MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu. İşte Bahçeli'nin konuşmasından satır başları:
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Suriye'de çatışmaları 'düşündürücü' olarak değerlendiren Bahçeli, "YPG her açıdan yanlış yapmıştır. Trump bunları ayak üstü satmıştır. Bizim için geçerli olan İmralı'nın çağrısıdır ve bütün yapılarını bağlamaktadır. YPG sivilleri kalkan yaptı. Türkler ve Kürtler kader ortağıdır. Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır." dedi.
MHP lideri Bahçeli, TBMM'deki konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
Değerli vekil arkadaşlarım, muhterem hanımefendiler, beyefendiler, basınımızın değerli temsilcileri, sizleri hürmetle selamlıyor en iyi dileklerimi sunuyorum. Bugünkü toplantımızı takip eden tüm vatandaşlarımızı saygı ve sevgi ile selamlıyorum.
Daha önce de dediğim gibi siyasetin doğruluğu kadar zamanın da doğru olması gerekir. Doğru zamanda yanlış siyaset ham hayalin peşinde oyalanmaktır. MHP'nin siyaseti doğrudur, mücadelesi doğrudur. İlkeleri, ülküsü doğrudur. Siyasetimiz tutarlı ve dengelidir.
Vatanseverlik sınavından geçemeyen siyaset gerçek manada siyaset değildir, insanımıza hiçbir hayrı dokunmayacaktır. İçinde bulunduğumuz gemi metruk bir gemi değil, dev dalgalara cesaretle direnen iman ve irade gemisidir.
Basiret yoksunu siyaset zihniyeti pek çok badireye davet açacaktır. Önemli tehlike de budur. Basiret, hayatı ve siyaseti doğru okumaktır. Görüneni ve gösterilmek isteneni sezgi ve bilgi ile kavramak demektir. MHP ile Cumhur İttifakı'nın yapacağı budur. Fikir demek hayat demektir, siyaset demektir.
Ülkücü hareketteki nice serden geçti gönüller davamızın yükselişine her saha ve zeminde hizmet etmişlerdir. Allah hepsinden ve sizden razı olsun diyorum. İnsan muhabbet üzere yaşamalıdır. Hayatın manasını kavramak için sevgi ve saygının şart olduğunu bilmeli.
Şapkamızı önümüze koyup gelişmeleri doğru şekilde ele almaktayız. Doğru ne ise onu konuşmalıyız. Karşımızdaki meseleleri dürüstçe okumalıyız. İnsanlık iki sorunu çözememiştir. Bunlar birlikte yaşama ve bağlayıcı, ahlaki temel değer ve kurallara dayalı uluslararası düzen kurma sorunudur.
ABD'NİN TUTUMU KÜRESEL ÇETELEŞMEDİR
Yaklaşık 5 milyar insan huzursuzluk sarmalında, çatışma ve savaşların odağındadır. Trump'ın söylediği sözler çivisi çıkan dünyanın halinden başka bir şey değildir. Hukuku yapan devlet hukuku çiğnerse çeteden organize suç örgütünden farkı kalmayacaktır. ABD'nin tutumu küresel çeteleşmedir. Küresel kuruluşlardan kademeli çekilen ABD'nin insanlığın sonunu hazırlayan senaryolar inkarı zor bir gerçek olarak karşımızdadır.
TRUMP DÜNYAYI UÇURUMUN KENARINA SÜRÜKLEMEKTE
Petrol, doğal gaz, değerli maden ve mineraller çatışmaların, savaşların ve aşırı gerilimlerin hem vasıtası hem de motivasyonu haline gelmiştir. Buna su kaynaklarına erişim yollarındaki tıkanıklıklar da ilave edildiği takdirde dünyada aklıselim tamamen kaybolacaktır. Uyarıyorum, herkesi sağduyuya davet ediyorum; yaşadığımız çok vektörlü, çok matrisli, çok parametreli cepheleşmelerin aynısına birinci ve ikinci dünya savaşları öncesinde de tesadüf edilmiştir. Ve bu savaşların olağanüstü tesirleri günümüze kadar devam etmiş, halen de etmektedir. Akıl ve vicdan köprüsü yıkılan Trump’ın zincirleme çılgınlıkları, günbegün yayılan fütursuzluk ve pervasızlıkları dünyayı karanlık bir uçurumun kenarına kadar sürüklemiş durumdadır. İnsanlığın topyekûn yeni bir savaşa girmesi, dahası bunun nükleer silahlarla tahkiminin yapılması, ayrıca yönlendirilmiş enerji silahlarının, mikrodalga veya lazer ışınları kullanılarak hedeflerini etkisizleştiren silahların da kullanılması halinde olabilecekleri düşünmek bile korkunçtur.
ABD KÜRESEL JANDARMALIK YAPIYOR
Venezuela komplosu yalnızca bir testtir ve böylelikle tepkiler ölçülmüş, yakın geleceğin stratejik analizleri yapılmıştır. Şimdi sırayı bir NATO üyesi olan Danimarka’ya bağlı Grönland almıştır. Trump’ın, “bu sorunu ister nazikçe, ister sertçe çözeceğiz”, açıklaması yangına körükle giden bir sorumsuz ve şuursuzun dayatmasından başka bir şey değildir. Allah için söyleyiniz, ABD’nin fiilen üstlendiği küresel jandarmalık pozisyonunda beşeriyet aç hürler, tok esirler mevkiinde görülmeyecek midir?
Türkiye olarak her ihtimali sıfır hatayla ele almak, yüksek bir öngörüyle değerlendirmek, nitekim buna muvafık siyasi, askeri ve ekonomik tahkimatı sabır ve sebat içinde yapmak artık vatan, millet ve bekanın şerefidir. 19’uncu yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’na hasta adam yaftası vurmuşlardı. Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri’dir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD’nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir. Bu ülkenin Siyonist haydutluğa verdiği ve kumanda odası evenjelizmin felaket senaryolarıyla teçhiz edilmiş desteğini diri tutabilmek için Latin Amerika ve Ortadoğu’nun enerji kaynaklarını sömürme planı elbette son çırpınışlardır. Dünya ABD ve İsrail’den müteşekkil değildir. Birleşmiş Milletlere üye diğer 191 ülke meydanın boş olmadığını göstermelidir. Siyonizm’in atına binen nevzuhur kovboylar mutlaka bu attan düşerek ineceklerdir.
İRAN'DAKİ OLAYLAR TÜRKİYE İÇİN TEHDİT
İran’da para birimi riyalin rekor düzeyde değer kaybetmesinin ardından başkent Tahran’daki Tarihi Kapalı Çarşı esnafının 28 Aralık 2025 tarihinde başlattığı protestolar 16’ncı gününde kitleselleşerek ülke geneline yayılmıştır. Bu anlattığım madalyonun bir yüzüdür. Diğer yüzü ise İran’a yönelik organize ve çok aktörlü istihbarat ve emperyalist provokasyonlar, kumpas ve tertiplerdir. Mühim olan, dikkatle tefrik ve tefsir edilmesi gereken de bu yüzdür. İran’daki şiddet olaylarında çok sayıda kişi hayatını kaybetmiştir. Hem olan hem de olması gereken siyasi gerçekliğe bakarak diyebilirim ki, İran’ın huzursuzluğu, İran’ın bölünmüşlüğü, İran’ın sancı içinde kıvranması Türkiye’yi ve bölge ülkelerini her açıdan tehdit etmektedir. Komşu ülke İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğü, iç barış, istikrar ve huzur iklimi Türkiye için hayat memat konusudur. Hangi mihrakların devrede olduğunu, hangi planların uygulamaya geçildiğini, nasıl bir İran’ın hedeflendiği parkta oynayan çocuklara sorsak onlar bile itiraf ve ifade edeceklerdir. Buzdağının yalnızca görünen kısmına değil, su altında kalan bölümüne bakmak lazımdır.
İran’a neşter vuran, İran’ı felç etmek için örtülü operasyon yapan; siyasi, askeri ve ekonomik tehditlerle köşeye sıkıştırmaya çalışan mihrakların hüviyetleri belli, habis ve hayasız hedefleri bilinmektedir. Tehdit son derece tanıdık ve yakındır. Gezi Parkı olaylarıyla İran’daki malum olaylar arasındaki benzerlikler üzerine dikkatle düşünmenizi özellikle temenni ediyorum.
ABD ve İsrail’in, İran’a karşı saldırı pozisyonuna geçmesi, doğrudan müdahale amacıyla ülkenin daha da karışmasını gözlemeleri, daha doğrusu karıştırılmasını temin etmeleri az evvel bahsettiğim küresel konvansiyonel savaşa bir adım daha yaklaşmaktır. İran’daki olaylara siyasi, ahlaki, inanç, kültür ve komşuluk bağları gereğince mutlaka karşı durulmalı, karşı çıkılmalıdır. Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın Siyonist ve emperyalist kuşatma ve kurcalamayla alt üst edilmesi, etnik ve mezhebi fay hatlarının kırılarak husumet mevzilerinin çok daha güncellenip güçlenmesi hepimizin aleyhine olacaktır. Bu nedenle gün bir ve beraber olma günüdür. İran Türklüğünün olaylara soğuk ve mesafeli tavrı da ayrıca değerli ve tebrike layıktır. İran halkı emperyalizmin köstebek lider projesine ve siparişine müsaade etmeyecektir.
İran’daki traktörler de herhangi bir dış bağlantılı dayatmanın ve dalaverenin bozuk tarlasını sürmeye, böylesi bir şer oyuna alet olmaya, sonucu çok tehlikeli olan istikrarsızlığa çanak tutmaya yanaşmayacak, hiçbir yanlışa ortak olmayacak, hiçbir mütecaviz girişime kalkışmayacak, emperyalizmin taşeronu olmaya heves etmeyecek, gündeme bile almayacaktır.
TRUMP SDG'Yİ AYAK ÜSTÜ SATTI
Bakınız, Suriye’nin orasına burasına yuvalanan Siyonist alçaklık suyu bulandırmak, iç bütünlüğü yıkmak, iç bölünmeleri kışkırtmak için her yola tevessül ve teşebbüs halindedir. Halep’in Eşrefiye ile Şeyh Maksut mahallerini içine alan çatışmalar her açıdan düşündürücüdür. SDG/YPG yanlış üstüne yanlış yapmıştır. Halep oradaysa arşının Şam’da olduğu netleşmiştir. Trump ise ayaküstü bunları satmıştır. PKK’nın örgütsel varlığı feshedilmiş, silahlar bırakılmıştır. Bu terör örgütünün uzantısı olan SDG/YPG’nin de akıbeti aynı olmalıdır.
Bizim için yegane geçerli olan İmralı’nın 27 Şubat çağrısı barışa ve kucaklaşmaya davettir, üstelik bölücü terör örgütünün bütün yapılarını bağlamaktadır. SDG/YPG bundan bağımsız değildir, olması da mümkün değildir.
Görünen gerçek aynısıyla şöyledir: Özellikle Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm’in yandaşıdır, İsrail’in kuklasıdır, PKK’nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir. Hiç kimse, bilhassa DEM Parti Halep’te Kürt kardeşlerimize saldırıldığını, kanlarının döküldüğünü söyleyemez, söylese bile bunun inandırıcılığından bahsedilemez. Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır, acısı bizim acımızdır. Halep’te sivilleri canlı kalkan yapan, masumların arkasına saklanan, onları ölüme sürükleyen SDG/YPG’dir. Çok şükür Suriye ordusu sivilleri sabırla ve tam tekmil halinde tahliye etmeyi başarmış, onların kılına bile dokunmamıştır. DEM Parti yetkililerinin “Türkiye’yi uyarıyoruz” diyerek başlayan söz ve açıklamaları, SDG/YPG’yi aklama ve arkalama niyetleri hakikaten çok üzücü ve sorunlu bir dildir.
TÜRK’ÜN KANI KÜRT’E, KÜRT’ÜN KANI DA TÜRK’E HARAMDIR
Terörsüz Türkiye’nin adım adım gerçekleştirdiği bir süreçte her türlü fedakarlık yapılıyorken birden bire Halep gerekçesiyle sokaklara dökülmek, sivri dile saplanıp kalmak, Diyarbakır’dan İstanbul’a kadar meseleyi bağlamından koparıp istismar etmek hiç kimseye bir şey kazandırmayacaktır. Bilinmelidir ki, Türk’ün kanı Kürt’e, Kürt’ün kanı da Türk’e haramdır. Çünkü biz kardeşiz, biz kader ve keder ortağıyız. SDG/YPG’nin Ankara’ya davet edilip müzakere edilmesini istemek ya aceleye getirilmiş bir açıklama veya meseleyi kavrayamayan ve gerçekleri göz ardı eden bir akıl tutulmasıdır.
İsrail’in güdümündeki terör örgütüyle pazarlık nasıl olacaktır? Türkiye Cumhuriyeti böylesi bir zillete nasıl onay verecektir? Muhatap bellidir, PKK’nın kurucu önderinden başkası asla değildir.
DEM Parti’nin Türkiye partisi olma yönündeki demokratik ve dengeli mücadelesini görmekle beraber, eski hastalıkların tekrar ve zaman zaman bir kez daha nüksetmesinin sorumluluk ahlakıyla çatışacağını düşünüyorum.
Hatırlatmam maruz görülsün, fakat bu parti Türkiye’nin partisidir ve bu haliyle Türkiye’ye parmak sallaması asla ve kata meşru, masum ve makul görülemeyecektir.
Halep’te sükûnetin tesisi sevindirici bir gelişmedir. Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğü muhakkak korunmalıdır. SDG/YPG’nin muhatabı Suriye Cumhuriyeti devletidir, nihayet 10 Mart Mutabakatının zamanı dolsa da karşılıklı uzlaşma, yapıcı görüşme ve müzakerelerle İmralı’nın da çağrısı olan entegrasyon süreci tamamlanmalıdır. Tarih ve coğrafyayı birbirine bağlayarak barış kuşağının sıcaklığı milletimizin ve bölge halklarının bahtını ve yolunu açacaktır. İnancımız, irademiz, ümidimiz ve hedefimiz de bu şekildedir.
Uyuyan vicdanları deyim yerindeyse çekiç darbeleriyle uyandıracağız. Çoğulcu cehaletin tutsağı olanları mutlaka aydınlatıp ikna edeceğiz. Türk’ün kaderi Kürt, Kürt’ün kaderi Türk’tür diyeceğiz. Eli silahlı, eli kanlı, vicdanı lekeli, kalbi nasırlı teröristleri aramızdan çekip çıkaracağız. Türkiye’mizin ve bölgemizin telafisi mümkün olmayan bir yıkıma sürüklenmesini önlemek hepimiz için milli bir görevdir. Herkes üstüne düşen sorumluluğu, siyasi hesapları bir kenara bırakarak yerine getirmelidir. Biz herkesi Türk milletinin vazgeçilmez bir evladı olarak görüyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi milletimizin her evladına kapısını açıyor. Bu topraklara vatanım diyen herkese ocağını açıyor. Bu insanlara milletim diyen herkese kucağını açıyor.
"TEK BİR SES, TEK BİR NEFES OLACAĞIZ"
Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı, bu bayrak benim, bu ülke benim diyen herkese gönlünü açıyor. İçinden geçtiğimiz hassas ortam tahrik ve kışkırtmalara açıktır ve müsaittir. Bu nedenle önümüzdeki süreç dikkat, sağduyu ve akıl gerektirmektedir. Türk milleti müsterih olsun. Gönlünü geniş tutsun. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı çatışma için değil, kardeşlik için vardır. Ancak, milli varlık tehlikeye düşerse gereğini yapmaya da hazır olduğumuz kesinlikle unutulmamalıdır. Bayrağın gönderden indiği yerde, Bin yıllık kardeşliğin katledilmek istendiği anda; Maldan, mülkten ve candan vazgeçmeyen bin kere namerttir. Bu bizim Türk tarihine olan şeref borcumuzdur. Türk milletine olan namus borcumuzdur. Bu vatan sahipsiz değildir. Bu aziz millet çaresiz değildir. Bozgunculara, yıkıcılara fırsat vermeyeceğiz. İstismarcılara itibar etmeyeceğiz. Tahrik ve tertiplere dikkat edeceğiz. Tek bir ses, tek bir nefes olacağız. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı Türkiye için vardır.
Türk milletinin birliği, kardeşliği ve mutluluğu için vardır. Türkiye var olduğu sürece, Türk milletinin emrinde ve hizmetinde olacağız. İhanetlere karşı dikkat edeceğiz. Fitnelere karşı uyanıklık göstereceğiz. İstismara karşı temkinli olacağız. Tahriklere ise sabır, şuur ve azimle karşı koyacağız.
Türk milleti ilelebet var olacaktır. Çünkü kendisini onun bekasına adamış sevdalıları vardır ve buradadır. Terörsüz Türkiye hedefi, barış ve huzurla, demokrasi ve hürriyetle, sulh ve sükunla, kalkınma ve refahla, kaynaşma ve kardeşlikle bir ve aynıdır. Ve bu hedefe and olsun ulaşılacaktır. Başaracağız, yapacağız, yeni yüzyılın ikinci çeyreğinde huzurlu, güçlü, müreffeh, muasır bir Türkiye’yi Cumhur İttifakı olarak mutlaka inşa edeceğiz. Ahlak kuyularımıza zehir katanları affetmeyeceğiz. Büyüklük taslayan küçük insanları unutmayacağız. Her şey Türkiye içindir, herkes eşittir Türkiye’dir diyeceğiz.
Emeklilerin derdi derdimiz, beklentisi beklentimizdir. En düşük maaşı alan emeklilerimiz için elimizi değil gerekirse gövdemizi taşın altına koyarız. Emeklilerimizin sonuna kadar yanındayız.