Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şu şekilde:

"Bize oy vermiş ya da vermemiş herkesin şunu bilmesini istiyorum bütün vatandaşlarımız hizmete layıktır. Herkesi aynı samimiyetle kucaklıyoruz.

Başkentimiz Ankara'ya yeni bir hizmeti kazandırmanın gururunu yaşadık. Türkiye'nin baş şehrini enerjilerini sorunlara çözüm üretmek yerine bahane üretmeye, basın mensuplarını tehdit etmeye harcayanlar bizim şehrimize hizmet etme şevkimizi kıramazlar. Kiminn karnesinin kırıklarla dolu olduğu bellidir.

Yerel yönetimlerde patlak veren skandallara bakınca milletimiz ittifakımıza güvenerek Anadolu irfanının ne demek olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Enerjilerini bahane üretmeye, basını tehdit etmeye harcayanlar bizim hizmet şevkimizi kıramazlar.

Bizi çekmek istedikleri sanal gündemlere çekilmeyeceğiz.

Rusya-Ukrayna savaşı gelecek ay 5. yılına girecek. Binlerce insan öldü. Yürütülen temaslara rağmen halen bir barış yolu bulunamadı. Komşumuz İran yeni bir sınamayla karşı karşıya. Sokaklar üzerinden yazılmak istenen senaryoyu hepimiz takip ediyoruz. İnanıyoruz ki komşumuz İran bugünleri geride bırakacaktır. Türkiye olarak en başından itibaren ilkeli duruşumuzu korumaya devam ediyoruz. Bize göre sorunların çözüm adresi müzakere masasıdır. İlgili tüm tarafları diplomasiye davet ediyoruz.

Ortak geçmişimizin, ortak şehitlerimizin olduğu Suriye'deki gelişmeleri takip ediyoruz. Toprak bütünlüğü haiz, bir ve bütün Suriye'den yanayız. Tüm kesimleriyle kardeş Suriye halkınındır. Halep'in bazı mahallelerin işgalden kurtulması amacıyla geçen hafta başlatılan askeri harekat dün ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasıyla sonuçlandı. Suriye ordusunun bu hassas operasyonu büyük bir dikkatle yönetmesi her türlü takdire şayandır. Suriye'nin kuzeyini işgal altında tutan silahlı unsurların provakasyonlarına rağmen Suriye ordusu haklıyken haksız duruma düşecek eylemlerden özenle kaçınmıştır.

Dün Şara ile görüştük, kendisini tebrik ettim. DEAŞ başta olmak üzere terörle mücadelede Türkiye'nin yanlarında olduğunu ifade ettim. Dün olduğu gibi yarın da Suriye'yi yalnız bırakmayacağız. Devlet içinde devlet kurma peşinde koşan bir avuç taşeron dışında Suriye halkı durumdan memnundur. 13,5 yıl boyunca büyük acılar çeken Suriye halkı umudu yeniden kuşanmakta, artık savaş istemediğini açıkça beyan etmektedir. Kimsenin bunu görmezden gelme hakkı yoktur. Suriye'nin artık bereketli toprakları kana, acıya ve gözyaşına doymuştur. Bundan sonra ipe un sermenin zamana oynamanın kimseye faydası olmaz. Ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının gerekleri yerine getirilmeli artık kimse yanlış hesap yapmamalıdır.

Suriye'nin bereketli toprakları artık acıya doymuştur. Biz tüm halklara kalbimizin kapılarını açtık. Irkçılık ve kavmiyetçilik bizim kadim kültürümüzün reddettiği bir hastalıktır. Bizim tarih boyunca kurduğumuz devletlerin tamamı ırkçılığın reddi üzerine bina edilmiştir. Biz de bugün, Türk, Kürt, Arap birliği derken bu anlayışla hareket ediyoruz. Kimi çevrelerin ırkçılık virüsüne kapıldığını görüyoruz. Yoksa kim çocukların zorla dağa çıkarılmasını savunabilir? Sivil halka zulmedilmesini kim savunabilir?

Ellerine boylarından büyük silah tutuşturulan çocuklar, hem Kürt kardeşlerimizin hem Suriye'nin geleceği değil mi? Terörle, şiddetle, baskıyla bir yere varılamayacağını anlamak için daha kaç çocuğun ölmesi lazım? Kürt bizim kardeşimiz, Arap, Alevi, Şi, Sünni bizim kardeşimiz. Bu nefret, bu hırs ve ihtiras niye? Türkiye Cumhuriyeti buradayken soruyorum; neden başka dostlar, yoldaşlar aranıyor? Neden elinde Müslüman kanı olanlardan medet umuluyor? Neden ayrışıyoruz? Neden aramıza duvarlar örülmesine müsaade ediyoruz? Bu bölgede ne zaman kardeşçe muamele ettiysek işte o zaman büyüdük.

Ömer Çelik: Kürt kardeşlerimizin hakları teminat altına alındı
Ömer Çelik: Kürt kardeşlerimizin hakları teminat altına alındı
İçeriği Görüntüle

Biz Suriye başta olmak üzere artık savaş, çatışma, gerilim görmek istemiyoruz. Yer altı ve yer üstü zenginliklerimizin savaş baronlarının ceplerine akmasını istemiyoruz. Kardeşlerimiz açlıkla uğraşırken, materyalist zihniyetin daha fazla palazlanmasını istemiyoruz. Barışın ve istikrarın egemen olduğu bölgede huzur içinde yaşayalım istiyoruz. Etnik kökenine, mezhebine bakmaksızın akan kanın durmasını, ölümlerin ve katliamların son bulmasını istiyoruz.

Atlas yavrumuzu katleden canilerin burada özellikle yargıda gereken dersi almasını istiyoruz. Bu konuyla ilgili üzerimize düşen görevi yapacağız. Bu konu bizi acılara boğmuştur. Başta Adalet Bakanımız olmak üzere, yargı makamları olmak üzere, İçişleri olmak üzere gereğini yapmak üzere bu bizim görevimizdir. Pırlanta gibi yavru nasıl acımasızca katledilir? Bunun hesabını sormak görevimizdir.

Kaynak: Haber Merkezi