Erdoğan, 2,5 saat süren toplantının ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Bakan Fidan, Guterres ile görüştü! Bakan Fidan, Guterres ile görüştü!

Kabine'nin ardından konuşan Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:

"Yarın Filistin devlet başkanını ülkemizde ağırlayacağız. Mısır ziyaretimizin ardından Samsun ile başlayıp Ordu, Giresun, Rize ve Trabzon'da devam eden bir Karadeniz programı yaptık. Gittiğimiz her şehirde vatandaşlarımızın sevinciyle karşılaşmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyoruz. Meydanları dolduran kardeşlerime teşekkür ediyorum.

Kahire’de Cumhurbaşkanı Sayın Sisi ile ikili ve heyetlerimizin katılımıyla görüşmeler gerçekleştirdik. Burada ticaret ve savunma başta olmak üzere özellikle Filistin meselesini etraflıca konuştuk. Gazze’deki katliamları durdurmak amacıyla atabileceğimiz ortak adımları ele aldık. Aliyev'i ziyaretlerinde tarihi başarısından dolayı tebrik ettik, ikili ve bölgesel hususları gözden geçirme fırsatı bulduk. Antalya Diplomasi Forumu kapsamında 11 devlet ve hükümet başkanıyla bir araya geldik, ikili konuların yanı sıra en önemli gündem maddemiz Gazze ve Filistin’di.

Her seçim gibi 31 Mart’ın da bir demokrasi şöleni havasında geçmesini sağlamakta kararlıyız. Seçim sonuçlarının şimdiden ülkemize ve şehirlerimize hayırlı olmasını diliyorum. Seçim takviminin en sağlıklı şekilde işletilmesi, yargı ile birlikte yürütme olarak bizim görevimizdir. 

Yerleşim yerlerimizi yıkıntılardan önemli ölçüde temizleyerek geçici barınma alanlarının standardını yükselterek çalışmayı sürdürüyoruz. Şimdiye kadar 46 bin konut ve köy evini hak sahiplerine teslim ettik. Nisan ayı itibariyle bu rakamı 75 bine çıkarıyoruz. İnşallah yıl sonuna kadar da 200 bin konutu hak sahiplerine teslim edeceğiz. Amacımız vatandaşlarımızın hiç kimseye mahkum olmadan, bu süreci suhuletle tamamlamaktır.

Terörle mücadeleyi sınırlarımız içinde ve dışında önümüze çıkan engellere aldırmadan kararlılıkla devam ettiriyoruz. Bu yaz Irak sınırlarımızla ilgili meseleyi kalıcı olarak çözüme kavuşturacağız. Terörle mücadeleyi kararlılıkla sürdürüyoruz. Irak sınırlarımızı güven altına alacak çemberi tamamlamak üzereyiz. İnşallah bu yazın Irak sınırlarımızla ilgili meseleyi, kalıcı olarak çözüme kavuşturmuş olacağız. Suriye sınırlarımız boyunca 30-40 kilometre derinliğinde güvenlik koridoru oluşturma irademiz bakidir. Türkiye’yi güney sınırları boyunca kuracağı bir “teröristan” ile dize getireceğini düşünenlere yeni kabuslar yaşatacak hazırlıklarımız var.

Azerbaycanlı kardeşlerimizin uzun bir mücadelenin ardından Karabağ’ı nasıl özgür hale getirdiklerine hep beraber şahit olduk. Kuzeyimizdeki Rusya-Ukrayna savaşının nasıl başladığını, bugüne nasıl geldiğini ve nereye gittiğini hep birlikte takip ediyoruz. Suriye’nin gözlerimizin önünde nasıl parçalanmaya çalışıldığını gayet iyi biliyoruz.Aynı şekilde gündemimizin öncelik sırasında en üst sıralarda yer alan ekonomi ile ilgili değerlendirmelerimizi de birazdan aktaracağız. 

Bize ne şuradan, buradan gibi bir ifade duyarsanız bilin ki bunu söyleyen ya zır cahildir ya da gönüllü veya görevli bir 5. kol elemanıdır. Bizim sömürgemiz yok. Hiç olmadı. Bizim karşılıksız gelir getirecek kaynaklarımız yok, hiç olmadı. Bizim bunlar üzerine kurulu siyasilere, emperyalistlere teslim mi olacağız? Hayır, asla.

Suriye'nin gözlerimizin önünde parçalamaya çalışıldığını, hangi zihniyetlerin sahası haline getirildiğini gayet iyi biliyoruz.

Gazze'de temeli atılacak ilk Yahudi yerleşim binası tek başına bu vahşetin sebebinin başka hiçbir şey değil, sadece hırsızlık, ahlaksızlık, onursuzluk olduğunu göstermeye yetecektir. Filistin topraklarında İkinci Dünya Savaşı'ndan beri süren sistematik gasp eylemlerini meşrulaştıran hiçbir ülkenin ve halkın geleceği güvende olmayacaktır. Bugün Filistin için reva gördükleri cinayet ve hırsızlık eylemleri yarın kendilerine uygulandığında bu ülkelerin ve halkların kimseden yardım isteyecek yüzleri bile kalmayacaktır. Acı ama gerçek olan bu tespitin amacı kimseyi tehdit etmek değildir. Sadece gelecekte neler yaşanacağını hatırlatmaktır.

Bilindiği gibi savunma sanayiinde son 21 yılda büyük aşamalar kaydeden Türkiye bu sayede sektörde yüzde 20'lerde olan yerlilik oranını yüzde 80'lerin üzerine taşımıştır. Öyle ki 850'yi aşkın yerli savunma sanayi projesi ve 90 milyar dolarlık proje büyüklüğüyle bu alanda kendi kendine yeterliliği en yüksek ülkelerden biri haline geldi. Sadece bununla kalmadık. Sahip olduğumuz yüksek teknoloji ürünlerini dost ve müttefik ülkelerle de paylaşarak savunma sanayi ihracatımızı 4 buçuk kat artırdık. Kara araçlarında bir dünya markasına dönüşen savunma sanayimiz, her kıtadan 40 ayrı ülkeye yaklaşık 4 bin 500 adet 4x4, 6x6 ve 8x8 taktik tekerlekli araç ihracatı yapıyoruz. Geçtiğimiz yıl kara araçları ihracatımız 500 milyon doları buldu. Mühimmat ve füze sistemlerinin her çeşidinde ve tasarımda geliştirilmesinde, üretiminde ilk sıralarda yer alıyoruz. 

Artık sadece Türkiye'nin neye ihtiyacı olduğuna, hangi adımları atması gerektiğine bakıyoruz. Aziz milletim, Türkiye bugünüyle birlikte geleceğini de şekillendirecek tarihi bir ekonomik dönüşümden geçiyor. Açıklanan her veri ekonomimizin güçlü temeller üzerinde yükseldiğine işaret ediyor. 

Geçtiğimiz yıl maruz kaldığımız asrın felaketi 6 Şubat depremlerine ve seçime rağmen ekonomimiz yüzde 4 buçuk gibi dünyada eşine az rastlanır bir oranla büyümeyi sürdürdü. 

İstihdamdaki başarı hikayemizi geçtiğimiz yıl 855 bin yeni istihdam artışıyla sürdürdük. İşsizlik oranını yüzde 9,4 ile son 10 yılın en düşük seviyesini ifade eden tek haneli rakamlara düşürdük.

Yaşanan sıkıntıların farkındayız. Geçtiğimiz günlerde emekli maaşlarına şu kadar zam yapacağız diyen muhalefetin nasıl boş konuştuğunu örnekleriyle anlattım. Enflasyonu yenerek, büyümeyi sürdürerek çalışanlarımız ve emeklilerimizin gelirini artıracağız. Hiçbir insanımızı darda bırakmayacağız. Enflasyonla mücadelemizde henüz istediğimiz yere gelemedik ama kararlıyız. Daha önce ülkemizi enflasyondan nasıl kurtardıysak inşallah bu defa da aynı başarıyı göstereceğiz. 

Kalıcı fiyat istikrarını sağlayacak, yapısal dönüşümü hızlandıracak, afetlere karşı güvenli şehirler oluşturma çabalarımıza kaynak oluşturacak bir anlayışla maliye politikalarımızı yönetmeye devam edeceğiz. Ülkemizin risk priminin düşmesi, borçlanma maliyetlerimizin azalması, yatırımcıların ilgisinin artması, derecelendirme kuruluşlarının notlarının olumluya dönmeye başlaması, yaklaşık 132 dolarlık döviz rezervine sahip olmamız, ekonomi programımızın doğru yolda ilerlediğini gösteriyor. 

Emekli maaşını 66 liradan 10 bin liraya, nereden nereye. asgari ücreti 184 liradan 17 bin liraya çıkarmış, her anlamda milletimizin refah seviyesini katlayarak yükseltmiş bir hükümet olarak çalışanlarımızın ve emeklilerimizin bugünkü sıkıntılarına gözlerimizi kapamamız mümkün mü? Elbette yaşanan sıkıntıların farkındayız.

Enflasyonu yenerek büyümeyi sürdürerek, milli gelirimizi artırarak, devletimizi güçlendirerek her meselemizin çözdüğümüz gibi çalışanlarımızın ve emeklilerimizin gelirlerini de artıracağız. Türkiye Yüzyılı'nın emektarları başta olmak üzere hiçbir insanımızı darda bırakmayacak, göz göre göre sıkıntı çekmesine müsaade etmeyeceğiz. Milletimizden bize güvenmeyi, inanmayı sürdürmesini, destek ve dualarını bizden esirgememesini özellikle istirham ediyorum..."