Oğlu Ali Utku Yücel'i henüz altı yaşındayken beyin tümöründen kaybeden Kemal Yücel, yaşadığı evlat acısını umuda dönüştürmek için var gücüyle çalışıyor. Yaşamını yitiren oğlunun organlarını bağışlayıp, 5 çocuğa umut olan baba, Minik Utku’nun kalbinin nakledildiği Melek bebek hayatını kaybettiğinde de, evlat acısını bir kez daha hissetmiş. Vatandaşlara seslenen Yücel, “Kalbinize sorun, bir çocuğun hayatını kurtarmak ister mi?” diyerek herkesi organ ve kök hücre bağışı konusunda, daha duyarlı olmaya davet ediyor.

Ekin Hazal DOĞRUYUSEVER/ Oğlu Ali Utku’yu henüz 6 yaşında beyin tümöründen kaybeden Kemal Yücel, 9 yıl önce oğlunun adını taşıyan Mavi Çocuk Utku Umut Işıkları Derneğini hayata geçirdi. Çocuğunun anısını yaşatmak ve diğer çocuklara umut olabilmek için var gücüyle çalışan baba Kemal Yücel, aynı zamanda farkındalık çalışmaları da yürütüyor.

Yaşamış olduğu evlat acısını başka çocuklar için umuda dönüştüren Kemal Yücel, “Böyle bir acının ardından hayata tekrar tutunabilmek oldukça zor. Bu noktada empati çok önemli. Başka çocukların yaşama gülümsemeleri için yollara düştüm” dedi.

'Bilinçli tüketici hakkını arayan tüketicidir!' 'Bilinçli tüketici hakkını arayan tüketicidir!'

“Hayatımda Utku’dan önce ve Utku’dan sonra diye bir ayrım var”

Yücel: ”İnsan kendini anlatırken geçmişe ve geleceğe dair birçok unsur olur ama Kemal Yücel’i ben şöyle anlatabilirim; tarih anlatılırken M.Ö ve M.S diye ayırılabilirsiniz. Benim hayatımda da Utku’dan önce ve Utku’dan sonra diye bir ayrım var. Utku’dan önce gazetecilik mesleği ile uğraşan ve daha günübirlik yaşayan biriydim. Önceliklerim tamamen kendime ve aileme aitti. Maalesef, Utku’yu beyin tümörü sebebiyle kaybettik. Hastalığı öğrenmemizle kaybetmemiz arasında 27 gün gibi kısa bir süre geçti. Henüz altı yaşına yeni girmişti. Yaşamış olduğum bu evlat acısından sonra, bir bunalım dönemi yaşadım. Bu bunalımdan çıkabilmek için de hayatımı çocuklara adadım. İşte Utku’dan sonraki hayat bu şekilde gelişti. Daha sonraları Utku’nun adını yaşatmak adına bir dernek kurdum. Mavi Çocuk Utku Umut Işıkları adıyla oğlumun adını ve anısını yaşatmaya, yaşamış olduğum evlat acısını başka çocuklar için umuda dönüştürmek adına bu yola çıktım’’ dedi.

“Oğlumu kaybettikten sonra onun kalbini, Melek bebekte dinlemek istedim”

Oğlu Utku’yu kaybettikten sonra oğlunun organlarını bağışlayıp beş çocuğa can verilmesini sağlayan Kemal Yücel, Minik Utku’nun kalbinin nakledildiği Melek bebeğin hayatını kaybetmesiyle bir kez daha evlat acısı yaşadığını söyledi. Yücel, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘’Oğlumu kaybettikten ve beyin ölümü gerçekleştikten sonra Utku’nun organlarını bağışlama kararı aldık. Organ bağışıyla hayata tutunacak sayısız kişi vardı. Oğlumun organları tam beş çocuğa hayat verdi. Bunlardan bir tanesi de Melek bebekti. Melek, beş buçuk aylıkken kalp yetmezliği teşhisi konulmuş ve dünyanın en minik kalp nakli bekleyen hastasıydı. Utku’nun kalbi Melek’e nakledildi ama ne yazık ki Melek yaklaşık olarak 105 gün yaşayabildi. O an, acı benim için bir kat daha arttı. Tam da babalar gününün hemen öncesinde aldım bu haberi. Benim bir tesellim vardı Utku’nun kalbi bir başka bedendeydi ve oğlum hayattayken onun kalbini hep dinlerdim. Başını, benim kalbime yaslayıp sürekli kalp atışlarımı dinlerdi. O şekilde uyuyabilirdi aynı şekilde ben de onun kalp atışlarını dinlerdim. Baba- evlat ilişkisinden de öte bir diyaloğumuz vardı oğlumla. Kalpten kalbe bir yol açmıştık kendimize. Oğlumu kaybettikten sonra onun kalbini, Melek bebekte dinlemek istedim. Bunun için Melek bebeğin yaşadığı şehre Diyarbakır’a gittim. Gözlerimi kapayıp, onun kalbini dinlediğimde, oğlumun hayatta olduğunu hayal ettim. Böyle bir acının ardından hayata tekrar tutunabilmek ve başka çocukların yaşama gülümsemeleri için de yollara düştüm’’

‘Her pedal bir umut olsun’

Aynı zamanda kök hücre bağışına dikkat çekmek ve insanların ilik bağışı konusunda bilgilenmesi için sosyal sorumluluk çalışmaları yapmaya başlayan Yücel, simgesi kalp olan 3 bin 500 kilometrelik ikinci Türkiye turu ve daha sonra da Adana’dan Çanakkale’ye pedal çevirdi.

Yücel: “Her pedal bir umut olsun bisiklet turumuzun yeni rotalarını oluşturmaya başladık. İlk önce Adana'dan İstanbul'a daha sonra Türkiye turu ve son olarak da Adana'dan Çanakkale'ye pedal çevirmiştim.
Rota üzerinde bulunan şehirlerde yine kök hücre ve organ bağışı çalışmaları yaptım. Adana'dan Çanakkale'ye Her Pedal Bir Umut Olsun Bisiklet Turum sırasında ülkemizin birçok yerinde meydana gelen orman yangınlarından etkilenen vatandaşlarımızı da ziyaret ederek başta tıbbi yardım malzemeleri olmak üzere çeşitli insani yardım malzemeleri götürdüm. Çocuklarımıza da oyuncak dağıtımı gerçekleştirdim. Bu yıl ise; bisiklet ile Avrupa turu yapmayı planlamaktayım. Tabii bunun için de sponsor arayışı devam ediyor. Adana'dan başlayacak yolculuğumuz Almanya'ya kadar devam edecek. Kök hücre ve organ nakli bekleyen hastaların dünyanın her tarafında olduğu gerçeğinden yola çıkarak daha fazla insana ulaşmayı hedefliyorum” dedi.


Yeni Journal aracılığıyla özellikle gençlere seslenen Yücel, sözlerini şöyle tamamladı:

“Evlat acısı gerçekten çok zor. Hastanelerde çaresizce bekleyen lösemi hastaları ve aileleri var. İnsanlar, bir kez sorsunlar kendilerine,empati kursunlar.Kendi evlatlarının böyle bir hastalıkla mücadele ettiğini ve çaresiz kaldığını kendi yerlerine koyarak düşünsünler.Bu noktada empati çok önemli. Son zamanlarda sanki insanlarımız toplumsal duyarlılıktan uzaklaşmış durumda. Yarının umudu olan gençlerimiz, çevremizde yaşananlara karşı bilinçli ve duyarlı olmalı. Empati kurma konusunda
kendilerini geliştirmeleri gerek. Sizlerin iyi bir ev, iyi bir araba çok güzel bir tatil gibi hayalleriniz olabilir. Ancak lösemi hastası çocukların da tek hayali kendilerine uygun iliğin bulunması ve hayatta kalması. Siz hiç öleceğini düşünen çocuk tanıdınız mı? Ben birçok kez tanıdım. Bu yüzden hayatı anlamalı, tanımalı ve paylaşmalıyız. Belki bizim böyle bir hastalığımız yok. Aile içindeki fertlerde de yoktur. Ama bu olmayacak anlamını taşımıyor. Hayatın akışına kapılan ve memnuniyetsizlik içindeki tüm bireyler hastanelerin çocuk onkoloji servislerini ziyaret etsinler. Orada gerçek çaresizliği, umudu, acıyı, ıstırabı göreceklerdir. Anne babaların, gözleri önünde her geçen gün ölüme bir adım daha yaklaşan evlatlarının acı içinde kıvrandıklarını, hep içlerinde var olan umudu, acıyı, sevinci göreceklerdir. Böylece, hayatın kendilerine sunduğu fırsat ve değeri daha rahat fark edeceklerdir.”