Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu.
İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları: Değerli dava ve yol arkadaşlarım. Hepinizi en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Sizlerin vasıtasıyla vatanımızın dört bir köşesinde “Halka hizmet, Hakk’a hizmettir.” düsturuyla 86 milyonun huzuru, refahı, esenliği için aşkla çalışan tüm kardeşlerime selamlarımı yolluyorum. Yine buradan gönül ve kültür coğrafyamızda izzetli bir duruşun, haysiyetli bir hayatın, şerefli bir mücadelenin kavgasını veren tüm dostlarımıza, dindaş ve soydaşlarımıza en kalbi hürmetlerimi iletiyorum. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantımızın ülkemiz, milletimiz ve partimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Toplantımıza yapacağınız katkılar için her birinize teşekkür ediyorum. Konuşmamın hemen başında şahsıma sizler gibi yol ve mücadele arkadaşları bahşettiği için Cenab-ı Allah’a sonsuz hamd ediyorum. Ülkesi ve milleti için hizmetten başka gayesi olmayan böyle bir teşkilatın genel başkanı olmaktan duyduğum bahtiyarlığı tekrar ifade ediyorum. Sağdan soldan patlak veren kokuşmuşluk karşısında adı ak, alnı ak, sicili ak böyle bir hareketin mensubu olmaktan haklı onurunu yaşıyor, davamıza en küçük bir leke bulaştırmadığınız için sizleri tebrik ediyorum.
"MİLLETİN ÇİZDİĞİ İSTİKAMETTEN AYRILMADAN BUGÜNLERE GELDİK"
Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz bu sene partimizin kuruluşunun 25. yılını idrak ediyoruz. 14 Ağustos 2001’de “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.” iddiasıyla çıktığımız bu kutlu yolda 25 yıldır aziz milletimizin desteği ve hayır duasıyla hamdolsun kararlılıkla yürüyoruz. Partimizi hedef alan nice saldırılara rağmen sırtımızı önce Hakk’a, sonra halka verdik. Milletin çizdiği istikametten ayrılmadan işte bugünlere geldik. Çok şükür 25 yıldır aziz milletimizin umudunu boşa çıkarmadan, bize yüklediği ağır mesuliyetin idraki ile gece gündüz çalışıyoruz. 25. kuruluş yıl dönümünü hem partimiz hem de demokrasi ve kalkınma mücadelemiz açısından önemine, anlamına ve tarihimizde temsil ettiği müstesna konuma uygun şekilde değerlendirmek niyetindeyiz.
Bir taraftan her günü, her anı hizmet ve eser siyasetiyle geçen 25 yılımızı tekrar hatırlarken, diğer taraftan daha büyük başarılara imza atacağımız ikinci çeyrek asrın vizyonunu ortaya koyacağız. Bunu da sizlerle birlikte gerçekleştireceğiz. Hem kendimizi hizaya çekecek, nerede eksiğimiz, hatamız varsa tespit edecek, hiçbir komplekse kapılmadan öz eleştirimizi cesaretle yapacağız hem de 25 yılın tecrübeleri ışığında Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin gelecek çeyrek asrına yön verecek bir tasavvuru, bir paradigmayı, millete umut aşılayacak yeni bir vizyonu şekillendirmenin çabası içinde olacağız. Hizmetle, planla, projeyle, ufukla, vizyonla işi olmayanların bizi kendi sığ gündemleriyle meşgul etmelerine fırsat vermeyeceğiz. Her zaman söylediğim gibi biz işimize bakacağız, önümüze bakacağız. 25 yılın birikiminin rehberliğinde gelecek 25 yılda nasıl bir Türkiye görmek istediğimizin yol haritasını şimdiden belirlemeye odaklanacağız. Her birinizden büyük bir gururla kutlayacağımız 25. yıl etkinliklerimize bu anlayışla yaklaşmanızı bekliyorum.
Değerli yol ve dava arkadaşlarım, tabii burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Biz AK Parti olarak yegâne hedefi, gayesi, amacı millete, ülkeye hizmet etmek, hizmet üretmek olan bir siyasi hareketiz. Bundan 25 yıl önce partimizi kurarken gerilim siyasetine son vereceğimizi, siyasete yeni bir soluk getireceğimizi, Türkiye’de siyasetin aktığı nehrin yatağını değiştireceğimizi vurgulamış, milletimizin tüm renklerini partimiz bünyesinde buluşturmaya gayret edeceğimizi deklare etmiştik. Geride kalan 25 yılda AK Parti’nin Türk siyasetinin merkezi olma vasfının örselenmesine hiçbir şekilde müsaade etmedik. Hayat tarzı, kökeni, meşrebi, mezhebi ne olursa olsun Türkiye merkezli düşünen, ilkelerimiz noktasında bunu benimseyen herkese kapımızı ardına kadar açtık. Bugün de aynı çizgide siyaset yapmaya devam ediyoruz. Anadolu’yu, Trakya’yı, yedi coğrafi bölgemizin tamamını, 81 vilayetimizin her birini nasıl hiçbir ayrım yapmadan kucaklıyorsak, ülkesine, milletine ve şehrine samimiyetle hizmet etmek isteyenleri de aynı harisane duygularla partimizin saflarına dahil ediyoruz.
"AFYONKARAHİSAR BELEDİYE BAŞKANINA HOŞ GELDİN DİYORUZ"
İnşallah birazdan AK Parti ailesine yeni katılan arkadaşlarımızın rozetlerini takacağız. Türkiye’ye hizmet mücadelesini bugünden itibaren AK Parti çatısı altında yürütecek Afyonkarahisar ve Dinar belediye başkanlarımız ile belediye meclis üyelerimize “Aramıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.” diyorum.
"MEYHANE JARGONUYLA SİYASETTEKİ KAPASİTE AÇIĞI KAPATILAMAZ"
Şunun bilinmesini isterim ki iyice muvazeneyi yitiren CHP yönetiminin kirli siyaseti bizi yolumuzdan alıkoyamaz. Kimse kusura bakmasın ama siyasi üslup kişinin aynasıdır. Karakter suikastı yapanlar, karakter fukaralarının ta kendileridir. Affınıza sığınarak söylüyorum. Meyhane jargonuyla ona buna saldırarak, ona buna hakaret ederek siyasetteki kapasite açığı kapatılamaz. CHP yönetimi vatandaşın aklıyla alay etmeyi artık bırakmalı, başkalarını suçlama kurnazlığından bir an önce vazgeçmelidir. Hata yapmak tabii ki insana mahsustur. Fakat hatada ısrar etmek akıllı insanın kârı değildir. Buna rağmen CHP yönetimi yanlışı daha büyük bir yanlışla telafi etmeye, ortaya saçılan pislikleri daha büyük yalanlarla örtmeye çalışmaktadır. Bu son derece bayat bir stratejidir. Bu ucuz bir politikadır ve kullanım ömrü çoktan dolmuştur. CHP yönetimi bahane, bühtan ve fitne üretmeye harcadığı enerjiyi artık kendi yanlışlarıyla yüzleşmeye ayırmalı. Şayet yürekleri yetiyorsa, eğer cesaretleri varsa bunları düzeltmek için çaba harcamalıdır.
"AFYON’UN GELİŞMESİ İÇİN BİRLİKTE ÇALIŞACAĞIZ"
Herkesi bir kez daha siyasette seviyeyi, nezaketi, centilmenliği gözetmeye çağırıyorum. Onlar ne yaparsa yapsın, biz yeni arkadaşlarımızla el ele verecek, tam bir dayanışma içinde Afyon’un daha gelişmesi için birlikte çalışacağız. Şu gerçeği sizlere ve tüm yol arkadaşlarıma tekrar hatırlatmak istiyorum. Biz makamda, unvanda, koltukta şeref bulan değil, aksine şerefi millete hizmet etmekte gören bir kadroyuz. Bizim siyaset tarzımızda eski yeni ayrımı yoktur. Bizim anlayışımızda kibir yoktur. Böbürlenme, millete tepeden bakma, millete karşı hürmetsizlik yoktur. Bizde hizmet ve eser yarışı vardır. Milletin gönlüne girme rekabeti vardır. Hepimiz Türkiye’ye ve Türk milletine hizmet davasının neferleriyiz. Türkiye Yüzyılı’nı inşa edene kadar durmadan, dinlenmeden koşturacağız.
Değerli yol arkadaşlarım, sevgili kardeşlerim, muhalefetin nereden tutsanız elinizde kalan sorunlu yaklaşımından yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız da nasibini alıyor. Aralarında genel başkanların da olduğu muhalefet aktörleri, gurbeti sılaya çevirmiş 7 milyonu aşkın bu kardeşlerimizi dışlamaya, ötekileştirmeye, onlara ikinci sınıf insan muamelesi yapmaya maalesef devam ediyor. Hatırlayın, geçen yaz yüreği memleket hasretiyle yanan vatanperver bir kardeşimize sırf Türkiye’yi övdü diye yapmadıklarını bırakmadılar. Hatta ağzı bozuk bir tanesi çıktı, bu insanlarımıza yönelik affedersiniz “zırzop” ifadesini kullanacak kadar ileri gitti. Bunun için özür dileme erdemini bile göstermediler. Hiçbir şey olmamış gibi siyasi ahlaktan, vatandaşa saygıdan bahsetmeye devam ettiler. Biz hatalarını düzeltmelerini bekledikçe bakıyorsunuz bunlar yanlışta ısrar etmeyi sürdürüyor. Ellerine geçirdikleri her fırsatı Avrupa’da yaşayan kardeşlerimize yönelik bir linç kampanyasına dönüştürüyorlar. Buna geçtiğimiz hafta bir kez daha şahitlik ettik.
Şimdi bakınız değerli kardeşlerim. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Belçika ziyaretinde orada yaşayan esnaflarımızı ziyaret etti diye yapmadıkları nezaketsizlik kalmadı. Neymiş. Yurt dışındaki esnaflarımızı niçin ziyaret ediyormuş. Neymiş. Niçin Türkiye’de esnaf ziyareti yapmıyormuşuz da Avrupa’da yapıyormuşuz. Ya insanda biraz vicdan olur. Adalet duygusu olur. Rakiplerini takip edecek kadar siyasi akıl olur. Hadi bunlar yok diyelim. İnsanda en azından millet bilinci olur. Meşhur hikâyedeki gibi biz bunun neresini düzeltelim. Birincisi, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak esnafla en sık bir araya gelen, tüccarından sanayicisine iş çevreleriyle irtibatı en güçlü kadro biziz. Ayrıca belediye başkanlarımız, il, ilçe başkanlarımız her fırsatta kendi il ve ilçelerinde ticaret erbabımızın kapısını çalıyor, hâlini hatırını soruyor. Kabinemiz, ekonomi yönetimimiz aynı şekilde iş dünyamız başta olmak üzere toplumumuzun çeşitli kesimleriyle buluşuyor, istişare ediyor. İkincisi, yurt dışında yaşayan 7 milyonu aşkın kardeşlerimizle ülkemiz sınırları içinde yaşayan 86 milyon vatandaşımız arasında ne fark var. 81 ilimizdeki esnaflarımız ile Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’dan Amerika’ya kadar dünyanın farklı yerlerinde helalinden rızkını kazanan insanlarımız arasında Allah aşkına nasıl bir fark var. Bunlar 60-70 sene önce bir bavulla Avrupa’ya gitmiş, çok zor şartlar altında çalışmış, yeri gelmiş aşağılanmış, yeri gelmiş ayrımcılığa uğramış ama sonunda emeğiyle, alın teriyle, bileğinin gücüyle acı vatanı ikinci vatan eylemiş, yurt dışında güzel ahlakın, dürüstlüğün timsali olmuş bu kardeşlerimizi biz nasıl kendimizden ayrı görebiliriz. Bir defa şunu herkes bilsin, anlasın ve kabul etsin. Ankara Çıkrıkçılar Yokuşu’ndaki kardeşlerimiz nasıl bizim insanımızsa Berlin’deki, Brüksel’deki vatandaşlarımız da canımızdan birer parçadır.
Kulu’daki esnaflarımız nasıl ticari hayatımızın can damarlarıysa İsveç’teki Kululu kardeşlerimiz de Türk ekonomisinin önemli katkılarıdır. Afyon Emirdağlı ahilerle nasıl iftihar ediyorsak Belçika’daki Emirdağlıların başarılarıyla da aynı şekilde kıvanç duyuyoruz.
Bakın yurt dışındaki kardeşlerimizin sadece turizm gelirlerimizdeki payları 11 milyar doların üzerinde. Buna diplomaside, kültürde, ticarette, eğitimde, bilimde yaptıkları katkıları eklediğimizde ortaya gerçekten gurur verici bir tablo çıkıyor. Hal böyleyken bu vatandaşlarımızın kapısını çalmamız, ziyaret etmemiz, hâllerini hatırlarını sormamız birilerine adeta dert oluyor. Oysa burada sorgulanması gereken bizim yurt dışındaki kardeşlerimizle hemhâl olmamız asla değildir. Asıl sorgulanması gereken muhalefet partilerinin böyle bir gündemlerinin olmamasıdır. Asıl eleştirilmesi gereken güya bu ülkede siyaset yapanların dünyanın yüzlerce ülkesinde kök salmış vatandaşlarımızı görmezden gelmeleridir. Asıl utanılması gereken milletimizin ayrılmaz parçası olan Avrupa Türk toplumuna yönelik tahkir edici, ötekileştirici, ayrıştırıcı söylemleridir. Asıl yüz kızartıcı olan ülkemizi yurt dışında başarıyla temsil eden Türkiye sevdalısı yüreklere “zırzop” diyerek hakaret eden aşağılık zihniyettir. Asıl hicap duyulması gereken 5 dakikacık bir görüşme için Batı başkentlerinde nöbet tutanların kendi insanımıza sırtını dönmesidir. Hiç kusura bakmasınlar. Muhalefet öyle istiyor diye biz Türk diasporasına sırtımızı dönemeyiz. İster ülkemizde isterse yurt dışında yaşasın bütün vatandaşlarımızı aynı muhabbetle bağrımıza basmaya devam edeceğiz. Onların kapısını muhalefet gibi seçimden seçime değil, sair zamanlarda da çalmaya, dertlerine ve sevinçlerine ortak olmaya devam edeceğiz. Başkonsolosluklarımızla, diplomatik misyonlarımızla, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımızla, AK Parti Dış İlişkiler Başkanlığımızla ve diğer tüm kurumlarımızla gurbeti sılaya çevirmiş 7 milyon insanımızın her daim yanında olmaya devam edeceğiz.
Çok değerli yol arkadaşlarım, yarın Cumhurbaşkanı Sayın Tokayev’in davetine icabetle Kazakistan’a gidiyoruz. Astana’da inşallah ilk önce Türkiye-Kazakistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyinin 6. toplantısını gerçekleştireceğiz. Ardından 15 Mayıs’ta Türk Devletleri Teşkilatımızın gayriresmî zirvesine iştirak etmek üzere Türkistan şehrine geçeceğiz. Dönüşte 16 Mayıs tarihinde Kocaeli’nde Gençlik Kollarımızın düzenlediği Gençlik Şöleni’nde on binlerce genç kardeşimizle bir araya geleceğiz. Türk gençlerini cumartesi günü Turka Kocaeli Stadyumu’ndaki büyük şölenimize davet ediyorum.
Bu düşüncelerle 27 Mayıs Çarşamba günü müşerref olacağımız mübarek Kurban Bayramı’nızı şimdiden tebrik ediyorum. Sizlerden her bayramda olduğu gibi bu Kurban’da da garip gurebanın, fakir fukaranın derdiyle dertlenmenizi, şehrin çeperlerindeki kardeşlerimizi boynu bükük bırakmamanızı istirham ediyorum. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.

BURCU KÖKSAL PARTİ ROZETİNİ TAKTI
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasının ardından Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal AK Parti'ye katıldı. Köksal'a AK Parti rozetini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan taktı.
Rozet takılmasının ardından kürsüde konuşan Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal "Ailenin kutsallığına inananlarla aynı yolda yürüyeceğim. Milletimize ve tüm hemşehrilerimize hayırlı olsun" dedi.




