DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kürt meselesinin çözümüne ilişkin tartışmalarda hazırlanacak çerçeve yasanın “barış kapısından onuruyla dönmek isteyen herkes için güvence sağlayan bir düzenleme olması gerektiğini” söyledi. Bakırhan, “Dönüş varsa güvence olmalıdır, hukuk varsa herkes için aynı açıklıkta olmalıdır. Kimse yarın başıma ne gelir belirsizliğiyle yola çıkmaz” dedi.
DEM Parti’nin Meclis grup toplantısında konuşan Bakırhan, Türkiye’nin önünde savaş politikalarına eklemlenmek yerine Kürt meselesinin demokratik ve hukuki zeminde çözülmesi gerektiğini belirterek çerçeve yasanın bu sürecin merkezinde yer aldığını ifade etti.
“Barış kapısı açık olmalı”
Bakırhan, hazırlanacak yasanın en temel işlevinin güven vermek olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
"Yasa dönmek isteyenlerin onuruyla dönebileceği gerçekçi bir yasa olmalıdır; insanların onurunu kıracak bir yorumlama olmamalıdır. Mesele sadece birkaç maddelik teknik bir düzenleme değildir; mesele bu ülkenin birlikte yaşama iradesinin hukuka bağlanmasıdır. Birlikte yaşayacaksak bunu hukuka bağlamamız lazım. Sözle başlayan barış yasayla mühürlenmek zorundadır. Herkes gayet güzel sözler söyledi; şimdi bunu hukukla, yasayla mühürleyelim. Biz bu yasayı önemsiyoruz. Çünkü bu yasa aynı zamanda bir geleceği açma yasasıdır. Doğru, samimi ve cesur kurulursa yüz yıllık bir düğümün çözüldüğü ilk halka olabilir. Altını önemle çizmek istiyorum: bu yasa “kim kazandı, kim kaybetti” sorusuna göre ele alınamaz. Barış yapılıyorsa burada asıl soru şudur: bu ülke artık birlikte nasıl yaşayacak? Kürtler, Aleviler, bütün halklar ve inançlar eşit, özgür ve onurlu bir geleceği nasıl kuracak? Bu yüzden Meclis’e, iktidara, muhalefete ve bütün siyasi partilere sesleniyoruz: bu mesele günlük hesaplara kurban edilemez. Barış bekletilecek bir dosya değildir. İyi ve hayırlı işlerde acele etmek gerekir; barış gibi hayati bir işte gecikmek kötülüğe alan açmaktır. Çünkü barıştan korkanlar var; onlar için savaş bir kazanç, kavga bir koltuk, düşmanlık bir sermayedir. Halklar yan yana geldiğinde bu sermayelerin biteceğini çok iyi biliyorlar. İşte bu yüzden geciken her gün, barışı boğmak isteyenlere verilmiş bir fırsattır. Hukuki düzenleme yapılmadıkça eski ezberler, güvenlikçi normlar ve çözüm karşıtı odaklar zemin bulur. Bu nedenle çerçeve yasa ertelenemez, ötelemeye bırakılamaz. Bugün açıktır: o kapı açıkken içeri girmek gerekir, çünkü her zaman açık kalmaz."
“Çerçeve yasa ertelenemez”
Bakırhan, sürecin geciktirilmemesi gerektiğini belirterek çerçeve yasanın “kapsayıcı, net ve güvenlikçi yorumlara kapalı” olması gerektiğini söyledi. “Barış gibi hayati bir meselede gecikmek, yeni sorunlara kapı aralar” değerlendirmesinde bulundu.
“Gerçek kriz mutfaktadır”
Ekonomik sorunlara da değinen Bakırhan, Türkiye’de asıl krizin halkın yaşam koşulları olduğunu belirterek “Gerçek kriz mutfaktadır, gerçek güvenlik sorunu halkın açlığıdır” dedi. Bakırhan şu vurguları yaptı:
"Çok açık ifade etmek gerekir ki bu ülkede gerçek kriz mutfaktadır. Gerçek güvenlik sorunu halkın açlığıdır. Gerçek beka sorunu çocukların okula aç gitmesidir. Gerçek tehdit halkın ekmeğinin savaş bütçelerine aktarılmasıdır. Halkların güvenliği devletlerin silah deposunda değil, eşit ve demokratik bir yaşamda başlar. Kalıcı barışın yolu; bölge halklarının, demokratik güçlerin, kadınların, emekçilerin ve inanç topluluklarının söz sahibi olduğu bir müzakere zemininden geçer. NATO dünyayı güvenliğe değil, savaşın gölgesine alıştıran eski bir korku mimarisidir. Bu yüzden halkların geleceği adına tarihin çöplüğüne kaldırılmalı, yerine daha eşitlikçi, daha demokratik ve daha barışçıl bir uluslararası düzen kurulmalıdır diyoruz. Biz Ankara’dan yükselen militarist vitrin karşısında halkın sofrasını, barışın sesini ve demokratik yaşamı savunmaya devam ediyoruz ve edeceğiz. Bu vesileyle 4-5 Temmuz’da Ahmet’e ekonomi konferansımızın olacağını da buradan duyurmak istiyorum. DEM Parti halktan yana, emekten yana mücadelesini bu konferanslarda da sürdürecektir."
“100 yıllık yarayı sarmaya çalışıyoruz”
Konuşmasının sonunda Türkiye’nin kritik bir eşikte bulunduğunu ifade eden Bakırhan, “Biz 100 yıllık bir yarayı sarmaya çalışıyoruz. Dünya yeni çatışmalar üretirken biz barışın hukukunu kurmak zorundayız” dedi. Bakırhan, kalıcı barışın yalnızca Türkiye için değil bölge için de belirleyici olacağını vurguladı.




