Çınar Ayser ÇINAR / Pazartesi Söyleşileri’ne bu hafta konuk olan İYİ Parti İzmir Milletvekili Aytun Çıray, İYİ Parti’nin oy oranının şu anda %20’leri zorladığını söyledi.

Aytun Çıray, ayrıca Millet İttifakı’nın unsurlarından olan İYİ Parti’nin Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile ne doğrudan ne de dolaylı olarak temasta bulunmadığını belirtti.

İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı ve İzmir Milletvekili Aytun Çıray, gündeme ilişkin Yeni Journal’ın sorularını yanıtladı…

MİLLET İTTİFAKI BİR SEÇİM İTTİFAKIDIR 

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Suriye ve Irak'a sınır ötesi operasyon yetkisini 2 yıl uzatan tezkere, TBMM Genel Kurulu’nda CHP ve HDP'nin "hayır" oylarına karşı AK Parti, MHP ve İyi Parti'nin “evet” oylarıyla kabul edildi. Gözler doğal olarak Millet İttifakı’na çevrildi, bu fikir ayrılığı ittifakta nasıl yankı buldu?

Millet İttifakı bir seçim ittifakıdır. Bu birlikteliğin asıl kuruluş amacı içinden geçtiğimiz bu ucube rejimden Türkiye’yi kurtarmak ve ortak bildirgemizde de belirttiğimiz gibi Türkiye’de iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme dayalı, demokratik, anayasal bir hukuk devletini yeniden inşa etmektir. Dolayısıyla Irak ve Suriye Tezkeresi’nde Millet İttifakı partileri demokratik bir şekilde kendi fikir ve kararlarını ortaya koymuştur. Bu tutum farklılığı Millet İttifakı’nı bozacak değildir ancak saray medyası buradan hareketle ittifak içine nifak tohumları ekmek, çok iyi bildikleri komplo operasyonlarına girmek istemektedir.

NE DOĞRUDAN NE DE DOLAYLI TEMASIMIZ YOK! 

Millet İttifakı’nın perde arkasında HDP ile sıkça görüştüğü dillendiriliyor, İYİ Parti olarak HDP ile bir temasınız var mı?

Millet İttifakı’nın unsurlarından olan İYİ Parti, HDP ile ne doğrudan ne de dolaylı olarak temasta bulunmamaktadır. CHP’nin HDP ile iletişim kanallarını açık tutması ise kendisinin karar vereceği bir durumdur. CHP bağımsız bir siyasi partidir. HDP de bağımsız siyasi partidir. Nasıl davranacakları onları ilgilendirir.

KURULUŞ AMACIMIZ TÜRKİYE'Yİ TEK ADAM REJİMİNDEN KURTARMAK!

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Başbakanlığa aday olduğunu belirtmişti. Akşener geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın Millet İttifakı adayları olduğunu söyleyerek; "Sayın Kılıçdaroğlu bunlardan birini aday gösterirse hayır demeyiz" dedi. Sorum şu; İYİ Parti neden cumhurbaşkanı adayı çıkarmıyor?

Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener başta olmak üzere İYİ Parti’nin kuruluş amacı Türkiye’yi fakirleştiren, dünyada yalnız bırakan bu ucube tek adam rejiminden kurtarmak ve parlamenter sisteme geri dönmektir. Bu sistemin merkezinde ise parlamento içinden çıkan hükümet ve o hükümetin başı olarak başbakan vardır. Dolayısıyla parlamenter bir sistemde yürütmenin asli dinamosu başbakandır. Böyle olduğu içindir ki cumhurbaşkanı bu sistemde son derece hayati önem taşımakla birlikte sembolik anlama sahiptir. Bu nedenle Genel Başkanımız ve İYİ Parti’nin cumhurbaşkanı adayı çıkarmaması kendi hedefiyle son derece tutarlıdır. Burada herhangi bir problem bulunmamaktadır.

OY ORANIMIZ YÜZDE 20'LERİ ZORLUYOR! 

İYİ Parti olarak yaptırdığınız kamuoyu araştırmalarınızda oy oranınız nasıl görünüyor?

Meral Akşener seçim zamanı olmamasına rağmen uzun zamandır il il, ilçe ilçe tüm Türkiye’yi dolaşıp insanlarımızla temas eden, onların sorunlarını Meclis’e taşıyarak hükümete çağrıda bulunan bir siyaset izliyor. İYİ Parti olarak bununla yetinmeyip tüm sorunların çözümünde seçim vaatlerinin çok ötesinde, insanlarımızı her alanda bu cendereden çekip çıkaracak yepyeni ve somut projeler üretiyoruz. Tüm bu çalışmaların doğal sonucu olarak geçtiğimiz günlerde 4. yaşını kutlayan İYİ Parti’nin oy oranları şu an %20’leri zorluyor.

YERLİ YABANCI TÜM YATIRIMCILAR ÜLKEDEN HIZLA ÇIKIYOR! 

Türkiye’de yaşanan bu ekonomik krizi nasıl yorumluyorsunuz? Bu krizden bir çıkış yolu bulmak mümkün mü?

Türkiye’deki ekonomik kriz artık kriz olmaktan çıkmış ve sosyal sonuçlar doğurmaya başlamıştır. Dolayısıyla Türkiye’nin yaşadığı bu ekonomik kriz artık bir buhrana dönüşmüştür. Bunun nedeni tüm kuvvetlerin kendisinde toplandığı ve bütün kurumların kendisine bağlandığı bu ucube tek adam rejimidir. Sağlam, gelişmiş piyasa ekonomilerinde Merkez Bankası’nın siyasi iktidardan bağımsız olması olağanüstü önem taşır. Sayın Erdoğan Merkez Bankası’nın adı konmamış başkanı gibi hareket etmekte, ekonomistlerin ve iktisatçıların acı acı güldükleri, yaşadığımız gelişmelerin yanlışlığını ortaya koyduğu bir formülasyonu Merkez Bankası’na dayatmaktadır. ‘Faiz sebep, enflasyon sonuçtur’ şeklindeki bu gülünç formülasyonun Merkez Bankasına dayatılması sonucunda yaşadığımız buhran daha da derinleşmekte, dolar görülmemiş ölçüde değerlenirken Türk Lirası da bununla bağlantılı olarak tarihinin en değersiz seviyesine inmiştir. Ayrıca Sayın Erdoğan’ın ekonomiye Merkez Bankası üzerinden yaptığı müdahaleler sadece yabancı yatırımcıyı değil yerli yatırımcıların da ülkemizden hızla çıkmasına yol açmıştır. Bedeli de giderek artan enflasyon, özellikle tarımda kendisini gösteren üretim azlığı ve işsizliktir.

YOKSULLUK SINIRI 10 BİN TL'NİN ÜZERİNE ÇIKTI! 

Geçen hafta AK Parti MKYK Üyesi Orhan Miroğlu ile yaptığımız röportajda Miroğlu, ‘Milletvekili emekli maaşıyla yaşayan biriyim. Doğrusunu isterseniz ben de yoksullaştığımı hissediyorum’’ dedi ve bu açıklamasıyla kamuoyunda epey tepki topladı. Sizin bu konudaki görüşünüzü merak ediyorum..

Düşünün ki emekli milletvekili maaşıyla hayatını idame ettiren birisinin bile yoksullaştığını hissettiği bir ekonomide, 12 milyondan fazla asgari ücretle çalışan insanımız hayatını sürdürmeye çalışıyor. Ekim 2021 itibariyle açlık sınırı 3 bin TL’nin, yoksulluk sınırı ise ilk defa 10 bin TL’nin üzerine çıktı. Emekli bir milletvekili yoksullaştım diyorsa normal vatandaşımız ne yapsın?