DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Kürt sorununun çözümüne ilişkin hazırlanması beklenen çerçeve yasanın temmuz ayı içinde çıkarılması çağrısında bulundu. Meclis kapanmadan yasal düzenlemenin hayata geçirilmesini isteyen Hatimoğulları, demokratikleşme, kayyım uygulamaları, siyasi alanın genişletilmesi ve Abdullah Öcalan'ın çalışma koşullarına ilişkin taleplerini sıraladı. Hatimoğulları, NATO Zirvesi, muhalefete yönelik operasyonlar, akademisyenlerin işten çıkarılması ve ifade özgürlüğüne ilişkin de iktidarı eleştirdi.

"Çerçeve yasa Meclis kapanmadan çıkarılmalı"
Konuşmasının önemli bölümünü çözüm sürecine ayıran Hatimoğulları, kamuoyunun uzun süredir beklediği çerçeve yasanın daha fazla ertelenmemesi gerektiğini söyledi.
Yüzyıllık bir sorunun tek bir yasayla çözülemeyeceğini ancak ilk adımın doğru atılmasının büyük önem taşıdığını belirten Hatimoğulları, "Bu yaz mevsimini heba etmeyelim. Temmuz'da çerçeve yasayı çıkaralım. 1 Ekim'de Meclis açıldığında bu kök yasayı güçlendirecek, demokratik özgürlüklerin önünü açacak düzenlemeleri bir bir hayata geçirelim." dedi.
DEM Parti'nin öncelikli gördüğü dört başlığı da açıklayan Hatimoğulları; kapsayıcı bir kök yasa hazırlanması, kayyım uygulamalarının sona erdirilmesi, demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması ve Abdullah Öcalan'ın iletişim ile çalışma koşullarının demokratik çözüm sürecinin ihtiyaçlarına uygun biçimde düzenlenmesi gerektiğini savundu.

NATO Zirvesi ve dış politikaya eleştiri
Hatimoğulları, konuşmasında Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'ni de eleştirdi. Zirvenin barıştan değil silahlanmadan yana bir anlayışı temsil ettiğini öne süren Hatimoğulları, Gazze'deki saldırılar karşısında uluslararası toplumun etkili bir tutum ortaya koyamadığını söyledi.
İktidarın NATO görüşmelerinde Filistin meselesini yeterince gündeme getirmediğini savunan Hatimoğulları, Türkiye'nin askerî kapasitesi, enerji koridorları ve göç yönetimi nedeniyle yeni güvenlik politikalarının merkezine yerleştirildiğini ifade etti.
"NATO 3.0" olarak adlandırılan yeni dönemin çatışmaları derinleştireceğini savunan Hatimoğulları, "Bizler bir kez daha NATO'ya hayır, barışa evet diyoruz. Silaha hayır, refaha evet diyoruz." ifadelerini kullandı.
"Baskılar barış iklimine zarar veriyor"
Hatimoğulları, NATO Zirvesi sırasında Ankara'da protestoların engellendiğini, çok sayıda kişinin gözaltına alındığını ve gazetecilerin görev yapmasının zorlaştırıldığını ileri sürdü.
TRT'nin, yabancı gazetecilerin Türkiye'deki gözaltılarla ilgili soruları sırasında yayını kestiğini iddia eden Hatimoğulları, bunun bilgi akışını engellediğini savundu.
Komedyen Deniz Göktaş'ın gözaltına alınmasına da tepki gösteren Hatimoğulları, ifade ve sanat özgürlüğünün baskı altında olduğunu ileri sürdü. Ferhat Tunç ve Pınar Aydınlar hakkında yürütülen yargı süreçlerini de eleştiren Hatimoğulları, muhalif belediyelere yönelik operasyonların son bulmasını istedi.
Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner'in serbest bırakılması çağrısında bulunan Hatimoğulları, tutuklu seçilmişlerin de tahliye edilmesi gerektiğini söyledi.
Akademisyenlere destek mesajı
İstanbul'daki bazı vakıf üniversitelerinde çok sayıda akademisyenin işten çıkarıldığını belirten Hatimoğulları, grup toplantısına katılan akademisyenleri selamladı.
Üniversitelerin ticarileştirildiğini ve güvencesiz çalışma modelinin yaygınlaştırıldığını savunan Hatimoğulları, haksız şekilde görevlerine son verilen akademisyenlerin yanında olduklarını ifade etti.
"Kalıcı barış için tarihî fırsat"
Hatimoğulları, Zilan Katliamı'nın 96. yılı, 14 Temmuz Diyarbakır Cezaevi Direnişi'nin yıl dönümü ve Süleymaniye'de PKK'nın silahları yakmasının birinci yılının aynı döneme denk geldiğine dikkat çekerek, bu tarihlerin Türkiye'nin geçmişiyle yüzleşmesi açısından önem taşıdığını söyledi.
Süleymaniye'de yaşanan gelişmenin kalıcı barış için tarihî bir fırsat oluşturduğunu belirten Hatimoğulları, "Barış tek başına silahların susması değildir. Hukuku kurdukça barış gerçekten barış olur." dedi.
İktidara ve muhalefete çağrı
Hatimoğulları, Abdullah Öcalan'ın iletişim ve çalışma koşullarının yeniden düzenlenmesini savunurken, iktidara da PKK'nın aldığı kararların hukuki sonuçlarını hayata geçirecek adımları gecikmeden atması çağrısında bulundu.
Muhalefete, sivil topluma, sendikalara, kadınlara, gençlere ve sanatçılara da seslenen Hatimoğulları, barışın yalnızca Kürtlerin değil, Türkiye'nin ve Orta Doğu'nun ortak meselesi olduğunu söyledi.
Konuşmasını, Meclis kapanmadan önce üzerinde uzlaşılacak bir çerçeve yasanın TBMM gündemine getirilmesi çağrısını yineleyerek tamamladı.




