Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "ABD Başkanı Sayın Trump'ın barış çabalarına aktif destek vererek, bölgemizi, sıkıştığı bu cendereden süratle çıkarmak istiyoruz." dedi.
Erdoğan, AK Parti Konferans Salonu'ndaki grup toplantısında yaptığı konuşmada, 1 Ekim'de başlayan 28. Dönem 4. Yasama Yılı'nın ilk grup toplantısının ülke, millet ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını diledi.
Yeni yasama yılının Meclis'e, bütün milletvekillerine, siyasi parti gruplarına ve Meclis çalışanlarına hayırlı olmasını temenni eden, AK Parti milletvekillerine geçen yasama yılındaki gayretlerinden dolayı teşekkür eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"1 Ekim 2024'ten 21 Temmuz 2025 tarihine kadar, 113 birleşim boyunca gerçekten çok emek verdiniz, önemli faaliyetlere imza attınız. Cumhur İttifakı ortağımız MHP ile dayanışma içinde ana muhalefet partisinin ve marjinal ekürilerin Meclis'i tıkama girişimlerini başarısızlığa uğrattınız. Geçtiğimiz yasama yılında Meclis'imiz 7'si uluslararası anlaşmaların uygun bulunduğuna dair teklifler olmak üzere toplam 32 kanun teklifini kabul ederek yasalaştırdı. İklim Kanunu'ndan Öğretmenlik Meslek Kanunu'na, ceza infaz düzenlemelerinden ateşli silahlar ve yetkisiz çakar kullanımına, siber güvenlikten emeklilerimizin maaş ve bayram ikramiyelerine kadar geniş bir yelpazede milletimizin beklentilerine cevap verdik, sorunlarına çözüm ürettik."

"Gayemiz, bölgemizde kalıcı istikrarın sağlanmasıdır"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün ikinci yılını dolduran Gazze soykırımında da Gazi Meclis ve AK Parti grubunun takdire şayan bir duruş sergilediğini dile getirdi.
TBMM'nin tüm dünya parlamentolarına örnek olan cesaretli tavrında, AK Parti'nin ve Cumhur İttifakı'nın önderlik yaptığını vurgulayan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Çoğu çocuk ve kadın 67 bin Gazzelinin şehit edildiği, 170 bine yakın Gazzeli mazlumun yaralandığı bu toplu kıyımın bir an önce son bulması için gereken neyse Türkiye olarak hiç tereddütsüz yapıyoruz. İnsani yardımlardan diplomatik temaslara, ticaretin durdurulmasından Filistin Devleti'nin tanınmasına kadar her alanda yoğun çaba içindeyiz. Dünya liderleri ile görüşmelerimizde Gazze'deki soykırım ve İsrail'in artan saldırganlığı hep ilk sıralarda yer alıyor. Engel olunmadığı takdirde 'arzımevut' hezeyanıyla hareket eden İsrail hükümetinin bölgemizi sürükleyebileceği felaketlere dikkat çekiyoruz. Gayemiz, daha fazla masum ölmeden daha fazla yıkım yaşanmadan daha fazla kan ve gözyaşı akmadan bölgemizde kalıcı istikrarın sağlanmasıdır.
Gazzeli mazlumların iki yıldır çektiği acıların bir an evvel dinmesi en büyük arzumuzdur. ABD Başkanı Sayın Trump'ın barış çabalarına aktif destek vererek, bölgemizi, sıkıştığı bu cendereden süratle çıkarmak istiyoruz. Biz bir taraftan, Dışişleri Bakanımız ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımız diğer taraftan muhataplarımızla temas halindeyiz. Filistin direniş örgütü Hamas Sayın Trump'ın barış planına son derece müspet cevap vermiş, böylece barış iradesini çok net ortaya koymuştur."

Barış görüşmeleri
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Barış tek kanatlı bir kuş değildir. Barışın tüm yükünü Hamas'a ve Filistinlilere yüklemek ne adildir ne doğrudur ne de gerçekçi bir yaklaşımdır." dedi.
Şu anda barışa giden yolun önündeki en büyük engelin İsrail'in saldırıları olduğuna dikkati çeken Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
"İsrail, Sayın Trump'ın açık çağrılarına rağmen olumlu atmosferi baltalayan saldırılarına devam etmektedir. Gerçekten barış isteniyorsa İsrail'in saldırıları derhal durdurulmalıdır. Kanla, katliamla, haydutlukla, canilikle, varılabilecek hiçbir yer olmadığını İsrail hükümetinin anlaması gerekiyor. İşte tam iki yıldır, soykırım suçlarında Hitler'i bile geride bıraktılar. 365 kilometrekareye hapsettikleri 2,5 milyon insana her türlü zulmü, barbarlığı reva gördüler. Gazetecileri, doktorları, insani yardım görevlilerini, canice katlettiler. Açlığı bir silah olarak kullanıp masum çocukları, açlıktan öldürdüler. Gazze'yi devasa bir enkaz yığınına çevirdiler ama ne yaptılarsa Gazze halkının direniş iradesini kıramadılar. Gazze'nin topraklarını savunan kahraman evlatlarına diz çöktüremediler. Gazze'yi dünyanın en büyük çocuk mezarlığına çevirdikleri halde Gazze halkını teslim alamadılar."
Şarm El-Şeyh'te yapılan görüşmeler
Erdoğan, zulüm olduğu sürece zalime direnen mazlumların da muhakkak olacağını dile getirdi.
İşgal sürdüğü müddetçe işgalcilere kıyam eden serdengeçtilerin de olacağına işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:
"Ateşkes ve adil bir barış tüm taraflar için en makul tercihtir. Bugün Şarm El-Şeyh'te yapılan görüşmeler kritik önemdedir. İnşallah, güzel bir haber almayı ümit ediyoruz. Biz bunun için çabalamaya devam edeceğiz. Bu süreçte Filistinli kardeşlerimizi de asla ve asla yalnız bırakmayacağız. Bu vesileyle, 5 Ekim Pazar günü 81 ilimizde özgürlüğe yürüyen milyonlara teşekkür ediyor, 'Gazze için sessiz çığlık' yürüyüşü düzenleyerek mazlumlara destek olan kadın kollarımızı canıgönülden tebrik ediyorum. 14 yıllık zulmün ardından nasıl Suriyeli kardeşlerimiz hürriyetlerine kavuştuysa, inşallah Filistinli kardeşlerimiz de muvaffak olacak, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devleti mutlaka kurulacaktır. Rabb'im Filistinli kardeşlerimizin yar ve yardımcısı olsun. Rabb'im şehitlerimizin ruhlarını şad, mekanlarını cennet eylesin."

"Belediyelere yönelik inancın restore edilmesi şarttır"
AK Parti'nin fıtratı itibarıyla reformların partisi olduğunu ifade eden Erdoğan, Türkiye'ye son 23 yıldaki büyük dönüşümleri ve reformları AK Parti'nin yaşattığını söyledi.
Erdoğan, içinde bulunulan yasama yılını da ekonomiden yerel yönetimlere, hak ve özgürlüklerden adalete birçok alanda kritik reformların hayata geçirildiği bir dönem olarak tahayyül ettiklerini kaydetti.
Yerel yönetimlerde denge denetleme eksikliğinin can yakıcı sonuçlarına son dönemde yürütülen yolsuzluk operasyonlarında herkesin şahit olduğuna işaret eden Erdoğan, "Milyarlarca lira, belediyelere çöreklenmiş akbabalara adeta peşkeş çekilmiş ama ortada hizmetin, eserin, icraatın, yatırımın kırıntısı bile yok. Hizmet beklentisiyle yetkiyi veren halk ancak büyüyen, semiren, banka hesapları kabaran bir avuç tufeyliden başkası değildir. Hem yerel yönetimlere güveni zedeleyen hem de hizmet kalitesini dibe çeken bu sorunların üzerine mutlaka gidilmesi gerekiyor. Son skandallarla iyice törpülenen belediyelere yönelik inancın restore edilmesi şarttır." dedi.
Erdoğan, Türkiye ekonomisini geleceğe hazırlayacak sanayide dönüşüm, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm alanlarında iddialı hazırlıklar içinde olduklarını, bunları yakında Meclis'in takdirine sunacaklarını bildirdi.
Kamuda şeffaflığı, hesap verebilirliği ve verimliliği daha da artıracak bu reform hamlesine herkesin hüsnüniyetle destek vermesini temenni ettiklerini dile getiren Erdoğan, "Özellikle belediyelerdeki itibar kaybının müsebbibi olan ana muhalefetin reform çabalarımızı desteklemesi bir nevi günahlarına kefaret olacaktır." diye konuştu.
"Yüreğin yetiyorsa şimdi de su bidonuyla kürsüye çıksana"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hal böyleyken beyefendi dün çıkmış, daha çöpünü bile düzenli toplayamadıkları milletten özür dileyeceğine, güya okul müdürlerine çağrı yapıyor. Öyle bir pişkinlik ki başkent halkına günlerdir Kerbela'yı yaşatıyorlar. Bir de utanmadan yok 'Telefon edin, şunu yapalım, bunu yapalım' diyorlar. Yahu sen önce çöpleri topla. Sen önce vatandaşa su ver. Sen önce milleti çöp dağlarından, kokudan kurtar. Sen önce rüşvet çamurunu bir temizle. Sizin hiç insafınız, hiç vicdanınız yok mu? 25 yıllık hizmetin üzerine tek bir artı koymadan 3-5 senede çarçur ettiniz. Şehirlerimizi 25-30 yıl öncesine götürdünüz. Milleti her gün trafikte perişan ediyorsunuz. Özür dileyeceğinize bir de yüzsüzce bize sataşıyorsunuz. Hadi milletten utanmıyorsunuz bari Allah'tan korkun. Hadi kendinize saygınız yok. Ankara'da elinde su bidonlarıyla bekleyen vatandaşımıza da mı saygınız yok? Çöp dağlarının arasında okuluna, işine, ofisine gitmeye çalışan insanımıza zerre kadar saygınız yok.
Aynaya baktığınızda yahu sizin hiç yüzünüz kızarmıyor mu? Grup kürsüsüne mazot bidonuyla çıkmayı biliyordun. Yüreğin yetiyorsa şimdi de su bidonuyla kürsüye çıksana. Kimden çekiniyor, kimden korkuyorsun? Normalde kendine ve halkına saygısı olan bir siyasetçi bütün bunlardan sonra suç bastırmaya çalışmaz, gündem saptırmaya hiç çalışmaz. Çıkar delikanlıca beceriksizliğinin, iş bilmezliğinin hesabını millete verir. Beyefendinin ortaya saçılan her skandala bir bahanesi var. Ama millete hesap verecek yüreği, cesareti, saygısı yok. Ne diyelim? Kukla genel başkanla ancak bu kadar oluyor. Verilen koordinatların dışına istese de çıkamıyor. Yıllarca kontrollü muhalefet edebiyatı yaptılar ama neticede kendileri kontrollü genel başkan oldular."
"Kucaklayıcı bir tasavvurla siyaset yapmaya devam edeceğiz"
Erdoğan, siyaset arenasında rekabet halinde olmalarının ülkenin ve milletin hayrına olan meselelerde ayrışacakları anlamına gelmeyeceğini dile getirerek, şu ifadeleri kullandı:
"Elbette yarışacağız, demokratik zeminde kıyasıya mücadele edeceğiz, birbirimizi kimi zaman en sert ifadelerle eleştireceğiz ama bunları yaparken siyasetin tabiatında mündemiç olan müzakere, diyalog ve uzlaşı kültürünü tamamen rafa kaldırmayacağız. Siyaseti dost-düşman kavramlarıyla tarif etmek doğru değildir. Siyasette düşman yoktur. Muarız ve muhasım yoktur. Rakip veya müttefik vardır. Her kim siyaseti dost düşman kavramları üzerinden tanımlıyorsa çok net biçimde Türkiye'ye ve Türk demokrasisine ihanet ediyor demektir. Biz siyasette böyle bir ayrımı reddediyoruz. Bu ikiliye kendimizi mahkum ve mecbur etmeyeceğiz. Kutuplaşma siyasetinin, kamplaşma siyasetinin içinde asla olmadık, bundan sonra da olmayacağız. 86 milyonun her bir mensubunun hassasiyetini gözeten, kuşatıcı ve kucaklayıcı bir tasavvurla siyaset yapmaya devam edeceğiz."
"Dostane bir çay sohbetinin eleştirilecek hiçbir yanı yoktur"
Yeni yasama yılının ilk gününde ortaya çıkan tablonun, umutlarının daha da artmasına vesile olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
"Siyasi partilerimizin saygıdeğer genel başkanlarının Meclis Başkanımızın davetine icabetle bir araya gelmesi, karşılıklı saygı içinde sohbet etmesi çok kıymetlidir. Dostane bir çay sohbetinin eleştirilecek hiçbir yanı yoktur, olamaz. Farklı siyasi çatılar altındaki aktörlerin asgari düzeyde de olsa irtibatı, saygıyı, nezaketi koruması, siyasetin zaten doğasında vardır. Tekrar söylüyorum, hiçbirimiz düşman değiliz. Millete hizmet yolunda farklı kulvarlarda koşturan rakipleriz. Demokrasi dairesi geniştir. Bunu daraltmak kimsenin haddi değildir. Ana muhalefet partisinin daha ilk gününde Meclis'ten firar etmesi tabii ki kendi bilecekleri bir iştir. Ana muhalefet ne yaparsa yapsın bizim açımızdan ki keenlemyekün hükmündendir. Biz CHP'nin ne varlığıyla bahtiyar oluruz ne de yokluğuyla kahroluruz ancak milli iradeye ve Gazi Meclis'e yönelik bir saygısızlık durumunda buna da kayıtsız kalmayız."





