GÜNDEM

Kendini fesheden PKK, ilk kez “Apocu Hareket Yönetimi” ismini kullandı

PKK'nın fesih ve silah bırakma kararının birinci yıl dönümünde PKK ilk kez "Apocu Hareket Yönetimi" adı altında açıklama yaptı.

PKK'nın fesih ve silah bırakma kararının birinci yıl dönümünde PKK ilk kez "Apocu Hareket Yönetimi" adı altında açıklama yaptı. "Barış ve demokratik toplum sürecinin sonuca gitmesi için" PKK lideri Abdullah Öcalan içib yasal ve hukuki statü isteyen örgüt, "Statüsü belli olur ve özgür çalışır koşullara kavuşursa o zaman sürecin ilerlemesinden söz edebiliriz. Kürt halkı ve demokratik kamuoyu da bu durumda sürecin ilerlediğine inanır ve sürece destek hızlı biçimde artar" dedi. Ayrıca Meclis'teki süreç komisyonu kapsamındaki gelişmelerden bahsedilen açıklamada, "Meclis başkanı ve AK Partili yetkililerin 'Süreç ilerliyor, bir tıkanma yok' demesi mevcut durumu ifade etmemektedir. Rapordaki anlayış ve öneriler hâlâ pratikleşmemiştir. Bu da iktidarın barış ve demokratik toplum sürecine samimi ve doğru yaklaşmadığı izlenimini yaratmaktadır" ifadelerine yer verildi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, PKK lideri Abdullah Öcalan’a silahları bırakma çağrısında bulunmuştu. İmralı Cezaevi'nde bulunan Öcalan, bir yıl önce 27 Şubat 2025'te yaptığı açıklamada, "Barış ve Demokratik Toplum" çağrısı yapmıştı. Öcalan, "Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir" demişti. İktidarın "Terörsüz Türkiye"; DEM Parti'nin "Barış ve Demokratik Toplum" olarak adlandırdığı süreçte, PKK 12 Mayıs 2025'te "silahlı faaliyetlere son verildiğini ve örgütsel yapının feshedildiğini" açıklamıştı. 11 Temmuz 2025'te, KCK Eş Başkanı Bese Hozat’ın da aralarında bulunduğu 30 örgüt mensubu, Süleymaniye kentindeki Casene Mağarası’nda düzenlenen bir törenle silahlarını yakmıştı.

Kendini fesheden PKK ilk kez "Apocu Hareket Yönetimi" adı altında açıklama yaptı. Fırat Haber Ajansı'nda (ANF) yer alan habere göre, açıklamanın Kürtçesini Sozdar Avesta, Türkçesini Mustafa Karasu okudu.

Partisinin grup toplantısında konuşan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli de Öcalan için "statü" önerisinde bulunarak, "Bunun adının “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” olmasını öneriyorum. Fakat elbette başka alternatifler de üretilebilir. Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır." dedi.

Açıklamada öne çıkan başlıklar şöyle:

“Silahlı güçlerimizi sınır dışına çektik, 2017 yılında esir aldığımız MİT yöneticilerini teslim ettik”

"Özgürlük Hareketi olarak silahlı mücadelenin sonlandırılması ve demokratik siyasal çözüm irademizi ortaya koymak için Türkiye sınırları içindeki silahlı güçlerimizi sınır dışına çektik. Medya Savunma Alanlarındaki çatışma riski olabilecek bazı gerilla mevzilerini de boşalttık. 2017 yılında esir aldığımız MİT yöneticilerini de teslim ettik.

Tüm bunları demokratik siyasal çözümü sağlayacak siyasi ve yasal adımların atılması için yaptık. Bu süreçte İmralı’da Önderliğimizle yapılan bazı görüşmeler ve Medya Savunma Alanlarında bazı şehitlerimizin alınmasını sağlama dışında herhangi bir adım atılmadı.

Biz, demokratik siyasal çözüm için Kürt kamuoyunu hazırlama ve Türkiye halklarına olumlu mesajlar verme konusunda hassas davranırken, bazı iktidar sözcüleri ve iktidara yakın basın, bırakalım kamuoyunu hazırlamayı, aksine kamuoyunda olumsuz algılar yaratan bir tutum içinde olmuşlardır. Muhalefete olumsuz yaklaşım da toplumsal desteğin artmasının önüne geçmiştir.

“Rapordaki öneriler hâlâ pratikleşmedi, bu da iktidarın sürece samimi ve doğru yaklaşmadığı izlenimini yarattı”

Mecliste oluşan komisyonu olumlu gördük. Ancak rapor hazırlama sürecinin zamana yayılması ve kamuoyunu hazırlama konusunda yetersizliklerin yaşanması iyi olmamıştır. Önderliğimizle, esas muhatap ve çözümün tarafı olmasına rağmen komisyon tarafından sadece bir defa görüşülmüştür. Meclis komisyonu sonuçta önemli eksiklikleri olsa da pratikleştiğinde olumlu etkileri olacak bir rapor hazırlamıştır. Ancak rapordaki anlayış ve öneriler hala pratikleşmemiştir. Bu da iktidarın barış ve demokratik toplum sürecine samimi ve doğru yaklaşmadığı izlenimini yaratmaktadır.

“Gerçek bir çözüm süreci için Öcalan’a yasal statü” şartı

Gerçek bir çözüm sürecine Rêber Apo’nun yasal muhataplığının statüsünün belirlenmesiyle girilmiş olur. Rêber Apo yapılan görüşmelerin ve ifade edilen söylemlerin anlamlı ve sonuç alıcı olması açısından statüsünün belirlenmesini defalarca ifade etmiştir. Yasal ve siyasi konumu belli olarak çeşitli kesimlerle görüşebilirse o zaman Rêber Apo rolünü sonuç alıcı biçimde oynar. Yoksa zaman zaman bir heyetle yaptığı görüşmelerle Rêber Apo gerçek rolünü oynayamaz; rolünü oynaması da beklenemez.

"Statüsü belli olur ve özgür çalışırsa sürecin ilerlemesinden söz edebiliriz"

Kürt sorunu gibi Türkiye’nin temel sorununun birinci dereceden muhatabı olan Rêber Apo’nun mevcut konumda bulunması 100 yıllık soruna ve çözümüne, doğru yaklaşılmadığını gösterir. Bu gerçeklik ortadayken, meclis başkanı ve AKP’li yetkililerin süreç ilerliyor, bir tıkanma yok, demesi mevcut durumu ifade etmemektedir.

Ne zaman Rêber Apo’nun statüsü belli olur ve özgür çalışır koşullara kavuşursa o zaman sürecin ilerlemesinden söz edebiliriz. Kürt halkı ve demokratik kamuoyu da bu durumda sürecin ilerlediğine inanır ve sürece destek hızlı biçimde artar. Barış ve demokratik toplum sürecinin ilerlemesi için Rêber Apo’nun statüsünün belirlendiği siyasi bir kararın alınması ve demokratik siyasetin özgürce yapılacağı yasal adımların atılması gerekir.

“İfade ve örgütlenme özgürlüğünü sağlayan yasalar çıkarılmış da buna karşı silahları bırakmayız ve gelmeyiz mi denilmiş!”

Yasal adımların atılmasının ‘silahların bırakılmasının tespit ve teyit edilmesine bağlı olduğunun’ ifade edilmesi gerçeği yansıtmamakta ve bu da kamuoyunun kafasını bulandırmaktadır. Özgürce demokratik siyasetin yapılacağı ifade ve örgütlenme özgürlüğünü sağlayan yasalar çıkarılmış da buna karşı silahları bırakmayız ve gelmeyiz mi denilmiş! Aksine Rêber Apo gelişlerin hızlanması için yasal ve hukuki zeminin hazırlanmasını istemiştir. Aslında yetkililer Ramazan Bayramı sonrası yasal adımların atılacağını belirtmişler, ancak sürecin ilerlemesini sağlayacak gerekli yasal adımlar halen atılmamıştır.

“Başmüzakereci ve bu sürecin yürütücüsü Apo’dur”

Biz, Kürt Özgürlük Hareketi olarak PKK’nin feshedildiği ve Türkiye’ye karşı silahlı mücadelenin sonlandırıldığı kongrede barış ve demokratik toplum sürecinin Rêber Apo tarafından yürütülmesi kararı aldık. Başmüzakereci ve bu sürecin yürütücüsü Rêber Apo’dur. Bu gerçeklik dikkate alınarak Rêber Apo’nun temel muhatap olarak siyasi konumunun belli olması ve özgür çalışır koşullara kavuşması gerekir. Bu süreç ancak böyle doğru yürütülür ve sonuca ulaştırılır."