İYİ Parti Lideri Meral Akşener, "Herkes aklını başına alsın. Sirk yönetmiyorsunuz, devlet yönetiyorsunuz. Türkiye’yi yönetenlerin işi, bank tartışmaları açıp, siyasi yakan top oyunlarından, medet ummak değildir'' dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. Meral Akşener'in konuşmasından satır başları şöyle: 

''Türk milleti Ankara’dan Lefkoşa’ya uzanan var oluş köprüsüdür. İYİ Parti olarak KKTC’nin tanınması ve geleceğe taşınması yönündeki kararlılığımızı bir kez daha vurgulamak istiyorum.

''ASLA KORKMADIK, ASLA BOYUN EĞMEDİK''

DİSK asgari ücret talebini açıkladı DİSK asgari ücret talebini açıkladı

PKK/PYD/YPG terör örgütünün bombasıyla tertemiz hikayelerimiz yarım kaldı. İstiklal Caddesi’nde alışveriş yaptıkları için minik Ecrin ve babası Yusuf Meydan’dan geriye o güzel fotoğrafları kaldı. Terörün amacı her zaman aynıdır devleti baskılayıp millet iradesini teslim almak ister. Demokratik kurum ve süreçlerin gücünü kırmak ister. Kimden ve nereden gelirse gelsin, neyin mesajını taşırsa taşısın, asla korkmadık, yılmadık. Asla boyun eğmedik. Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca uluslararası terörle mücadele konusunda takdir toplayan ve teröre karşı duruşu son derece net olan bir devlettir. Milletçe çok acı hatıralara sahibiz. Her seferinde teröre lanet ettiğimiz ve her seferinde de milletçe ayaktayız dediğimiz acı hatıralar… Tüm saldırılara ve tuzaklara karşı önlem alabilecek güçteyiz. Zor günlerimiz oldu, ancak kadim devlet geleneğimiz ve fedakar milletimiz her türlü belayı savuşturmayı başardı. Değil 40, 140 yıl olsa da teröre asla teslim olmayacağız.

''TERÖRLE MÜCADELEDE YAPILAN İLK HATA SON HATADIR''

Devletimizin yanında dururken, “devlet benim” diye ortada gezenlerin işlerini yapıp yapmadıklarını en çok böyle acılı zamanlarda gözden geçirmek durumundayız. Devletimizin yanındayız, içindeyiz, her yanındayız, çünkü millet biziz. Devlet koltuk sahiplerinin, makam sahiplerinin babalarının malı değildir. Devletimiz milletçe sığındığımız büyük birlikteliğimizdir. Devlet vatandaşın can, mal, ırz güvenliğini sağlamak en temel görevlerinden biridir. Düzen denilen şey bundan başka bir şey değildir. Hükümet ise bunu sağlamaya söz vermiş bir avuç insandan oluşur. Terörle mücadele siyasi iradenin milletimize verdiği sözün hakkını vermesi, üzerine düşen görevin farkındalığıyla hareket etmesi gereken hayati bir alandır. İktidarın büyük bir ciddiyetle tehditleri ortadan kaldırması gerekir. Çünkü terörle mücadele ciddiyetsizliği kaldırmaz. Terörle mücadelede hiçbir şey gözden kaçamaz, hiçbir şey atlanamaz, hiçbir aşamada hata yapılamaz. Çünkü terörle mücadelede yapılan ilk hata son hatadır.

''DEVLET MİLLETİNİ KARANLIKTA BIRAKMAZ''

Terörle mücadelenin altın kuralları vardır. Devletin görevi kaybetmeden faili ortaya çıkarmak ve olayın arkasındaki güçleri açığa çıakrarak bir daha tekrarlanmaması için gerekli önlemleri almaktır. Ama iktidarın esas önceliği de terör eylemine daha yapılmadan engel olabilmelidir. Bir terörist ülkemizde bomba yapmaya karar vermişse iktidarın görevi daha o fünyesini takamadan etkisiz hale getirmektedir. Devlet teröristleri ayakkabı numarasına kadar bilir. Ama iktidarın görevi o teröristleri tek bir vatandaşın burnu kanamadan etkisiz hale getirmektir.

Devlet hudutları namus bilerek sahip çıkmalıdır. Devlet bir teröristin 4 ay ülkemizde kaçak yaşamasına göz yummaz. İktidar sınırlarımızın kevgire çevrilmesine sessiz kalmaz, teşvik etmez, edemez.

Devlet milletini karanlıkta bırakmaz. Bir belirsizlik ortamı, bant daraltma yaşanmaz. Devleti yönetenler dezenformasyonla mücadele adı altında milletin haber alma hakkını kısıtlayıp korku ortamı oluşturmaktansa vatandaşın doğru bilgiye ulaşmasını sağlayıp korku iklimine engel olmakla görevlidir. Bilgiye erişim imkanlarımız elimizden alındıysa terör amacına ulaşmış, yetkiyi alanlar da işlerini yapamıyor demektir. Ülkemize yapılan saldırıyı şahsına yapılmış gibi anlayıp yanılanlar, sonraki adımlarda da yanılmaya ve yanıltmaya mahkumdur.

Ülkemize yapılan saldırıyı şahsına yapılmış gibi anlayıp yanılanlar, sonraki adımlarda da yanılmaya ve yanıltmaya mahkumdur. Sayın Erdoğan’ın yurt dışı ziyaretini iptal etmesini ya da kendisini dans gösterisiyle karşılatmamasını beklemek hakkımızdır.

''SİRK YÖNETMİYORSUNUZ, DEVLET YÖNETİYORSUNUZ''

Bu iktidardan böyle bir acı olayda biraz ilkeli bir duruş beklemek hakkımızdır. Bu vahim olay üzerinden siyaset devşirmeye kalkan her odağın karşısında dimdik duracağız. Geçmiş travmalarımızın tetiklenmesine izin vermeyeceğiz.

Bu acı olayın bir de kaçak göç boyutu var. Bu hayati konuda yaptığımız tüm çağrılar cevapsız kaldı. Sayın Erdoğan ve arkadaşlarına seslenmek istiyorum; herkes aklını başına alsın. Sirk yönetmiyorsunuz, devlet yönetiyorsunuz. Türkiye’yi yönetenlerin işi, bank tartışmaları açıp, siyasi yakan top oyunlarından, medet ummak değildir. Türkiye’yi yönetenlerin işi sorumluluk alarak gerekeni yapmaktır. Bay Kriz hamasi konuşmalarla, nutuklarla sorunu büyüttüğünü artık görmelidir. Bay Kriz ve beceriksiz ekibi bu işin ciddiyetini kavramalı ve bu sorunu bir an önce çözmelidir. Bu sorunu AK Parti kadrolarının çözemeyeceğini biliyoruz. Önümüzdeki sürecin korku ikliminde geçmesine izin vermeyeceğiz. Tertemiz bir seçim süreci geçireceğiz.''