"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davası kapsamında tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun, yargılandığı "casusluk" davasında savunması alındı.
İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda görülen duruşmanın öğleden sonraki oturumunda, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu savunmasını yaptı.
Tutuklu sanık Hüseyin Gün'ün savunmasından sonra söyleyecekleri ve anlatacaklarının daha da zorlaştığını söyleyen İmamoğlu, "Bugün burada anlatacağım ve ortaya koyacağım ifadelerin hiçbiri aslında Hüseyin Bey'le ilgili değil. Burada, devletimiz, milletimiz adına utanç verici bir iddianame sonucu açılmış bir davayla muhatabız. Dolayısıyla benim muhatabım da Hüseyin Gün değil zaten. Yani deli kuyuya bir taş atmış ve istiyorlar ki birileri de o taşı çıkarsın. Açıkçası bu minik akıllı kişiyi muhatap almayacağım. Ne taşıyla ne de kuyusuyla ilgilenmiyorum. Bunun tümüyle boş bir iddianame olduğunu bilmeyen yok." beyanında bulundu.
İmamoğlu, "Hazırlığım var elbette ama insan bazen duygularını kelimelere sığdıramıyor. Şunu çok net söyleyeyim, ben çok rahatım, çok gururluyum. Burada verdiğim mücadeleden dolayı onur duyuyorum." diye konuştu.
Ekrem İmamoğlu, "Az önce burada ifade veren şahıs, etkin pişmanlık konusunda konuşmaktan bile imtina etti. Türk hukuku insanları bu hale düşürüyor. Çünkü insanların özgürlüğü çalınmış durumda. Ortada suç yok, delil yok ama insanlara, 'Masumiyetini ispat et' deniyor. Böyle bir hukuk olabilir mi?" savunmasını yaptı.

19 Mart süreciyle birlikte "absürt dava ile soruşturmaların muhatabı haline getirildiğini" iddia ederek, elindeki iddianameyi gösteren İmamoğlu, "Buradan ilan ediyorum, iddianamenin tek bir sayfasını bile okumadım. Ne dört bin sayfalık İBB davasını ne de başka bir dosyayı. Bir sayfasını bile okumadım ve okumayacağım." dedi.
İmamoğlu, casusluk suçlamasına karşı savunma yapmayacağını, çünkü bu meselenin artık hukuki sınırların dışına çıktığını savunarak, "Ekrem İmamoğlu'nu casusluk suçlamasıyla yargılamak, hukukla, akılla, vicdanla açıklanabilecek bir şey değildir. Bunun adı aklın ve ciddiyetin tamamen terk edilmesidir. Gerçekten bu iddianameyi tarif etmek zor. İftiranın büyüklüğüne bakın. Casusluk, vatan hainliği... Ekrem İmamoğlu'ndan, Necati Özkan'dan, Merdan Yanardağ'dan casus ve vatan haini çıkarmaya çalışıyorlar." ifadelerini kullandı.
"Fotoğrafı ilk getirdiklerinde hanımefendiyi hatırladım ama beyefendiyi hatırlamadım bile"
İddianamede kendisiyle ilgili tek bir fotoğraf olduğunu kaydeden İmamoğlu, söz konusu fotoğrafın ekrana yansıtılmasını istedi.
İmamoğlu, Hüseyin Gün ve manevi annesi Seher Alaçam'la birlikte olan fotoğrafıyla ilgili, şunları söyledi: "Tek bir fotoğraf ve o karede, Allah rahmet eylesin, bir hanımefendi ile Hüseyin Bey bulunuyor. Burası İstanbul Büyükşehir Belediyesi. Kadim İstanbul'un belediyesi. Kurumsallığı olan bir kurum. O kapıdan içeri giren herkes kayıt altındadır zaten. Aynı gün başka ziyaretçiler de var. Bakanlık yapmış isimler, hanımefendiler, teyzeler, gençler, Azerbaycan'dan gelen iş insanları var ama bu dosyada adı geçen bu iki kişi o resmi listelerde bile yok. Demek ki son anda bir rica üzerine görüşme gerçekleşmiş. Böyle bir görüşmeden, fotoğraftan suç çıkarmaya çalışıyorlar. Oysa ben insanların sevgisini gören bir insanım."
Böyle bir ziyaretten, fotoğraftan suç çıkarmanın mümkün olmadığını savunan İmamoğlu, "Hayatını kaybetmiş, bize gönülden sevgisini hissettirmiş bir kadının yaptığı ziyareti bugün suç gibi göstermeye çalışıyorlar. Bana bu fotoğrafı ilk getirdiklerinde, hanımefendiyi hatırladım ama yanındaki beyefendiyi hatırlamadım bile. Çünkü unutulacak bir kadın değildi, şık, zarif, dikkat çekici bir hanımefendiydi. Ziyaret etmiş, ben de onur duymuştum."
İmamoğlu'nun yaklaşık 1,5 saat savunma yaptığı duruşma devam ediyor.




