İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Cezaevi'nin karşısındaki salonda yapılan duruşmada, 7 tutuklu sanık, 4 tutuksuz sanık, müştekiler ve tarafların avukatları hazır bulundu.

Bazı tutuksuz sanıkların bulundukları şehirlerden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandığı duruşma, sanıkların kimlik tespitinin yapılması ve iddianamenin okunmasıyla başladı.

Duruşmada söz alan tutuksuz sanık Mustafa Aktaş, davaya konu soruşturmada arama, el koyma, imaj alma gibi görevlerde bulunmadığını öne sürdü.

Suçlamaları kabul etmeyen Aktaş, FETÖ'yle iltisakının bulunmadığını savundu.

Duruşmaya katılan müştekilerden eski TÜBİTAK çalışanı Ali Sabri Şanal sanığa, isnat edilen suçların şifreli bir belgeden çıktığını ve bu belgenin şifresinin bir sanığın doğum tarihinden oluştuğunu belirterek, şifreyi kimin kırdığını sordu.

Sanık Aktaş, büro memuru olarak çalıştığını ve şifreyi kimin kırdığı hakkında bir bilgisi olmadığını savundu.

Tutuksuz sanıklardan Şerif Ahmet Can da operasyonun yapıldığı sırada izinden yeni döndüğünü belirterek, "Daha sonraki aşamalarda personel lazım olmuş, dijital inceleme tutanaklarında arkadaşlara yardım etmişiz. Ben de o dönem yeni memurlardan bir tanesiydim. 50 sayfalık dijital inceleme tutanağında imzam var benim. Neyi incelediğimi çok net hatırlamıyorum. Benim yaptığım işlem, minimum bilgisayar bilgisi olan insanların yapabileceği şeylerdi. Şifre kırma gibi bir bilgim yok." ifadesini kullandı.

- "Sahte delillerle sanık yapıldım"

Duruşmada tekrar söz alan müşteki Ali Sabri Şanal "Askeri casusluk" davasında sahte delillerle sanık yapıldığını belirterek, "Bu kumpası kuran ve sahte delilleri yaratanlardan şikayetçiyim. Bu davalarda kumpasla, zorla sanık yapılana kadar askeri ve sivil alanda ülkeme hizmet ettim. Suçluların adil bir yargılamayla belirlenip cezalandırılmasını arz ederim." dedi.

Müştekilerden Kubilay Şükrü Özdemir de kumpas davasında 6 sene yargılandığını anlatarak, "Vatanım için canımı seve seve feda etmek için yemin etmiş bir asker olarak, bana yapılan alçakça saldırıyı vatanımıza yapılmış bir saldırı olarak görüyorum. Sanıkların en üst sınırdan cezalandırılmasını istiyorum. Bunu sadece kendim ve ailem için değil, vatanseverler için istiyorum." ifadelerini kullandı.

Duruşma, diğer sanıkların savunmasının alınması için yarına ertelendi.

- İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, aralarında emekli Albay İbrahim Sezer'in de olduğu 63 kişi müşteki, eski emniyet müdürü Nazmi Ardıç'ın da aralarında bulunduğu 43 kişi ise sanık olarak yer alıyor.

İddianamede, 28 Nisan 2010'da yurt dışından gönderildiği anlaşılan bir e-mail ihbarı ile Vika, Dilara ve Gül isimli kişilerin liderliğindeki fuhuş çetesinin yurt dışından kadın getirterek zorla fuhuş yaptırdıkları belirtiliyor.

İddianamede, 2 ve 4 Ağustos 2010'da 155 Polis İhbar Hattı'na gelen ihbarla TSK içerisinde bir fuhuş çetesi olduğu, bu çetenin özel olarak kiraladığı evlerde temin ettiği kadınlarla üst düzey komutanların, subayların ve öğrencilerin fuhuş yapmasının sağlandığı yönünde iddialarda bulunulduğu bildiriliyor.

Bu soruşturma kapsamında o tarihte İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde görevli polislerin çeşitli arama, el koyma, yakalama, gözaltı, gözaltı uzatma, dinleme, teknik takip, dijital tespitleri, dijital inceleme tespitleri, kaset incelemesi gibi usule ilişkin konularda görev aldıkları belirtilen iddianamede, yürütülen soruşturma sonucunda ilgili savcılık tarafından İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığı belirtiliyor.

TCMB hükümete açık enflasyon mektubu gönderdi TCMB hükümete açık enflasyon mektubu gönderdi

"Askeri Casusluk" soruşturmasında çok sayıda kişi hakkında dinleme yapıldığı, usulüne uygun olmayan ve gerçeğe aykırı bazı tapeleştirmelerin yapıldığı, yine arama ve el koyma işlemi yapılan çok sayıda kişiye ait dijitallerin mevcut olduğu anlatılan iddianamede, bunların delil olarak toplanması, imajlarının alınması ve incelenmesinde çeşitli usulsüzlüklerin yapılması nedeniyle çok sayıda kişinin mağduriyetine sebep olunduğu aktarılıyor.

İddianamede, sanıkların bu usulsüz eylemleri FETÖ'nün emir ve talimatlarıyla yaptıklarına vurgu yapılıyor.

İddianamede, sanık Nazmi Ardıç'ın "kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği", "görevi kötüye kullanma", 48 kişiye karşı "iftira", 2 kişiye karşı "hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak", 35 kişiye karşı "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma", "devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme" ve "siyasal veya askeri casusluk" suçlarından toplam 247 yıl 3 aydan 1031 yıla kadar hapsi isteniyor.

Sanık Ahmet Davulcu'nun 35 kişiye karşı "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma", "görevi kötüye kullanma", "iftira", "kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği", "devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme" ve "siyasal veya askeri casusluk" suçlarından 178 yıl 9 aydan 874 yıl 6 aya kadar hapsi talep ediliyor.

İddianamede, diğer sanıkların da benzer suçlardan 6 yıl 3 ay ile 800 yıl arasında değişen sürelerde hapisleri isteniyor.

- Ne olmuştu?

Kapatılan özel yetkili İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, "şantaj ve askeri casusluk" iddialarına ilişkin emekli Albay İbrahim Sezer'in de aralarında bulunduğu 4'ü tutuklu 56 sanığın yargılandığı davada 45 sanığa çeşitli sürelerde hapis cezası vermişti. Sanıklardan 10'u hakkında beraat hükmü kuran mahkeme, bir sanığın dosyasının ayrılmasını karara bağlamıştı.

Haklarındaki kararlar onanan 25 sanığın avukatları, "Ergenekon" ve "Balyoz" davalarında kumpas kurulduğu iddialarına ilişkin bazı siyasilerin beyanlarını dikkate alarak, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesine yeniden yargılama talebinde bulunmuştu.

Davanın tüm sanıkları, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesi üzerine 6 Ocak 2014'ten itibaren Anayasa Mahkemesine "hak ihlali" yapıldığı gerekçesiyle bireysel başvuruda bulundu. Anayasa Mahkemesi de 9 Ocak 2015'te 44 sanığın "haklarının ihlal edildiği" yönünde karar vermişti.

Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi de kararın eline ulaşmasının ardından infaz aşamasında bulunan 44 hükümlünün infazının durdurulmasına ve bu sanıklar hakkında yargılamanın yenilenmesine hükmetmişti. Mahkeme, Anayasa Mahkemesi'nin "hak ihlali" yönünde verdiği kararın ardından yeniden görülen davayı 29 Ocak 2016'da karara bağlamıştı.

Dosya kapsamında toplanan deliller, sanık savunmaları, dijital delillerle ilgili bilirkişi raporu ve delillerin toplanmasındaki usulsüzlükleri dikkate alan mahkeme heyeti, sanıkların üzerlerine atılı suçları işlemediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle beraatlerine hükmetmişti.

Mahkeme heyeti, 15 Mart 2016'da ise "İstanbul'daki Askeri Casusluk" davasında, soruşturma ve kovuşturma aşamasında görev almış, hukuka aykırı delil toplayan, temin eden soruşturma ve kovuşturma makamları hakkında hukuki ve cezai sorumluluklarının tespiti amacıyla Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştu.