Edirne F Tipi Cezaevi’nde yaklaşık 10 yıldır tutuklu bulunan HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Türkiye’de yeniden gündeme gelen çözüm süreci tartışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Barış Araştırmaları Derneği’nin QAD sayfasında yayımlanan yazısında bölgesel gelişmelere, Kürt meselesine, siyaset kurumuna ve yeni dönem ihtiyacına değinen Demirtaş, çözüm sürecinin yalnızca taktik düzeyde ele alınmaması gerektiğini ifade etti.
ÇÖZÜM SÜRECİ STRATEJİK DÜZEYDE ELE ALINMALI
Selahattin Demirtaş, yazısında dünyada yaşanan siyasi ve ekonomik krizlerin Orta Doğu’yu ve Türkiye’yi doğrudan etkilediğini belirtti. Küresel güç dengelerinin geçmiş dönemlerden farklı bir yapıya evrildiğini kaydeden Demirtaş, bu sürecin kısa sürede tamamlanacak bir hegemonya mücadelesi olarak görülmemesi gerektiğini savundu. Demirtaş’a göre Türkiye, bu değişim sürecinden etkilenen ülkeler arasında yer alırken aynı zamanda gelişmeleri yönlendirme kapasitesini artıran bir aktör olarak da öne çıkıyor.
Demirtaş, yürütülen sürecin Türkiye’nin bölgesel stratejisi açısından önem taşıdığını ancak mevcut yaklaşımın yeterli olmadığını ifade etti. Sürecin devlet kanadında stratejik bir bütünlük içinde ele alınmadığını belirten Demirtaş, ana hedefin Türkiye’nin bölgesel ve küresel değişim ortamından güçlenerek çıkması olduğunu söyledi. Bu çerçevede Abdullah Öcalan’ın inisiyatif almasının katkı sağladığını dile getiren Demirtaş, eksik kalan noktanın Kürt-Türk ilişkilerinin bölgesel ölçekte yeniden değerlendirilmemesi olduğunu vurguladı.
KÜRTLERLE İLİŞKİLERDE YENİ YAKLAŞIM VURGUSU
Demirtaş, özellikle Suriye ve Irak’taki Kürtlerle ilişkiler konusunda daha kapsayıcı bir politikanın benimsenmesi gerektiğini belirtti. Bölgedeki Kürtlerin haklarının ve hukukunun gözetilmesinin tüm taraflar açısından daha olumlu sonuçlar doğuracağını ifade eden Demirtaş, çözüm sürecinin yalnızca iç politikaya sıkıştırılmaması gerektiğini kaydetti.
Yazısında sürecin Kürt yurttaşlara, Türkiye’deki demokratik yaşama, temel haklara, özgürlüklere ve ekonomik refaha ne kazandıracağının henüz net olmadığını belirten Demirtaş, bu belirsizliğin sürecin en tartışmalı noktalarından biri olduğunu ifade etti. Demirtaş, Türkiye’nin son yıllarda bölgede yaşanan savaş ve yıkım ortamından uzak durmasında sürecin etkili olduğunu belirterek bunun önemli bir kazanım olduğunu söyledi.
ANADİL VE KİMLİK TARTIŞMASI GÜNDEME TAŞINDI
Demirtaş, yazısında anadil ve kimlik konularına da geniş yer verdi. Bir Kürt annenin Meclis Komisyonu’nda Kürtçe konuşamamasını ve bir Kürt gazetecinin üzerinde Kürtçe yazı bulunan çantasıyla Meclis’e alınmamasını hatırlatan Demirtaş, bu olayların incitici olduğunu ifade etti. Kürt meselesinin önemli başlıklarından birinin anadili ve kimlik olduğunu kaydeden Demirtaş, ortak gelecek hedefi için bu alanlarda olumlu adımlar atılması gerektiğini belirtti.
Demirtaş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bu tür olaylardan haberdar olması halinde farklı bir tutum sergileyebileceğini savundu. Yazısında, Kürt diline yönelik engelleyici yaklaşımların aşılması gerektiğini belirten Demirtaş, yasal düzenlemelerle Kürtçenin korunması ve desteklenmesi yönünde adımlar atılabileceğini dile getirdi.
SOMUT ADIMLAR İÇİN SİYASİ İRADE ÇAĞRISI
Selahattin Demirtaş, çözüm sürecinin artık elle tutulur ve gözle görülür adımlar gerektirdiğini belirtti. Bu adımların taviz olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Demirtaş, ortak yaşamın gereği olan hakların güvence altına alınmasının önemine dikkat çekti. Türkiye’de geniş bir uzlaşma zemininin açılması halinde kazanımların artabileceğini belirten Demirtaş, aksi durumda sürecin sınırlı sonuçlar doğurabileceğini kaydetti.
Demirtaş, bundan sonraki aşamada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tutumunun belirleyici olacağını ifade etti. Yazısında “butlan”, “kayyum” ve “tutukluluk” tartışmalarına değinen Demirtaş, bu başlıklardan siyasi sonuç elde etmeye çalışanlara fırsat verilmemesi gerektiğini savundu. Yeni başlangıçların önünün açılması için ilkeli, adil ve ahlaki uzlaşmaların önem taşıdığını belirtti.
YENİ SİYASET ZEMİNİ İÇİN ÇÖZÜM SÜRECİ ÇAĞRISI
Demirtaş, Türkiye’de siyaset dilinin ve mevcut tartışmaların toplumsal sorunlara çözüm üretmekten uzaklaştığını belirtti. İktidar ve muhalefet dahil olmak üzere tüm siyasi aktörlerin, değişen dünya koşulları içinde Türkiye’nin geleceği için birlikte hareket edebileceği alanları konuşması gerektiğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve diğer siyasi liderlere çağrıda bulunan Demirtaş, daha geniş ve kapsayıcı bir iş birliği zemininin zorlanmasının herkesin yararına olacağını kaydetti. Olağanüstü uygulamaları ve olağan dışı gerilimleri sona erdirecek karşılıklı adımların atılması gerektiğini belirten Demirtaş, yeni bir siyaset zemininin kurulması gerektiğini söyledi.
Demirtaş’a göre siyasi rekabet ve demokratik yarış devam etmeli ancak öncelikle siyasetin zemini güçlendirilmelidir. Yeni bir toplumsal sözleşmeden demokrasi reformuna, yeni siyasi ittifaklardan ortak mücadele alanlarına kadar birçok başlığın daha sağlıklı biçimde ele alınabileceğini belirten Demirtaş, umutsuzluğa gerek olmadığını ifade ederek değişimin cesaretle konuşarak ve ezberleri bozarak mümkün olacağını savundu.




