği masalarında Suriye'nin de yer alması bizlere açıkçası gurur vermekte. Önümüzdeki dönemde de hem ikili ilişkilerimizi hem de bölgesel barış ve güvenliği daha ileri noktalara taşımak için kardeşimle birlikte çalışmaya devam edeceğiz."